Demokratikleşme veya hesaplaşma

A+A-

Türk Silahlı Kuvvetleri dünya’nın en eski birkaç ordusundan biridir. Türk Kara Kuvvetleri’nin tarihi M.Ö. 209’da Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın ordusuna dayanmaktadır. O tarihten günümüze kadar devletler, Hanlar ve Sultanlar değişse de halk aynı, yani Türk halkı olduğu için bir devamlılık söz konusudur. Türk Deniz Kuvvetleri biraz geç kurulmuştur; zira Orta Asya da deniz olmadığı için Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden sonra kurulmuştur. Çaka Bey’in İzmir’de Beyliğini kurduktan sonra 1081’de kurduğu donanmayla başlamıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı da, Harbiye Nazırlığının bünyesinde kurulan Fen Kıtaları içerisinde yer alan Hava kısmının 1911’de kurulması Hava Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Tarihinde 16 büyük devlet kurmuş ve 70’e yakın önemli ve büyük savaş yapmıştır. Türklerin kurduğu en önemli ve sağlam kurumdur, aynı zamanda Türk halkının doğrudan içinde yer aldığı ve halkın oluşturduğu milli bir ordudur. Türk halkı ordusuna sadece sınırlarını, onurunu ve güvenliğini değil, cumhuriyetle birlikte aynı zamanda rejimi, lâikliği, çağdaşlığı ve Atatürk prensiplerini de emanet etmiştir. Türk Ordusu kötü günde de, iyi günde de halkının yanında olmuştur.
2002’den bu tarafa Türk olduğunu özellikle söylemekten kaçınan bir Başbakan’ın varlığından istifade ederek ve cesaret alarak kendilerini “Türkiyeli” olarak tarif eden bir güruh, demokratikleşme maskesiyle orduyla hesaplaşma peşindedir. Türk Silahlı Kuvvetleri var olduğu müddetçe Türk Yurduna, rejimine, bağımsızlığına ve Türkiye’nin Türk olma karakterine dokunamayacaklarını çok iyi bilen iç ve dış düşmanlar bu nedenle orduya saldırmaktadır. Kökü dışarıda olan, ilkokul mezunu ve çoğunun Türkçe dahi konuşamadığı cemaat, tarikat, zaviye ve tekke şeyhleri kendi çağ dışı hallerine bakmadan ordunun demokratikleşmesini alkışlıyor. Bu ilkokul mezunu imamların peşinden giden, müspet bilim yaptığı sanılan profesörler, gazeteciler, sanayiciler ve diğer bütün cemaat köleleri hep orduyu demokratikleştirmeye çalışıyor ve alkışlıyorlar. Yurt severler ordunun çağın gereklerine uymasına ve demokratikleşmesine karşı değil, üstelik destekliyorlar da, ama bu bahane ile ordunun yıpratılmasına ve saf yerine koymalarına tahammül edemiyorlar.
Türk Silahlı Kuvvetleri 1960 ihtilâli, 1971 muhtırası ve 1980 darbesinde demokrasiye bağlılığını ispat etmiştir; isteseydi kimse iktidardan uzaklaştıramazdı, ama kendilerine göre düzeni sağladıktan sonra iktidarı bırakıp demokrasinin devamını sağlamışlardır. İktidar meraklısı Latin Amerika ülkeleri ordularıyla kıyaslamamak gerekir. Türk ordusu 1952’den beri NATO’nun üyesidir, dolayısıyla dünyanın en güçlü orduları ve ülkeleriyle birlikte çalışmakta ve çağdaş değerlere maliktir. Aldığı eğitim ve disiplin anlayışıyla NATO’da önemli ve itibarlı bir yere sahiptir. Türk subayları iyi bir eğitim almakta ve dünyada ne olup bittiğinin farkındadır. Ortalarda demokrat gibi dolaşan çok sivilden daha iyi eğitimli, günümüzü daha iyi okuyan, daha çağdaş ve daha demokrattır.
AKP zihniyeti, yandaş medya mensupları, ne idüğü belirsiz liberaller, eski tüfek dönekler, iktidar yalakaları, çağdışı cemaat ve tarikatlar her ne hikmetse aynı deliğe bakıyorlar. Bunların hepsi demokrat oldu, diğerleri ise militarist. 2002’den beri olağan dışı bir dönem yaşamaktayız. İmamgiller ve Cem İpekçigiller aynı siyasi partiye oy veriyorlarsa bunu bir siyasi başarı olarak değil, incelenmesi gereken siyasi bir proje olarak değerlendirmek gerekir. Rahmetli Zeki Velidi Togan İngiliz ve Rus emperyalizmi arasındaki farkı belirtmek için şu örneği veriyordu: İngilizler işgal ettikleri ülkelere bir vali ve küçük çaplı bir askerle girerler ve yerel halkları yönetime katarlar, Ruslar ise girdikleri ülkelere büyük bir ordu, vali, mühendis, işçi, kapıcı ve mümkün olan her tarafa kendi adamlarını yerleştirirler...
Benzetmek gibi olmasın ama, AKP’nin gözünde üniversiteler, YÖK, Yargı ve polisten sonra sırada ordu mu var diye aklımızdan geçmiyor değil. Amaç gerçekten orduyu günümüz şartlarına uydurmak ve içindeki birtakım suç unsurlarını ve suçluları cezalandırmak ise, buna hiç kimsenin itirazı olmaz, ancak bu değişimi düşmanlık yapmadan gerçekleştirmek gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları