Denenmişi denemek (2)

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Ayrı egemenliğimizin kabul edilmediği bir ortamda yapılacak yeni bir anlaşmada başımıza gelecekleri yine Dr. Küçük’ün, Makarios’a yazdığı 12 Eylül 1961 tarihli mektuptan izlemeye devam edelim:
İkinci olarak, Bakanlar Kurulu’na sunulan konuların önce toplantıya gelen, toplantı boyunca izleyecekleri tutumu önceden kararlaştıran ve çoğunluğu oluşturan Rum Bakanlar tarafından tartışıldığı aşikardır. Böylece, Türk Bakanlara, Bakanlar Kurulu toplantılarında bulunmalarının sadece bir formaliteden ibaret olduğu izlenimi verilmektedir. Aslında, onların mevcudiyeti sadece bir amaca hizmet etmektedir; o da, anlaşmazlık konularında kendi görüşlerini dile getirme ve muhalefet oylarını kayda geçirme fırsatının kendilerine verilmiş olmasıdır.
Üçüncü olarak, belli politika meseleleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Türk  Bakanlara danışılmadan ve hatta haber verilmeden ele alınmaktadır. Birçok kez, bizim veto hakkımız olan konularda bile kararların alındığını yerli basının haber sütunlarından öğrendim. Buna en son örnek, Belgrad Konferansı’nda Bay Rossides ve Bay Kranidiotis’in Kıbrıs Delegasyonu’na dahil edilmeleridir.
Dördüncü olarak, Kamu Hizmeti Komisyonu görevini ifa etmede başarısız olmuştur. Komisyon üyelerinin zihniyetlerini bildiğimize göre, aynı Komisyon’un 70:30 oranını Kamu Hizmetinde  uygulamasını beklemek abestir. Dolayısıyla, Komisyona katkıda bulunmak yerine işlerini engelleyen üyelerin atanmasının durdurulmasının yasal olup olmadığı ciddiyetle dikkate alınması gereken bir konudur.
Beşinci olarak;
Bakanlarımız, Elçilerimiz ve yetkili diğer şahıslar sürekli olarak aşağıdaki gibi açıklamalar yapmaları oldukça cesaret kırıcı ve üzücüdür:
Kıbrıs halkı, “esas amaçlarını adalet, özgürlük ve self-determinasyona hizmet etmek olarak deklere eden uluslararası organizasyonlarda sesini yükseltmektedir. Fakat, halk mücadelelerine rağmen adalet bulmamış ve sesi cevapsız kalmıştır”.
“Kıbrıs’ın tüm halkı (tek bir vücut olarak) tarafından Başpiskopos Makarios ve General Grivas önderliğinde verilen bu mücadele maalesef önceden belirlenmiş amaca ve istenilen milli hedefe  ulaşmamıştır. Elverişsiz uluslararası şartlar yeni bir düzen yaratmıştır”.
“Bu başarılar tabi ki soyut değildir, ama mevcut gerçek arayış devrimizi tamamen kapatamaz”.
“Umutlarımız ve arzularımız, Zürih ve Londra Anlaşmaları çerçevesinde tamamlanmış değildir.”
“Barışçıl kampanyalar için bir kale ve başlangıç noktası elde ettik.”
 “Bu kalelerden, zaferi tamamlamak için mücadelemize devam etmeliyiz.”
“Bakan olmamın nedenlerinden biri, bu pozisyondan mücahitlerin çıkarlarına daha iyi hizmet edebildiğime inanmamdır”. ( “Mücahitler”, Yunanistanla birleşme hedefi doğrultusunda mücadelelerine devam etmek için kendilerini yeniden organize eden eski EOKA üyelerinin Kuruluşu anlamındadır).
Talat-Hristofyas görüşmelerinde, elde ne edersek edelim, kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Bu kez, AB üyesi Kıbrıs’a Türkiye’nin müdahale hakkı da olmayacaktır. Askersizleştirilmiş bir Kıbrıs’ta, gizlice silâhlanmış Rum çetelerinin hora teptikleri bir ortamda başımıza gelecekleri bilmemek mümkün değildir. Konumuza devam edeceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları