Deniz Feneri; Manisa'daki çiftçi

A+A-
Altemur KILIÇ

Almanya’daki “Deniz Feneri” ile  “Manisa’daki çiftçi” arasında ne münasebet var diyeceksiniz, ama bu iki olay, bir çırpıda, Türkiye’nin bugünkü durumunu özetliyor!
Frankfurt’taki Alman Mahkemesi yargıcı,  “Tarihin en büyük dolandırıcılık vakası” dediği davada aysbergin üzerindeki mahalli sorumluları ağır cezalara çarptırdı. Ama mahkeme kararında, “Bu işin asıl sorumluları, Türkiye’de” dedi ve RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 sorumlusu Zekeriya Karaman konusunda imadan öte ağır suçlamalar yaptı... Asıl ima, bu yolsuzluğun Başbakanlığa kadar dayandığı... Bu kesin sözler üzerine, nihayet, Türkiye’de de, soruşturma başlatıldı... Cevabı verilemeyen bir soru var; Almanya’daki tahkikat devam ederken, Alman savcının Türkiye’den istediği belge ve bilgiler neden gönderilmemiş? Sayın Adalet Bakanı  “İstenmedi” der, ama biz Alman savcının yalancısıyız... Bundan da öte, Başbakan’ın bu davaya ve sanıklara yakın ilgi göstermiş olması... Alman Büyükelçi’ye  “Bu dava ne zaman bitecek” diye sormuş. Herhalde insaniyet namına! Ama, acaba, Almanya’da yargılanan yüzlerce Türk’ten hangisine aynı ilgiyi gösterdi?
Bu yolsuzluk olayının ardından başka olaylar geliyor. Yumak, çorap söküğü gibi çözülüyor! CHP ve  “ayaklarına basılan”  medya bir defa bunları ortaya çıkarmayı iş edinmesin... Kurtuluş yoktur... Böyle dedim, ama başından beri yazdığım gibi iki taraf, yani AKP ile malum medya, paçaları sıkışınca, “yüksek” çıkarları için, önce “mütareke” yapar, sonra da “barışıverirler”! Mehmet Barlas, galiba, bu “arabuluculuğa” soyundu gibi! Bir zaman sonra, Ertuğrul Özkök, Başbakan’ın uçağının ön kanepelerine oturursa şaşırmayın!
Fakat, CHP-Deniz Baykal öyle kolay lokma değiller... Hele Kemal Kılıçdaroğlu, hiç değil. Tam tuttuğunu koparan eski bir Maliye Müfettişi. Bu işleri iyi biliyor ve belgelere göre konuşuyor.
Bugün yapılacak TV “düellosunda” bakalım onun “kılıcı” -gerçekleri- Mir Dengir Fırat’ın demagojisine galebe çalacak mı?
Eski bir fıkra vardır: Adamın biri, eşinden şüphelenirmiş. Peşine özel detektif takmış. Detektif ertesi gün gelmiş: Karınız bir adamla buluştu. “Eee?”... Bir odaya girdiler...  “Eee?” Soyundular. “Eee?”... Ve yatağa girdiler... “Eeee?” Elektriği söndürdüler, daha fazlasını göremedim!
Koca hayıflanmış, “Tüh be bir türlü emin olamıyorum ki” diye!


Aydınlanma
“Deniz Feneri” çoktandır bildiğiniz bir şeyi daha aydınlattı; Devletteki ve de yolsuzluk olaylarındaki “kadrolaşmayı”, dinimizin ve gizli olması gereken “sevabın” siyasete nasıl alet edildiğini!
“Deniz Feneri” sönse bile, bütün bunları aydınlatmayacak mı? O “koca” kadar, budala olamayız!
Manisa’daki çiftçi
Manisa’da Süleyman Aksu adlı AKP’li bir çiftçi, oraya nutuk atmaya gelen eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’a, çiftçilerin perişan hallerini anlatmaya çalışmış ve Arınç öfkelenerek, çiftçiye, “Yalan söylüyorsun” diye fırça atmış ve Süleyman bey yaka paça salondan çıkarılmış...
Çiftçilerimizin, gittikçe daha da perişanlaşan halleri malûm.  Başbakan’ın, her fırsatta çizdiği pembe tablolara ters düşüyor. Ama Başbakan’ın tepkisi: “Ananı al git” ... Tarım Bakanı’nın cevabı: “Gözünüzü toprak doyursun”. Ve Arınç göz göre, hem de AKP’li bir çiftçinin yalan söylediğini iddia edebiliyor!
Sadece çiftçiler değil, esnaf, tüccar, fabrikatör, herkes velhasıl piyasa perişan! AKP’ye oy verenlere ve önümüzdeki seçimlerde de, “sadaka mukabili” ve inançları gereği, gene oy vereceklere; “Size müstahaktır” diyeceğim, ama kıyamıyorum! 
“Her millet, layık olduğu hükümeti bulur”  demiş Montesquieu. Ama ben, Türk milletinin, AKP iktidarına layık olduğuna inanmıyorum!
Ziya Paşa’nın “Terkibi Bend” inden:
“Sen, herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın”!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları