Denktaş’ı hangi yüzle anıyorlar?

İsrafil K.KUMBASAR

Türk dünyası, ‘karartılan’ yarınlarına ışık saçan bir meşalesini daha kaybetti.
Hayatını Kıbrıs Türklüğünün varoluş mücadelesi için adayan büyük Türk milliyetçisi Rauf Denktaş, ne acıdır ki ömrünün son demlerini kendisini ‘sağlığında’ yok etmek isteyen işbirlikçilere karşı mücadele halinde geçirmek zorunda kaldı.
Kurucusu olduğu ‘bağımsız’ Türk devletine son vermeyi amaçlayan ‘Annan’ kod adlı ‘teslimiyet’ planını elinin tersi ile itince, biranda ‘çözümün önündeki engel’ olarak ilan edilen Denktaş’a karşı eşi benzeri görülmemiş bir ‘etkisizleştirme’,’itibarsızlaştırma’ ve ‘aşağılama’ operasyonu başlatıldı.
Kıbrıs Türkleri, “Yes be annem”  sloganı eşliğinde yürütülen kampanyalar ile kandırılarak, ihanet planına “Evet”  oyu vermeye zorlanırken, gerçekleri anlatmak için Türkiye’ye gelen Denktaş’ın vermek istediği konferanslar engellendi,  “Gitsin siyaseti Kıbrıs’ta  yapsın” sözleri ile adeta anavatanından kovuldu.
‘Toros’ kod adı ile Türk Mukavemet Teşkilatı’nda bir numaralı mücahit olarak kaydı bulunan Denktaş, eğer ömrü vefa etmiş olsaydı, ‘terör örgütü lideri’ olarak kendisini yargının karşısında bulacaktı.

 

***


Tarih, sonunda Denktaş’ı haklı çıkardı.
Kıbrıs Türkleri, daha sonra kandırıldıklarını anlayarak ‘Denktaş’ın tezlerini’ savunan partiyi yeniden iktidara taşıdı.
AB’den istediğini alamayan Türkiye’deki iktidar da yeniden ‘Denktaş’ın tezlerine’ dönmek zorunda kaldı.
Bugüne kadar Denktaş’a etmedik hakareti bırakmayanlar, şimdi arkasından ‘yapmacık’ ağıtlar yakıp, ‘timsah’ gözyaşları dökmeye başladılar.
Denktaş karşıtı kampanyaların perde arkasındaki mimarı olanTayyip Erdoğan, yayımladığı taziye mesajında aynen şu ifadeleri kullanıyordu:
- “Milletimiz gerçek bir kahramanını yitirmiştir. Denktaş, KKTC’nin kurulmasında ve Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarının en güçlü şekilde savunulmasında unutulmaz bir liderlik sergilemiştir. Denktaş’ın idealleri, uğruna hayatını vakfettiği KKTC topraklarında ebediyen yaşayacaktır.”
Oysa, AB’den müzakere tarihi alma uğruna ‘KKTC’nin bağımsızlığının’ satışa çıkarıldığı günlerde, Erdoğan ile dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, kayda alınan gizli telefon görüşmesinde, bakın neler konuşuyorlardı:

***


Erdoğan: Şey noktasında da bence 1 numarayla fazla dalaşma.
Talat: Kiminle?
Erdoğan: Yani 1 numarayla, 1 numarayla.
Talat: Haaa. Yok. Şimdi bakın.
Erdoğan: İlkeyi, ilkeyi koyuyorsun ortaya ya. Bak şimdi bana sordular bu akşam, ben şunu söyledim.
Talat: Dinledim, dinledim.
Erdoğan: Ha dinledin değil mi. Yani o bir şeyi savundu. Halk da yüzde 65’le karşısına dikildi. Olay budur.
Talat: Şimdi benim bütün maksadım şu: Bir kere Denktaş’la bu yeni diplomatik atak süreci sürdüremeyiz.
Erdoğan: Zaten o artık.
Talat: Çünkü o insan orda. O orda olduğu sürece, resmin ortasında, bence kimse bize rağbet etmez.
Erdoğan: Mehmet Ali Bey, ben size bir şey söyleyeyim mi? Artık o bitmiştir.
Talat: Evet. Yani onu. Şey. Kaale almayacağız. Başka çaremiz yok.
Erdoğan: Ama artık onu sizin söylemenize gerek yok. Şu anda o artık muhatap olmaktan bile çıkmıştır. Dünyada o bütün itibar kaybına girdi. Bitti o.
Talat: Doğru, doğru, tamamdır.

***


Son nefesinde bile  “Burası bağımsız bir cumhuriyettir”  diye haykıran büyük dava adamı Rauf Denktaş, işbirlikçilerin bütün oyunlarına rağmen ‘milli bir kahraman’ olarak tarihteki yerini aldı.
Doğduğu topraklarda ‘bayrağı’ indirmemek, ‘ezanı’ susturmamaktan başka bir suçu olmayan o kahramanı yok etmeye çalışanlar ise, şimdi cümbür cemaat arkasından saf tutmaya kalkışacaklar.
Hangi yüzle?

 

NOT: İsteyenler Google’a girip “Erdoğan Talat telefon görüşmesi” yazarak, konuşmanın ses kaydının tamamını dinleyebilirler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş