Derin devlet paranoyakları!

Özcan YENİÇERİ

Paranoyakların, meydana gelen her olaya inanılmaz anlamlar yüklemek ve olguları esrarengiz bir şekle büründürmek gibi özellikleri vardır. Bu konuda yazılmış bir eserde paranoyak davranış şöyle anlatılır: “Metroda iki gün üst üste aynı kişiye rastlayan bir paranoyak, takip edildiğine kâni olur. Şayet metrodaki şahıs bir başkasına selam verirse, bir takip şebekesinin varlığı kanıtlanmış olur” . Türkiye’de tam da bu tür davranan bir derin devlet paranoyaklığı her yanı sarmıştır. Yaygın medya ülkede vuku bulan bütün siyasi cinayetleri, sabotajları, suikastları ve toplumsal eylemleri açıklayan tek kavram olarak derin devleti kullanıyor.
 Halbuki meydana gelen olaylar dış servislerin istikrarsızlık üretmek amacına yönelik faaliyetleri olabileceği gibi, çıkar amaçlı, adi ya da ideolojik karakterli de olabilir. Elbette iktidarı güçsüz göstermek amacına yönelik olarak bazı cinayetlerin işlenmesi de mümkündür.
Ancak bütün bunları göz ardı ederek NATO, Gladio, İttihat ve Terakki, Teşkilat-ı Mahsusa, Jitem, Susurluk, Yeşil gibi kavramlarla derin devlet açıklamaya kalkmak olayı basite almak demektir. Köklü, büyük deneyim ve birikimlerin ürünü olarak tarif edilen bu “derin devlet”in bu denli acemi ve çocukça eylemlere kalkışması düşünülebilir mi? Son olaylardan sonra Genelkurmay Başkanı “TSK Suç örgütü değildir!” demek zorunda kalmıştır. EOKA, PKK ve Barzani ağzıyla konuşarak bu ülkenin ordusu ve şerefli mensupları hakkında güvensizlik uyandırmaya çalışmak kimin işine yarayacaktır?
Sakın, bütün bu olup bitenler “Türk halkının en güvendiği kurum TSK’dır” diyerek bunun “demokrasiye uygun düşmediği” ni söyleyenlerin marifeti olmasın! Bu tür iddia, itham ve söylemlerin temelinde “Türk halkının TSK’ya olan güvenini sarsmak” gibi saklı bir amaç bulunmasın? Sahi bütün bu cinayetlerin ardında “AB’nin derin devleti” olmuş olmasın! Bu saldırılar esasta, Türkiye’yi tam üye yapmamak için “Türkiye’nin demokrasiye elverişli olmadığı” nı kanıtlamaya yardım etmek amacına yönelik olarak düzenlenmesin!
 Bütün bu ve buna benzer yüzlerce ihtimal ortada dururken, adamlar kurulmuşlar televizyonun karşısına, bir söylentiyi, diğer başka bir uçuk hikâyeyle birleştirerek “Hizbullah’ı derin devletin kurdurdu” ğunu, hızını alamayıp “PKK’yı da Derin Devletin kurdurduğunu” hatta koruduğunu anlatıyorlar! Bütün siyasi cinayetleri, mitingleri, ayaklanmaları ve darbeleri bir ucundan derin devletle ilişkilendiriyorlar. Hatta saçmalıkta zirveyi zorlayan bazı köşe yazarları; sınır ötesi operasyon için TSK’nın “içeride darbe yapamamasının intikamını dışarıda sınır ötesi operasyon yaparak alıyor” diyecek kadar haddi aşıyorlar. O, malum stratejistler “derin” söylemini sınır ötesine taşıyarak, Dağlıca baskınını “Derin PKK yapmıştır” diyerek müthiş(!) analizlerinin altına imza atmış oluyorlar. Televizyonlarda tam bir “körler sağırlar birbirini ağırlar” türünden birinin söylediğini diğerinin tasdik ettiği komedi şeklindeki konuşmalarla, kamuoyunun dikkatleri kaydırılıyor.
Ekranlar derin devlet paranoyaklarından geçilmiyor. İspatı mümkün olmayan, test edilemeyen ve sorumluluk üretmeyen hayali senaryolar yazılarak bunlarla kamuoyunun idraki kirletiliyor. Olayları ekranlardan anlatanlar, sanki kendileri de bu çetelerin içindeymiş edası içinde, yüzde yüz kesinlik ifade edecek türden konuşmalar yapıyorlar. Aslında bir cinayeti “Kontr Gerilla”, “Yeşil” ya da “Derin Devlet yaptı” demek, gerçekte o olayı örtbas etmek anlamına gelir. Soyut, hayali, içi, ucu, kimliği, kişileri belli olmayan bir kavramdan olanı biteni sorumlu tutmak, olayın gerçek faillerini korumaktır.
Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’de “derin devlet” söylemcilerinin amacı cinayetleri ve çeteleri bahane ederek bir takım kavramları ve kurumları mahkûm etmektir. Her lazım olduğu yerde “nerede bu devlet” diye bağıranlar, sıra cinayetlere geldiğinde  “eureka”  buldum edası içinde “derin devlet”e sarılıyorlar. Nerededir bu derin devlet, bir göreniniz var mıdır? İn midir, cin midir? Üç beş kişinin ürettikleri çeteler midir? Bir tür UFO mudur? Nedir bu derin devlet açıklayın da herkes anlasın! Nasıl oluyor da bu kadar korunduğunu, köklü ve örgütlü olduğunu söylediğiniz derin devlet kendi adamını, hatta kendisini koruyamıyor. Kendisini koruyamayan bir derin devlet olabilir mi? Eğer böyle bir derin devlet varsa, ondan korkmak için herhangi bir neden olabilir mi? Sizin bu yaptığınıza Türkçe’de “sineğin kanadından yağ çıkartmak” denir!
 Derin devlet bilimcileri, biliyorsanız sağlam kanıtlarla olguyu ortaya koyun! Bilmiyorsanız, bırakın gizemli senaryolar yazarak milletin kafasını karıştırmayı da şu mahkemelerin sonucunu bekleyin!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş