Dershane ve iktidar

Özcan YENİÇERİ

On bir yıldır tek başına olmanın verdiği özgüvenle iktidar, toplumu kendine göre biçimlendirmeye çalışmaktadır. Bu amaçla iktidar eğitimden inanca, ekonomiden tarihe, kültürden devlete her alana müdahale etmektedir. AKP, iktidar olmanın kendisine her alanda, her şeye, her biçimde müdahale etme hakkı verdiğini düşünmektedir. Bu anlayışa siyaset literatüründe totaliter iktidar denmektedir.
Bu iktidarların ortak özelliği her alana müdahaleyi kendilerinde hak olarak görmeleri, tek yanlı, tepeden inmeci, bürokratik ve dayatıcı olmalarıdır. Totaliter iktidarlar gerçeğin ve gerekliliğin tekelini ve amansız kanunlarını ellerinde tuttuklarını düşünürler.
Toplumsal yapıda köklü dönüşüm ve reform gerektiren değişiklikleri ancak totaliter iktidarlar, tek yanlı, hazırlıksız, plansız, dayatıcı bir biçimde uygulamaya sokmakta sakınca görmezler.
Dershane tartışmalarını bu zaviyeden irdelemek gereklidir.
Dershaneler konusunda öngörülen köklü değişikliklerin, sebep olacağı sorunlar dikkate alınmadan uygulamaya sokulması, sorunu ortadan kaldırmaz daha da karmaşıklaştırır.
Kesintisiz eğitim sisteminin ürettiği devasa sorunların altından henüz kalkamamış olan Milli Eğitim, bu defa da dershaneler sorununa el atmıştır. Hâlbuki dershaneler kapsamlı, çok boyutlu ve sosyolojik bir sorundur. Dershanelerin eğitimle ilgili olduğu kadar, ekonomik, güvenlik ve sosyal boyutu da vardır.
Dershanelerle ilgili olarak radikal değişikliklere gidileceğinin açıklanmasından önce, gerekli ön çalışmalar yapılmalıydı. Dershanelerin dönüştürülmesi, fonksiyonları ve neden olduğu sorunlar konusunda geniş kapsamlı ampirik araştırmalar ve bilimsel çalışmalar kamuoyuyla paylaşılmalıydı. Dershanelerin hangi eğitim açığından kaynaklandığı; sivil toplum kuruluşlarını ve kamuoyunu ikna edici şekilde ortaya konulmalıydı. Dershanelere olan talebin nedeni tespit edilerek bu talebin özel ya da mevcut okullar içinde nasıl giderileceği ayrıntılarıyla ortaya konulmalıydı.
Dershanelerin dönüştürülmesinin başarısı dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkaracak bir eğitim sisteminin devreye sokulmasıyla mümkündür. Bu da ancak dershanelerle ilgili tarafların katılımcı ve ortak çalışmalarıyla mümkün olabilirdi. İktidar; dershanelerle ilgili olarak üzerinde çalışılan sorunun ne olduğunu ortaya koymalı, dönüşüm yetenekleri olan dershaneleri tespit etmeli ve dershanelerin neden olduğu ya da dönüştürülmesinin neden olacağı sorunları nasıl telafi edeceğini ortaya koymalıdır.  
Kaldı ki dershanelerle ilgili olarak atılacak adımın doğruluğu, ancak sorunun doğru teşhis edilmesiyle mümkündür. Teşhisi doğru olmayan sorunların çözümlerinin de doğru olmayacağı açıktır. Sorun, sorunu etkileyen nedenler, soruna neden olan süreçler ve sonuçlar belirlendikten sonra çözümlenmeye geçilmesi gereklidir.
Dershanelerle ilgili olarak iktidarın aniden dile getirdiği radikal, köklü ve kapsamlı değişiklikler bu kurumların dönüştürülmesi için yeterli zamanı da öngörmemektedir.
Diğer yandan dershaneler sorunu; liselerdeki eğitim, sınavlar, orta ve yüksek öğretime geçiş sistemiyle yakından ilişkilidir. Bu yüzden dershaneler sorunu; sınavlar, orta ve yüksek öğretime geçiş sistemleri, okullarda eğitimin kalitesi ile birlikte bir bütün olarak ele alınması şarttır.
Büyük kitlelerin ve gelecek nesillerin hayatını etkileyecek sorunlar ani, ayaküstü ve üstün körü verilen kararlarla çözemez. Bir milletin geleceğini ilgilendiren böyle bir konunun “kapatılacaktır-kapansın” biçiminde ele alınması ufuksuzluktur, dar görüşlülüktür. Doğru iş aynı zamanda doğru yöntem, doğru zaman ve doğru iklimi de gerektirir. Nesillerin kaderini etkileyecek konular  tepeden inmeci ve dayatıcı anlayışları kaldırmaz.
Dershanelerin kapanması hususunda iktidar ön yargıyla karar vermiştir. Kapanma kararından etkilenecek tarafların görüşleri alınmamış, konuyla ilgili gerekli çalışmalar yapılmamış, kapanmanın neden olacağı sonuçlar ve kapanmanın meydana getireceği eğitim açığının nasıl giderileceği ortaya konulmamıştır. Dershanelerin kapatılacağı açıklandıktan sonra bakanlığın ve ilgili tarafların görüşlerinin alınmaya çalışılmasının ise çalınan minareye kılıf uydurma faaliyeti olmanın ötesinde bir anlamı yoktur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş