Dersimiz Dersim...

A+A-
Altemur KILIÇ

Son zamanlardaki Erdoğan-Kılıçdaroğlu tartışmalarına Dersim damgasını vurdu. Kılıçdaroğlu’nun Dersim kökenli olmasından dolayı Erdoğan, CHP döneminde oluşan Dersim isyanındaki olayları CHP’nin şimdiki Genel Başkanı’nın yüzüne vurmak istiyor.
Dersim ve Dersim isyanı konusunu anlatmaya başlamadan önce “arka planı” verelim...
Arazisi çetin ve nüfusunun çoğunluğu Alevi olan Dersim bölgesi, 19. yüzyıldan beri devletin başına büyük badireler açmış, Cumhuriyet’ten sonra da 1925-26’da ve 1927’de Koçuşağı aşiretinin ayaklanmaları tenkil edilmişti. Bu harekete Albay Mustafa (Mustafa Muğlalı Paşa) büyük bir dirayet göstermişti. Muğlalı Mustafa’nın 1950’de çok partili rejim başladıktan sonra Dersim’deki (Tunceli) son 1937-38 ayaklanması, devletin bölgede nizamı tesis etmek için aldığı bir dizi enerjik tedbirde, Tunceli-Elazığ ve Bingöl’ü kapsayan bölgede Dördüncü Umumi Müfettişliğin kurulması, Umumi Müfettişlik görevine General Abdullah Alpdoğan’ın tayini ve sıkıyönetim ilanı etkili oldu ki; bir taraftan reform bir taraftan temizlik harekâtına başlanması, bölgedeki şeyh ve ağaların otoritelerini sarsmış ve onları rahatsız etmişti. Buna karşı hazırlanan isyan hareketinin başı da Seyit Rıza idi. Rıza, 1937 Mart ayının sonlarında bölgedeki karakolları basarak isyanı başlatmıştı. Buna karşı TSK, hava kuvvetlerinin de katkısıyla asileri 16 Eylül 1938’de tamamıyla tenkil etmişti. Bundan sonra, daha önce de kötü hatıraları olan Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi.
David McDowall, Kürtler ve Kürtçülük konusunu işlediği “Kürtler” adlı kitabında, Dersim isyanının, “Kemalist devlete karşı son aşiret isyanı olduğunu” yazar. McDowall’ın başka ilginç yorumu da şudur.
“Dersim’den sonra Kürt milliyetçiliği ile İslamcı Kürt hareketlerinin yolları ayrılacaktır. 1950’de çok partili rejim başladıktan sonra şeyhler genellikle taraftarlarını İslâmi veya sağcı partileri desteklemeye teşvik etmişler, Kürt milliyetçileri de Türk solundan destek almışlardır...”



Dersim ve Ağrı’dan sonra
1938’de Kürt isyanlarının sonuncusu Dersim (Tunceli) isyanının Türk ordusunun başarılı operasyonları neticesinde bastırılmasından sonra 1970’li yılların sonuna kadar mahalli eşkıyalık olayları dışında, önemli Kürt başkaldırıları olmamıştır. Ama gene de devlet, ordu ve istihbarat birimleri bu bölgedeki Kürtçülük hareketlerine karşı teyakkuz halindeydiler. Bir takım kıpırdanmalar oluyor ve yakından izleniyordu. Atatürk ve İsmet İnönü bu konuda çok duyarlı idiler ve bölücülük hareketlerine müsait zemin bırakmamak için Doğu’ya, Güneydoğu’ya özel tedbirler ve yatırımlar götürülmesini öngörüyorlardı.



Baytar Nuri Dersimi
Dersim isyanında ilginç bir kişi vardır, sonra da Ağrı isyanında önemli rolü olan, Türk ordusunda yüzbaşı rütbesine yükselen “Baytar” Nuri Dersimi...
Dersim isyanlarında, sonra da Ağrı isyanında önemli rolleri olan Nuri Dersimi’nin hayatı ve sonra kitap halinde yayınlanan anıları, Kürt gençliğine öğütler, bugünkü Kürt sorununun gerçek ve tarihi boyutlarını gösterir. Baytar Nuri’nin yazdığı ve ilk defa 1952’de Halep’te basılan sonra Komkar örgütü tarafından Almanya’da yayımlanan, son olarak ise 1992’de Diyarbakır’da Dilan Yayınevi tarafından bir şekilde basılıp dağıtılan “Kürdistan Tarihinde Dersim” kitabı, ayrılıkçı Kürtçülerin zihniyetlerini, Türkiye’ye ve Türklere karşı sönmez kinlerini göstermesi bakımından ilginçtir.
Kürtlerle Ermeniler arasındaki düşmanlığı tarihi bir yanılgı addeden ve Dersimlilerin aslında Ermenilere çok yakın olduklarını, sadece Ermenilerden kız aldıklarını söyleyen Nuri, Dersim Kürtlerinin Birinci Dünya Harbi esnasında Ermenilerle işbirliği yaptıklarını ve bu Alevi Kürtlerin Rus kuvvetlerine de yardımcı olduklarını itiraf ediyor. Hatta söylediğine göre, 1877-78 ve 1893 Rus-Türk savaşlarında da Dersim Kürtleri hem Ermeni çetelerine, hem de Rus kuvvetlerine yardımcı olmuşlardır. Nuri Dersimi, bölgedeki Alevi Türklerin de Alevi Kürtlerle kız alıp verdiklerini, hatta Koçgiri hareketinde Dersimlilerle birlikte hareket ettiklerini ve de “Kürtleştiklerini” yazıyor.
Baytar Nuri’nin, Kürt gençlerinin Kürtçe bilmediklerinden yakınarak Türkçe olarak “Kürt Gençliğine Hitabı” bir ibret belgesidir.
Hitabına “Ey Kürt Genci! Ey asırların zulmünü istihkar eden civanmert milletin oğlu” diye başlıyor ve sonunda gençlere “intikamı” vasiyet ediyor; “Hürriyet ilahına sunduğumuz binlerce kurbanlar, kendileri için sizden bir türbe istiyorlar, hatıraları için bir abide bekliyorlar. Bu abide, hür ve müstakil Kürdistan’dır! Bu abide milletler camiası arasında mevkiini ihraz edecek (alacak) olan müstakbel Kürt Devleti’dir” diyor...
Dersim konusunda bu pazar yerim bitti. Yakında Yeniçağ’da tefrika edilecek “Büyük Kürdistan” dizisinde bu konuya ibret olsun diye devam edeceğim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları