Derwishler için ‘doğru karar vermek’ zamanı

İsrafil K.KUMBASAR

WikiLeaks’in biraz da ‘malum-u ilan’ kabilinden ortaya döktüğü belgelere bakıp da insanın iç çekmemesi mümkün mü?
‘Esas oğlan’ın başkalarının gölgesini ‘kendi öz gücü’ sandığına mı yanarsınız, cami cemaatini avutmaya matuf girişimleri ‘yeni dış politika’ diye yutturma çabalarına mı?
Tabii asıl yanmamız gereken şey, ‘toplumsal hafızamızın’ ne denli zayıf olduğudur.
Kupon karşılığı ‘elbiselik kumaş’ dağıtanların, gazetelerine abone olanları ‘emekli edeceklerini’ vaat edenlerin, dağ başlarını ‘cennet misali siteler’ diye pazarlayanların siluetlerini çabuk unuttuk.
Belleğimize öyle formatlar atıldı ki, ‘her taşın altında bir asker’ arar olduk da; tutup ‘anti-tez’ geliştirenlerin kaçının ‘NATO tezgâhından’ geçtiğini, ‘hangi postların’ vaktinde ‘postal’ giymişlerce işgal edildiğini sorgulamayı akıl edemedik.
Vaatler ve vaazlar yoluyla birkaç kuşağın kafasına ‘Amerikan rüyası’ işlendi. Onun nasıl da bir ‘Osmanlı kopyası’ olduğu, ‘cihan devleti’ unvanına en yakışan memleket görüldüğü işlendi durdu.
Ve nihayet belgeler gelip de ‘zülfüyare’ dokununca, ister istemez ezber bozuldu.

* * *

Gömleksiz ‘Derwish’lere şöyle bir göz atınız.
Büyük bir çoğunluğu, daha körpecik birer öğrenciyken  ‘ilim ve fen’ile donanmak için yurt dışına gittiler, gönderildiler.
Ama gelin görün ki, layıkıyla bir tek ‘bilim adamı’ çıkmadı içlerinden. ‘Bir tek formalık kitapları’ yeryüzündeki kütüphanelerin raflarında yer almadı.
‘Ödüle boğulanları’, ‘pohpohlananları’oldu, fakat ‘Anadolu topraklarına’çakılmış bir çivilerini gören, duyan çıkmadı.
Arkalarına Washington rüzgârını alıp patır patır kuruldular ‘hazır nimetlerin’ başına.
Üstelik emsali görülmemiş bir nankörlük örneği göstererek, “80 yıldır bu ülkede korku hüküm sürüyor. Güçlülerin hukuku hâkim kılınıyor” teraneleriyle.
Onlara göre her şey ‘komplo’ idi. Her taşın altında ‘derin bir güç’ vardı. Cümle âlem bu ‘derin güç’ ve ‘korku’ ile dizginleniyordu. Herkes ‘kullanılıyordu’, herkese ‘ayar’ veriliyordu. Bir tek ‘kendileri’ işin farkındaydı.
Ama gelinen nokta, aslında kendilerinin nasıl bir ‘yaş tahtaya’ bastıklarını açıkça ortaya koydu.

* * *


Yüzüstü kalakaldılar, sanal dünyada ‘ucu gösterilen’ belgeler karşısında.
Aslında, “ABD, büyütüp beslediklerini, biraz huysuz çıktıkları için cami avlusuna terk etti” demek mi daha doğru olur?
O yüzden de topu bir İsrail’e, bir ABD’nin içindeki ‘derin yapıya’ atıp duruyorlar.
Zat-ı âlilerinin ‘cin’ya, bir ‘kumpasa’gelmeleri, ‘kullanılmış’ olmaları mümkün değildir. Bu konuda şerbetlidirler. ‘Basiret’ sahibidirler, gerekirse ‘devleti’, ‘vatanı’, ‘bayrağı’, ‘bağımsızlığı’ bile gözden çıkarırlar, ama ‘kendilerini’ kullandırtmazlar.
Dikkat edin, belgelerin ne ‘içeriklerine’ karşı diyecekleri var, ne de oturup ‘özeleştiri yapma’ ihtiyacındalar.
Dillere pelesenk edilen tek savunma cümlesi, “Bu birilerinin oyunu.” 
Hadi ya, çuvallar dolusu belgenin ‘bir maksada dönük’ olarak sızdırıldığı kimsenin aklına gelmedi zaten. ‘Cin’olarak sadece siz akıl edebildiniz.
Bırakınız “Kimler, neden sızdırdı?” teranelerini de, “Köprüler neden atıldı?” ona cevap veriniz.
Daha doğrusu, pazarlığı ‘kim’ bozdu?

* * *


‘Derwish’-i azamlar, ciddi ciddi ‘çatallı yol ağzına’ gelip dayandı.
Aslında bu onlar için de bir şans. Ya samimiyetle millete ‘ikrarda’ bulunup, ‘yolu’ doğrultacaklar. Yahut, “Bu saatten sonra yapacak bir şey kalmadı” diyerek, yeniden Washington’un eteğine yapışacaklar.  Gerisi ‘magazin’ haberdir, okunmasa da olur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş