Destiyi kıranlar ayırt edilmeli!

A+A-
Esfender KORKMAZ

Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarını artırmasına, bankalar
ve Bankalar Birliği aşırı tepkili
davranıyor.
Merkez Bankası, bir aya kadar olan kısa vadeli mevduat zorunlu karşılık oranını yüzde 15’e çıkarmış, bir yıl yüzde 6 ve daha uzun vadeli mevduat için yüzde 5 olarak ilan etmişti.
Merkez Bankası neden bu yolu seçti?
Bu yolla piyasadan likidite çekmek istedi. Likidite daralınca, sıcak paranın döviz kurları üstündeki baskısı azalır.Kur artar ve cari açık kısmen önlenir. Türkiye’nin rekabet gücü artar. İhracatı artar.
Ayrıca, kısa vadeli yabancı sermaye mevduatı, daha uzun vadeli mevduata dönüşür.Yine kur baskısı azalır.
Kur artışı kısmen oldu. Sıcak para kısmen daha uzun vadeli mevduata dönüştü.Ne var ki yeni sıcak para girişi, likidite daralmasından daha fazla oldu.Yine kur baskısı ortaya çıktı.
Öte yandan munzam karşılık artınca, kredi limitleri daralır. Bu yolla talebin düşmesi ve yine cari açığın daralması imkanı ortaya çıkar.
Cari açık, Türkiye’nin sıcak karnı. Biz değil, bütün dünya Türkiye’nin bu cari açıkla yaşamasının mümkün olmadığını söylüyor.
MB geçen yıla kadar, MB kanunda yer alan, “MB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir” prensibini uyguladı. Ancak cari açık aşırı risk olunca,bu konjonktüre bağlı olarak hedefine cari açığın önlenmesini de zorunlu olarak koydu.
Cari açığın tamamıyla önlenmesi için,Merkez Bankasının aldığı önlemler yetmez...Para politikası yanında Hükümetin de, kur politikasını,maliye politikasını değiştirmesi gerekir.
Yine kısa vadeli mevduat zorunlu karşılığının artırılması ve uzun vadeli mevduat munzam karşılığının düşük tutulması, uzun vadeli faizlerin daha yüksek olması demektir.Mevduatın daha uzun vadeye yayılması ise ekonomide daha uzun vadeli bir istikrar sağlanmasına yardımcı olacaktır.
Özetle, MB doğru yapmıştır.
MB’nin kısa vadeli mevduat zorunlu
karşılığını artırmasına rağmen, bankalar bunu istismar ederek, uzun vadeli kredi faizlerini de artırdı.
Konut, tüketici ve taşıt kredi faizlerini
artırdılar.
Bankalar Birliği, zorunlu karşılığı gizli vergi olarak görüyor ve zorunlu karşılık için ayrıca MB faiz versin diyor.O zaman zorunlu karşılığın bir esprisi olur mu? Zorunlu karşılık her yerde kullanılan bir para politikası aracıdır.
Bankaların sıkıntısı kâr oranlarının düşmesidir.Mamafih, bankalar geçen sene 21.9 milyar lira kâr ettiklerini bu sene bunun 4 milyar lira azalacağını açıklıyorlar.
Anlaşılan bankalar ülkenin istikrarından, cari açığın önlenmesinden çok kendi kârlarını düşünüyor.
Devlet Bakanı Babacan, “Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi 10 yıldır Türk bankacılık sektörünün maliyetlerini karşılamak için 390 milyar lira bedel ödediğini” açıkladı. Bu maliyet elbetteki hepimizin cebinden çıktı. Bankalar, mevduata yüzde 8 faiz veriyor, ancak kredi kartlarında aynı vatandaştan yüzde 30 faiz alıyor. Asıl istikrarı bankaların bu tür spekülatif kârlar peşinde koşmaları bozuyor.
 Bankacılık bir devlet imtiyazıdır.Bankalar bu imtiyazı bir tehdit unsuru olarak kullanamaz. Bu imtiyazı ülke istikrarı aleyhine kullanamaz. Bu imtiyazı vatandaştan spekülatif faiz almak için kullanamaz. Yine bu imtiyazı ekonomide kartel oluşturmak için kullanamaz. Kullanırsa dengeyi bozar. Depremin altına önce kendisi girer.
2001 krizinde istikrarı bozan bankalar oldu. Depremi halk yaşadı. Bu defa buna izin vermemek gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları