Devlet adamı, kasaba politikacısı

A+A-
Altemur KILIÇ

AKP Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,  askere sivil yargı yolunu açan yasayı onayladı. Kanun, hemen yürürlüğe girecek! Doğrusu, Gül onaylamasaydı, veto etseydi, şaşardım; kırk yılda bir,  “Devlet Adamı”  vizyonu sorumluğuyla, AKP’nin, dolayısıyla, AB’nin değil, Türk Milletinin Cumhurbaşkanı olarak hareket etmiş olurdu... Oysa Gül, devlet adamı değil, partizan bir politikacı olduğunu bir defa daha gösterdi.
“Devlet Adamları”  uzak görüşlü olur. Politikacılar, günü birlik, eyyamcı kişilerdir ve ekseriya, sonunda, şöyle veya böyle, bunun cezasını öderler... Ama bu olayda,  Gül bu, TBBM’den apaçık yangından mal kaçırırcasına, geçirilen yasayı onaylamakla ahlak dışı bir harekete ortak olmuştur. Ne var ki, kendi müstahak olduğu cezayı sonunda millet ödeyecek!

Felaket
Kayıtlara geçsin için yazıyorum. Abdullah Gül’ün bu kararının sonu hayır değil, felaket!
Mesele sadece bu yasa ve üzerindeki Anaysa, hukuk tartışmaları değil, reel dünyada, reel Türkiye’de, asıl tehlike, Türk milletinin, TC’nin başına muhakkak getireceği belalar!

Gül’ü nasıl biliriz?
Gül’ü nasıl biliriz? Önce, Refah Partisi döneminde, AB aleyhinde, haklı olarak, ver yansın etmişken, şimdi AB uyumunda olmasından! Diğer hususlarda, PKK-Kürt sorunu, Ermenistan sorunu hususundaki anlayış ve tutumunda, “devlet adamlığı”  vizyonu yok; “Barışçı Çözüm”  kapısından, Ermenistan kapısının ardından, neler geleceğini ya bilmiyor ya da anlamak istemiyor!  Fakat daha vahimi, şimdi onayladığı, bu yasanın arkasından neler olacağını anlamıyor! Genelkurmayın haklı itirazlarına aldırış bile etmedi. Herhalde bir yerlere güveniyor!
Bu yasa yürürlüğe girdikten hemen sonra, süratle, YAŞ kararlarının sivil yargıya tabi olması, Ordunun iş düzeninde  “sivrileştirilmesi” ve böylelikle diğer kurumlarda hep görülen ihtilaf ve ihtilatlara yol açması, Ordunun tamamıyla, etkisiz hale getirilmesi gelecek.
Genelkurmayın itirazlarının satır arasında bu uyarılar vardı. Mesela “bir ihbar veya duyum” üzerine, Kışlayı, Orduevini Polis basarsa... Genelkurmay Başkanları, Komutanlar, polisler tarafından, yaka paça Ergenekon savcılarının huzuruna götürürlerse, neler olabileceğinin farkında mı Sayın Cumhurbaşkanımız! Açıkçası,  ,başka ülkelerde olur da, Türkiye’de, bu olamaz, olmamalı...
Başbakan “Ordunun üzerinden elinizi çekin” demiş ve de “Rejimim (hangi rejimin?) garantisi Polis”, demekle, sonra tevil etmiş olsa bile, Asker-Polis çatışmasının yolunu açmıştı. Zaten bugün “polis”, askerle birlikte rejimi koruyan polis değil artık!
Şimdi asıl iktidar ve yalakaları, Ordunun içine on parmaklarlarını birden sokuyorlar!
Şimdiye kadar olamaz dediklerimiz oldu: Bu sefer de olamaz diyorum ve uyarıyorum;  Cumhurbaşkanı bu yasayı onaylamakla Türkiye’yi bir iç çatışmanın eşiğine getirmiştir
Aslında, bu konuda en acı olan da Hükümet kandından Burhan Kuzu’nun hazin itirafı, “AB böyle istedi”  Osmanlının son döneminde Osmanlı politikacıları da “Düvelı muazzama böyle istiyor” derlerdi.

Planın zamanlaması
Bu süreçteki zamanlamaya bakın. Önceden yapılan bu plana göre, adım adım ilerliyorlar. Ergenekon Davası ile Türkiye karıştırılacak, Ordu etkisiz hale getirilecek, belge olmayan bir belge ile durum büsbütün karışacak, Muvazzaf bir Albay Ergenekon savcısı tarafından sorgulanıp tutuklanacak, gözdağı verilecek ve MGK toplantısıyla da, eş zamanda bu “yasa” geçirilecek... “Melanet treni” son sürat, Mahşerin süvarileri dörtnala!
30 Ağustos tarihimiz de bir dönüm noktasıydı. Bu 30 Ağustos’ta, Yüksek Askeri Şûra toplantısında, neler olabilir? Kurmay Albay Dursun Çiçek, zamanı geldiği ve hak ettiği için Amiralliğe terfi ettirilirse (aksini düşünemiyorum) bu, TSK’ya, TC’ye karşı saldırının geri püskürtülmesinde, ulaşılan ilk  “hedef ” olur!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları