Devlet Bahçeli’ye rağmen, “MHP’yi yıkmaya kimsenin güc

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

Bir köşe yazarı kongre sonrası Devlet Bahçeli ile bir görüşme yapmış ve bunu da köşesine taşımış.
Kurultaydaki ’teşekkür konuşması’(!)nın yol açtığı tepkileri tâmir etme çabası niteliğinde açıklamalar yapmış bu görüşmede Sn. Bahçeli. 
Bahçeli, özellikle kurultay kapanış konuşmasının son dönemlerde MHP üzerinde oynanmak istenen oyunlara bir cevap olduğunu söylemiş. 
Bunu tekraren vurgulamasının sebebi hiç şüphesiz bahse konu konuşmanın câmia ve kamuoyunda gördüğü tepkilerdi.
Kongrede yaptığı ilk konuşmayı dinlerken kürsüde Devlet Bahçeli değil, sanırdınız ki Maria Teresa konuşuyordu veya Şeyh Edebâli gözlerini kapamış, hûşû ve murâkebe içinde nasihatlerde bulunuyordu salondaki binlerce MHP’liye, ülkücüye. Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaş-ı Veli ve cümle erenlerden kardeşlik, sevgi, anlayış, selâm sunuyordu salondaki on binlerce ülkücüye.
Okuduğu metnin muhtevâsına ne kadar yabancı olduğunu ancak kendisini yakından tanıyanlar anlayabilirdi, Hacı Bektaş-ı Veli’nin selâmını İstanbul’dan iletirken salona, konuştuğu metinle zihni arasındaki yabancılık fâş olup yayılıyordu salona ve sanıyorum Hacı Bektaş-ı Veli’yi Karacaahmet Cem Evi Dedesi zannediyordu kendileri.
Genel Başkanlık seçimleri bitti, sonuçlar açıklandı.
 “50-100 oy alırlar giderler”  dedikleri muhalefet, salondan 489 oy aldı. Delegenin yarıya yakını kendisine  “hayır”  demişti, kendisine ve kadrolarına, kendisine ve yönetim biçimine, kendisine ve liyâkatsizliğine, kendisine ve siyâsetsizliğine, kendisine ve vefâsızlığına  “hayır”  dedi.
On yıldır aklına getirmediği ülkücü şehitlerin ismini salonda okurken, delegasyonun neden heyecanlanmadığını hiç düşünmedi. Salonun tepkisizliğinin sebebinin, ülkücü şehitlerin bir seçim malzemesi olarak o kürsüden okunduğunu salondaki delegasyonun büyük çoğunluğunun çok iyi bilmeleri olduğunu hiç düşünmedi.
Bu belki de hayatında gördüğü bir araya toplanmış en çok  “hayır” dı. Bu kadarına tahammül edemezdi. Fazla bir şey istemiyordu çünkü, yaşı kemâle ermişti ve bir dönem daha orada oturmak istiyordu. Yapmaması gereken o kadar çok şey vardı ki daha!..
Bu  “oturma izni” ni aldıktan sonra, çıktı kürsüye, yapacağı nihâyetinde bir  “teşekkür konuşması” ydı.
İçindeki Şeyh Edebâli’yi, Hacı Bayram-ı Veli ve Hacı Bektaş’ı Veli’yi çoktan dışarıya atmıştı ve artık o Devlet Bahçeli’nin ta kendisiydi.
Sevgi, anlayış, tahammül ancak kendisine gösterilmesi gereken hasletlerdi.
 “Bugün, başını kaldıran fitne, amacına ulaşamamıştır. Partimizi içten oyma ve etkisiz kılma girişimleri sonuçsuz kalmıştır”  dedi.
Kimdi bu amacına ulaşamayan fitne? Kimdi partiyi içten oymak isteyen ve etkisiz kılmak isteyenler?
Kimdi, kimlerdi MHP’yi Devlet Bahçeli’den daha fazla etkisiz hâle getirebilecek olanlar?
Partinin otoparkçısından ya da çaycısından mı bahsetmişti acaba? Onlar mıydı partiye fitne olarak sızanlar, sızdırılanlar, partiyi etkisiz hâle getirmeye çalışanlar, başını kaldıran fitne onlar mıydı?
Tabii ki değildi, Bahçeli’nin bahsettiği fitne bizzat bir dip dalgası gibi büyüyen muhalefetti. Kongreden 489 oy alan muhalefetti; Bahçeli’ye karşı oluşan muhalefet. Bahçeli’ye karşı MHP’de yükselen ve bir arada saf tutan bir ülkücü irâdeydi.
Nitekim kongrede açılış konuşmasında doğruyu söyleyen Devlet Bahçeli, teşekkür konuşmasında sarf ettiği sözlerin câmia ve kamuoyundaki tepkilerini görünce şaştı ve çevirdi kazı,  “Amacım MHP içerisindeki faaliyet alanlarında, kendisini göstermek isteyenlerin gayretlerini hedef alma değildir”  dedi.
 MHP içerisinde faaliyet alanlarında kendisini göstermek isteyenler... İfade tam kendisine göre. Basit, alelâde ve ironi zekâsı taşımayan bir hafife alma cümlesi... Öyle ki rakamlarla arasındaki marazî ilişkiyi de gözler önüne sermeye devam ediyor. Kendisi için, genel başkanlığı için genel olarak medyada  “sarsıldı” yorumlarına da benzerî bir cevap veriyor,  “Eğer mantık, 400 küsur oyu oy kabul edip, 725 oyu fark etmemekse bu iş Türkiye’nin eğitim sistemine dönmüş demektir. Bir oy farkla bile olsa kazanan galip değil midir?” Eğitim sitemi ile ne gibi bir alâka kurduğu meçhûl, lâkin rakamlarla alâkası bildik türden; sağlıksız. Üzerinde oturduğu makamı ayakları çürümüş gıcırdayan bir sandalyeye dönüştüren bir sayısal muhalefeti görmezden gelmeye çalışan bir sağlıksızlık bu. İçinde yaşadığı muhtevâsızlığı o kadar kanıksamış ki, muhalefetin sayısal tarafını düşünüyor yalnızca, muhtevâsını ve keyfiyetini değil... Devlet Bahçeli’nin son olarak sarf ettiği bir cümle oldukça dikkat çekiciydi:
“Arkasında Türk milletinin olduğu MHP’yi yıkmaya kimsenin gücü yetmez”  buyurmuş Sayın Bahçeli...
Evet, kesinlikle doğrudur.
Devlet Bahçeli’ye rağmen,  “MHP’yi yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir”.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları