Devlet kesesinden seçim baloncukları

İsrafil K.KUMBASAR

Memleket gündemine düşen fotoğraf karelerini yan yana koyup seyre daldığınızda, ‘her pazarda ayrı bir mal’ satmanın çabası içinde bir iktidar partisi çıkıyor karşınıza.
İbre Batı’ya döndüğünde ‘alımlı’, ‘jöleli’, ‘bakımlı’ bir vitrin; ‘kent’ vurgusu, yeni projeler, kimileri ‘çalıntı’ olduğu söylenen ‘vizyon’ yansımaları.
Gözlerinizi Doğu’ya çevirdiğinizde bambaşka bir siluet; ‘Kürtçe mevlit’ okuyan din adamları, ‘etnik kaşımayı’ sürdüren aşiret bağlantıları vesaire.
Ne tesadüftür ki ‘hantal’, ‘ceberut’ diye tarif edilen devletin kapıları tam da seçim takvimine denk gelen bir dönemde sonuna kadar aralanıyor:
- “Milli Eğitim Bakanlığı 30 bin öğretmen alımı için harekete geçti.” 
- “Emniyette 10 bin kişi koruma memuru olarak istihdam edilecek.”
- “Diyanet 5 bin kuran kursu öğreticisi, imam ve müezzin alacak.”
Önümüzdeki aylarda bu tür tesadüfler ile daha çoook karşılaşacaksınız.
Mesela, yeniden gündeme gelen şu ‘İstanbul içerisinde yeni İstanbul’ projesi.
Ne kadar ‘masumane’, ne kadar ‘göz kamaştırıcı’ bir teşebbüstür bu değil mi?

 


***

 


Şöyle bir hafta sonu Küçükçekmece-Tekirdağ veya Üsküdar-Şile arasında sefer yapan bir otobüse binin de yol boyunca ‘kapatılmış arazileri’ bir sorun bakalım.
Kimler ‘ileriyi’ görmüş, ellerini çabuk tutmuş da o güzelim ‘tarım’ ve ‘orman’ arazilerini birer birer parsellemiş?
‘Son yeşil adacıklar’ içine kimi kamu kuruluşları tarafından gizlice inşa edilmiş olan konutlar, artık ‘çamından’ çok ‘betonuyla’ anılan tepeler size çok şey söyleyecektir.
“Kaynağı nereden bulacaksınız?”  diye soranların, sekiz yıldır ‘kaymağı’ kepçeyle nasıl topladıklarını Lokman Ayva ile Metin Şentürk’ün bile görmesi işten değil.
Yeter ki, bir kereciğine ‘bakmaya’ niyeti olsun insanın.
Yanlışı, perdeye ‘parça parça’ yansıtılan kareleri bütünleştirmediğimiz için yapıyoruz; ‘toplumsal hafızamızın zayıflığı’ üzerinden gerçekleştiriliyor bütün vurgunlar.
Girin Google Amca’nın penceresinden içeri. Fazla değil, bir ‘müteahhit’ bir de ‘nikah’ yazıp tarayın şöyle sekiz yıl geriye doğru.
Birilerinin nasıl o masalar etrafında el pençe divan olup, ‘sahte gülücükler’ dağıtmak için birbirleriyle yarışmakta olduğunu göreceksiniz.

 


***

 


Bu arada, ‘başörtüsü’ üzerinden prim yapan muhterem hanımefendinin, partili hanımlar ile bir yemekte buluşması yansıyor ekranlara.
‘Kendisi’ hariç, bir ya da iki kişinin dışında ‘başörtüsü’ takan bir partili bayan yok.
Neee? ’Hile-i şer’iye’ mi yapıyorlar? Şimdi ‘sırası’ değil mi? Haaa anladık, ‘fincancı katırlarını ürkütmek istemiyorlar’ öyle mi?
Öpsünler sizi din bezirgânları.
Kimileri gerçeğin önüne ‘betondan’ plazalar çeker; ‘inançlar’ üzerinden vatandaşın ‘kimyası’ ile oynar. Anlık hatalar, ‘yüzyılları’ silip süpürür.
Siz belinizi doğrultuncaya kadar ‘kutsal bildiğiniz’ ne kadar değer varsa, hepsinin lime lime edildiğini anlarsınız; ama iş işten geçer.
Çevirin tarihin sayfalarını; ‘umre’ için biriktirdiklerinizin üstüne kimler yattı; ‘dağ başındaki’ tarlaları sizlere kimler sattı; ‘hayır hasenat’ için verdiklerinizi kimler iç etti.
Kimilerinin ‘biti’ kanlanıyor, kimilerinin ‘ar damarı’ çatlıyor, kimileri de yan gelip ‘kulağının üstüne’ yatıyor.
Heyhat, ‘saf’ kelimesinin âciz kaldığı bu coğrafyada, bir ‘salavat’ ile iş bitiyor.

 


***

 


Zavallı, belki de kafayı kaldırıp plazalara nazar etse ‘takkesi’ düşecek diye korkuyor; o yüzden de başı önünde ‘sağa sola bakmadan’ geçip gidiyor.
‘Başkaları’ da gidiyor elbette ‘ışık hızı’ ile, ‘Karun ihtirası’ ile.
Değil mi ki o binalar ve zinalar ‘kıyameti’ getirecek.
Varsın gitsinler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş