Devlet sırları işportaya düşerse...

Yavuz Selim DEMİRAĞ
Civisi sökülen devletin daha ne durumlara sokulacağına dair öngörüde bulunmak bile imkansız oldu. Dünya barışının teminatı olan Türk ordusunun karşı karşıya kaldığı bu zulme muz cumhuriyetleri bile göz yumamaz. Ama devlet sırları yakında işportaya düşerse şaşırmayalım.
Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmayı kafalarına koyanlar ile bu konuda taşeron olanların bakın nasıl da salyaları akıyor. Kimisi  “Darbenin merkezine seyahat”  derken, kimi de  “Kozmik binada gladio takibi”, “bölgeler terörle mücadelede”  gibi zafer kazanmış edalarıyla Türkiye’nin güvenlik sırlarının ifşasını sağlamak için alkış tutuyor.
Yandaş medya belgelerin terörle mücadele polislerince kopyalandığını iddia ederken, 27.5 saat süren arama sırasında  “devlet sırlarını kopyalatmadılar” haberlerinin ne denli güvenli olduğu da tartışılıyor. Söz konusu kozmik odalara nasıl girildiğine dair bilgileri uzun uzun vermektense söz konusu belgelerin tamamına en üst rütbedeki komutanların bile sahip olmadığını biliyoruz. Genelkurmay Başkanı’nın görevlendireceği generallerin ayrı ayrı bilgileri toplantıda ancak bir araya getirilebilirken bunların tamamının belki de yakın bir gelecekte yandaş medyada yayınlanacak olması, millî güvenlik açısından sakıncalıdır.
Malum davanın açıldığı günden bu yana zanlılar daha mahkeme huzuruna çıkmadan ifadelerinin yandaş medyaya servis edildiği bir ortamda bu tablo vehametin ötesine geçmiştir.
Eğer doğruysa, Savcıların devlet sırlarını ihtiva eden bazı belgeleri kopyalamaya kalkışmalarına görevli personelin mukavemet ettiği için gözaltına alındığı yolundaki haberler de ürkütücü. Yargının yıpratıldığı, hakim ve savcıların sınıflandırılıp siyasi ve cemaat ilişkilerinin had safhaya çıktığı dönemde bu bilgileri korumakla görevli askeri personelin direnmesinin hukuki bir müeyyidesi var mıdır, varsa nedir, hukukçu olmadığım için doğrusu bilmiyorum?
Neymiş efendim polislerin karargaha girmesi engellenmiş.
Büyük bir bölümünü tenzih etmekle beraber bazı soruşturmalar daha savcılığa intikal etmeden ifade tutanaklarının basına sızdırılmasını kim yapıyor? Emniyet teşkilatı içinde çok ciddi ayrışmaların yaşandığını bilmeyen var mı? Bunu iktidar partisinin yöneticileri bile itiraf etmiyor mu?
Nereye gidiyoruz?
Sonuçta Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Hayali ya da gerçek ama toplumu adeta kutuplaştıran bir dava için emekli ya da muvazzaf askerler lojmanlardan alınıyor, ortada yeterli delil yok iken tutuklanıp, örseleniyor, sonrasında tahliye ediliyor ve buna hukuk adına tepki gösterilmiyorsa olacağı budur. Erzincan’daki MİT binasının  polislerce basılıp aranıyor, daha bir ay önce göreve başlayan personele sahip çıkılmıyor ise, bugün Seferberlik Daire Başkanlığı, yarın MİT Müsteşarlığı, öbür gün de Genelkurmay Karargahına da polis girmek isteyebilir. Şu an ihtimal dahilinde görünmüyor olsa da bunun günün birinde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne kadar uzanmayacağını kimse garanti edemez.
Devletin en üst düzeyinden en altına kadarki tüm personelin kafasını ellerinin arasına alarak düşünme zamanı geçmek üzeredir. Bu iş çocuk oyuncağı olmadığı gibi, stratejik açıdan dünyanın en önemli ülkesini yönetmek belediye idare etmek olmadığı gibi bakkal çalıştırmak hiç değildir.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş