Devlet ve şamar oğlanı...

Ahmet SEVGİ

Son zamanlarda işlerin Arap saçına dönmesinin temelinde yatan nedenler üzerinde hiç düşündünüz mü bilmem?.. Ben şahsen ara sıra başımı iki avucumun içine alarak “Niye bu sıkıntıları yaşıyoruz, kimin kimden ne alıp veremediği var?” diye kafa yoruyorum. Ulaştığım sonuç şu: “Devlet şamar oğlanına döndü. Başımızdaki kışın sebebi bu...”
Biliyorsunuz bizde devlet düşmanlığı 20. yüzyılın ikinci yarısında moda olur. Komünizmden etkilenen bir takım solcu aydın için tek amaç devleti ortadan kaldırmaktı... Bu konuda tereddütleri olanlar Orhan Hançerlioğlu’nun 7 ciltlik “Felsefe Ansiklopedisi” nin “devlet”, “başsızlık” ve “başsızcılık” maddelerine bakabilirler. Şu ifadeler söz konusu eserden iktibas edilmiştir:
“Devlet, egemen sınıfın çıkarlarını korumakla görevlendirilmiş gereksiz bir kurumdur. Özgürlüğü gerçekleştirme devrimine devleti yıkmakla başlanmalıdır.”
Maalesef devleti yıkma modasına son on yıldır muhafazakâr aydınlar da uydu. Televizyon kanallarındaki  “açık oturum” larda kimlerin ne söyledikleri ortada... TÜSİAD’ın hazırlattığı anayasa taslağında yer alan ifadelerin yahut İshak Alaton’un söyledikleri durup dururken ortaya çıkmadı her halde?..
Biz “devlet-i ebed-müddet” geleneğinin mirasçısı bir milletiz. “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” demişiz. Bizim anlayışımıza göre “Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet” tir. Ama ne yazık ki son yıllarda gelen de vuruyor devlete, giden de... Günümüzde devlet öyle yıpratıldı ki “devlet adamı”, “devlet çarkı”, “devlet dili”, “devlet gemisi”, “devlet sırrı”... hepsi tartışmalı hâle geldi. Yani bu kavramlar çok yara aldı. Artık bu kavramların yerini siyasetçi (devlet adamı), rüşvet çarkı (devlet çarkı), çok dillilik (devlet dili), gemicik (devlet gemisi), tele kulak (devlet sırrı) gibi ifadeler aldı.
Eskiden şairler:
“Devlet ricâli râhatı hiç bilmemektedir//Râhat, ricâl-i devleti hiç bilmemektedir”  derken şimdilerde yöneticiler yatıyla, katıyla anılır oldu.
Biz, başımızda güçlü bir devlet olsun isteyen bir millet idik. Bunun da, güçlü bir orduya sahip olmakla mümkün olacağına inanırdık. “Güçlü ordu, güçlü devlet” deyişimiz bu yüzdendi. Gel gör ki bugün herkes işini gücünü bırakmış “ordu” yu yıpratmakla meşgûl...
Nihad Sami Banarlı’nın ifadesiyle “Eskiler hikmet-i hukûmet diye bir tabir kullanırlardı ki bu, devlet idaresinde herkesin bilemeyeceği, bazan anlayamayacağı sırlar ve zarûretler demekti.” Oysa bugün devlet sırlarını bitpazarında satmak ileri demokrasinin icaplarından oldu.  
Sözün kısası; son birkaç yıldır  “devlet” şamar oğlanına döndü. Herkesin hıncını “devlet”ten aldığı, devlet terbiyesinin ortadan kalktığı bir yerde bütün bu olup bitenler normal değil mi? (!)
Son söz şairin:
‘Devlet şamar oğlanı oldu, bizler de//’ Devlet-i ebed-müddet olsa da serde // Nâçar, eli kolu bağlı bekleşiriz// ‘Ya devlet başa, ya kuzgun leşe’ “der de...” (Li-müellifihî)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş