Devlete kafa tutmak!

Özcan YENİÇERİ

Devlet, egemen olduğu yerlerde kendisinin baskı yapmaması gibi başkasının baskı yapmasına da izin vermez. 
Devletler sınırları dahilinde şiddet tekelini elinde tutan tek siyasi otoritelerdir. Şiddet tekelinin devletin elinden çıkması demek, devletin de devlet olmaktan çıkması demektir.
Devlet yerine göre var, yerine göre de yok olan bir irade değildir. Bir yerde devlet ya vardır ya da yoktur. Devlet, hakim olduğu topraklardaki egemenliğinden vaz geçerek ya da bağımsızlığından taviz vererek orada devlet olarak kalamaz. Otoritesini ülkenin her yanında egemen kılmak, devlet olmanın zorunlu sonucudur. Devletin hâkimiyeti altındaki topraklarda iki ayrı silahlı güç ve iki ayrı otorite hiçbir şart altında kabul edilemez. 
Bir devlette iki silahlı güç, iki ayrı otorite olmaz. Dahası bir yerde otorite kimde ise devlet de ondadır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde vuku bulan olaylara bu gözle bakıldığında, yapılan eylemlerin devlet egemenliğini hırpalama, marjinalleştirme ve örselemeye yönelik olduğu açıktır.
Terör örgütü gerçekleştirdiği yapılanma ve eylemlerle Türkiye Cumhuriyeti Devletini bölgede formaliteye indirgenmeye çalışılmaktadır. Bölücü unsurlar eylem ve faaliyetleriyle fiilen bölgede devlet işlevi üstlenirken, Türkiye Cumhuriyeti’ni formaliteye indirgemeye çalışmaktadır. 
Egemen bir devlete hiçbir güç, ‘karakol tamir etmeyeceksin, baraj inşa etmeyeceksin, yol yapmayacaksın’ diyemez. 
Aslında terör örgütü karakol yapımına, baraj inşasına ya da yol imarına karşı çıkmıyor, devlete ve onun gücüne karşı çıkıyor. Cevaplandırılması gereken soru şudur: Bölgede ‘devlete yapmayacaksın, inşa etmeyeceksin’ diye dayatma yapan bir güç halka ne yapmaz?
Örgüt, “gerillanın hareket alanını daraltıyor” gerekçesiyle bölgedeki baraj yapımına karşı çıkıyor. Aynı şekilde devletin güvenlik güçlerinin kısa sürede örgütün halk üzerindeki tasallutunu kırmak üzere olaylara müdahil olmalarına imkân tanıyacak yol yapımına da karşı çıkılıyor.. 
Karakollar devlet hâkimiyetinin ve güvenliğinin simgesidir. Karakollar devletin soğuk ve somut yüzüdür. Karakol olmadan yasaları egemen kılmak mümkün değildir.
Karakollar yasaları hakim kılan, uyuşturucu faaliyetleri, kaçakçılığı ve yasa dışı eylemleri denetim altında tutan yerlerdir. Karakolların sayısının azaltılması ya da yenilerinin yapılmamasını talep etmek, devletin etkinliğini sınırlandırma dayatmasıdır.
Diğer yandan bölgedeki güvenlik güçlerinin, “açılım” sürecinde, “sadece kendimizi ve karakolları savunuyoruz” feryatları da karakolların stratejik değerlerini ortaya koymaktadır. Devleti, anayasayı, yasaları ve düzeni bölgeye götüren bütün unsurlara terör örgütü itiraz ediyor. Daha doğrusu devlete ve egemenliğine karşı çıkıyor. Koruculara karşı da cinayet eylemleri düzenliyor. Bölgede korucular ve devlet yanlısı kesimler sistemli bir şekilde sindirildi. 
PKK, açıkça bölgeden askerin, devletin, ve güvenlik güçlerinin çekilmesini istiyor. Örgüt, bölgede devlet otoritesi yerine kendi otoritesini yerleştirmeye çalışıyor.
Silah bırakacak sivil hayata dönecek birileri karakol, baraj ya da yol yapımıyla ilgilenmez. Vergi toplamaz, kimlik kontrolü yapmaz ve nihayet dağa çocuk çıkarmaz. Eğer bir çözüm ya da barış süreci varsa çocukların niye dağa kaldırıldığını, teröristlerin ülke dışına çekilmesinin neden gerçekleşmediğini, silahların neden bırakılmadığını, yol kesmelerin neden bitmediğini, araçların neden yakıldığını, güvenlik kuvvetlerine neden ateş açıldığını bu sürecin taraftarlarının açık5lamaları gerekir. 
Ortada devlete kafa tutan bir irade vardır. “Analar ağlamasın” , “barış süreci” , “çözüm iyidir” diyerek bu iradeyi ikna etmek mümkün değildir. İnsanları hayatla, siyasetle, aileyle buluşturmak iyi bir slogandır. Ama yalnızca o kadar. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş