Devletin adamı değil, devlet adamı: Alparslan Türkeş

İsrafil K.KUMBASAR

KÜRESEL güçler tarafından dayatılan ‘güdümlü toplum modeline’ karşı, ’milli ve manevi değerler’ ile yoğrulmuş bir nesil yetiştirmek için yola çıkan Türk dünyasının efsanevi lideri rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, ’iradesi dışında gelişen’ olaylara göre politika belirleyen ’sıradan’ bir genel başkan değil, aksine, ’geleceği gören’, ’geleceği tayin eden’ bir lider ve devlet adamıydı.
Ülkenin her ne zaman ‘içinden çıkalamaz’ bir bunalıma sürüklense, gündemde hep o vardı.
Çünkü ’susmaz’, konuşurdu. Gündemi ’arkadan’ takip etmez, bizzat belirlerdi.
Yeri geldiğinde anında ’kaşlarını çatar’, ’masaya yumruğunu vurur’, gerçekleşmesi muhtemel birçok belanın önüne geçmesini bilirdi.
Milli direnç güçlerini ‘MHP’ ve ‘Ülkü Ocakları’ çatısı altında örgütleyerek ’her türlü emperyalizme karşı’ ilk mücadele bayrağını açan odur.
Ülkenin başına bela olan terör meselesini ’bir yıl içerisinde’ kökten çözmeye talip olan odur.
’Federasyonu’ çözüm diye dayatan tekelci sermayeye ve mütareke medyasına, “Çizmeyi aşmayın ulan!” diyerek diz çöktüren odur.
Mevcut idareciler, teslimiyet bayrağını çekince, ’terör başlarının kellesini almak için’ özel tim kurduran da yine odur.

***

O sadece Türkiye’nin değil, ’Türk dünyasının’ meseleleri ile de yakından ilgileniyordu.
Kuzey Azerbaycan’da Türk milliyetçiliği ile tanınan Ebulfez Elçibey’in iktidara taşınmasında onun büyük emeği vardır.
Cahar Dudayev, Çeçenistan Cumhurbaşkanlığı koltuğuna onun sayesinde oturmuştur.
Afganistan’da, Irak’ta, Kıbrıs’ta, Batı Trakya’da, Kırım’da, Güney Azerbaycan’da ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nde onun haberi olmadan kimsenin at oynatması mümkün değildi.
O, milletine hiçbir zaman ’tepeden’ bakmadı, ’halk yığını’ diyerek aşağılamadı.
“Güç odakları öyle istiyor” diye ’milletin değerleri’ ile ters düşebilecek bir iş yapmaya kalkışmadı.
En zayıf anlarında bile “Türk milleti büyük bir millettir, demek ki bizi iktidara hazır görmedi!” diyebilme erdemini gösterebildi.

***

Onu ’lider’ yapan en karakteristik özelliği, ’istişare geleneğine’ oldukça önem vermesiydi.
Öyle ki, ’kendi evliliğini’ dahi MHP Başkanlık Divanı’nda tartışma açmasını bilmişti.
“Keramet buyurdunuz efendim” diye etrafında takla atmaya çalışan ‘üçkaatçı’ menfaatperestlere karşı hep ‘kuşku’ ile yaklaştı.
’Fitne’, ’fesat’ ile kendilerine yer açmak isteyenlere prim vermedi. ’Birkaç kanaldan teyit ettirmediği’ haberlere asla inanmadı.
Peki Türkeş’in hataları yok muydu?
’Beşeri bir varlık’ olan her insanoğlu gibi onun da hataları ve dahi kusurları vardı.
Ancak o, ’susarak’, ’odasına çekilerek’, ülkenin en kritik meseleleri karşısında dahi ’başına yorgan örtüp’ mışıl mışıl uyuyarakhatalar yapmadı.
Onun hataları, ’izlenen bir stratejinin’, ’yapılan bir eylemin’ sonucu olarak ortaya çıkan hatalardı.

***

Son zamanlarda, “Eğer Türkeş başta olsaydı, MHP 1999 seçimlerinde yüzde 18 alamazdı” diyen bazı ahmaklara şahit oluyoruz.
Unutulan bir nokta var ki, Türkeş için 1999, ’MHP’nin tek başına iktidar olma’ tarihiydi.
Eğer, Allah uzun ömür verseydi de Türkeş, ’nedeni hâlâ tartışmalı olan’ bir kalp krizi sonucu vefat etmemiş olsaydı, bugün Türkiye’yi Tayyip Erdoğan ve etrafındaki çıkar taifesi değil, MHP yönetiyor olacaktı.
Türkeş, ’parti dışında’ kalan Türk milliyetçileri ile yakın temas kurarak iktidar için ilk adımı attı.
Onun vefatından sonra işbaşına gelenler, ’28 Şubat sürecinde ortaya çıkan konjonktürü iyi algılayamamış’, ’Türk milliyetçilerinin birlik ve beraberliği için gerekli adımları atamamış’, sonuçta, MHP ’bütün olumlu şartlara rağmen’, 1999 seçimlerinden ancak ’ikinci parti’ olarak çıkabilmiştir.
Sonrası malum.

***

Bazı kişiler, Türkeş’in ’liderlik’ vasfını, bazı ’sıradan’ yöneticilerde de arıyorlar.
Onlara ’altından kalkamayacakları’ sıfatlar yüklüyor, sonra da o sıfatları ’kutsallaştırmaya’ çalışıyorlar.
’Tabutluklardan’ geçerek, ’mücadeleci kişiliğini’ ispatlayarak, liderlik koltuğuna oturan Türkeş’i, ‘tırnağı dahi’ olamayacaklar ile kıyaslamaya kalkışmak, ’onun aziz hatırasına’ karşı ağır bir hakarettir.
Nerede ‘devlet’ adamı Türkeş, nerede ’onun emanetini taşıdıklarını’ iddia eden ‘devletin’ adamları.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş