Devletin ciddiyeti...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ruh sağlığımı ciddi olarak tehdit eden gazete ve televizyon haberlerine rağmen takip etmek mesleki olduğu kadar sorumluluk sahibi vatandaş olarak zorunluluk. Peşinen “bedava gazete” olarak bilinen internetten gazete okuma işini mümkün olduğu kadar yapmıyorum. Sadece AKP yandaşı malum gazetelere 3-5 kuruşum nasip olmasın diye protesto maksatlı asla satın almıyor, duruma göre internetten göz atıyorum.

Teknolojinin ilerlemesine rağmen sanal ortamda gazete okumak pek sağlıklı değil. Sayfa aralarında kimilerine göre önemsiz haberlerin satır aralarında müthiş sonuçlar çıkabiliyor. Bu yüzden masanın üzerine çarşaf gibi sermeye alıştığım sayfaları tüm okuyucularımıza tavsiye ederim.

Üstelik “Her gün 2 Yeniçağ alın” kampanyası devam ederken, tiryakisi olduğu gazeteyi sadece sanal ortamda takip eden okuyucularımızı da uyarmış olayım...

Sadece çocukluk yıllarından itibaren aldığımızı eğitimle değil, genlerimizdeki şifrelerin gereğini yerine getirip “Devlet-i ebed müddet” in ciddi iş olduğuna inandık. Devlet kademesinde görev alan her mevkideki şahıstan “devlet ciddiyeti” beklemek hakkımızdı. Orman bekçisinden tutunda, sağlık memuruna, ziraat teknisyeni, belediye zabıtası, karakol amiri, genel müdür, daire başkanı, milletvekili ve bakanlardan “devlet ciddiyetine uygun davranışı” sarı çizmeli Mehmet Ağa’ya, hatta okuma yazması olmayan Şükriye nineye kadar herkes bekler, aksi durumda tepki gösterirdi.
Evet; “di” ve “mış” gibi geçmiş zaman ekleri kullanmak zorunda kaldığımı biliyorum. Günlük hayatımızda hemen her gün karşılaştığımız ikilemleri, basın mensubu olarak günlük gazete haberlerinde de görünce zaten sahip olamadığım tansiyon fırlayıveriyor.
Alın size iki bariz örnek:
Son 30 yılın en büyük yangınını yaşayan Antalya’da ormanlar cayır cayır yanarken Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kurtulmuşlu: “Yangının bir tek iyi tarafı, bu ormanlarda kene kalmadı. 1940 ve 1950 yıllarında bölgede çıkan bazı büyük yangınların kenelerden kurtulmak isteyen köylüler tarafından çıkarıldığı anlaşılıyor” demiş.

Anadolumuzda bu söze “Kel başa şimşir tarak” denir... Bilmemek değil ama öğrenmeme ayıbını yaşayanlar kenenin sebep olduğu hastalığın 1945’te Kırım’da tespit edildiğini, 1960 yılında Kongo’da rastlanmasıyla literatüre “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak girdiğini de bilmeliler.
Kaldı ki bu “kene” işi çok ciddi araştırılmalıdır. Erciyes’te tanıştığım Tokat’taki üniversitenin öğretim görevlileri kenenin “biyolojik silah” olarak kullanılma ihtimalini kene vakalarını görüldüğü bölgeleri örnek vererek anlattılar. Irak’taki işgalci ABD askerlerinin aşılanma zorunluluğundan tutun da, biyolojik silah olarak kullanılan keneyi Irak’ta ele geçiren PKK’nın Karadeniz’deki yaylalarda üs kurmak için dağıttığına, bu yıl kene korkusu yüzünden yaylaların boş kaldığına kadar tüyler ürperten olayları, ilaç sektörünün propagandalarıyla birleştirince “Vay be!” dedirttiler...

Dedik ya devlet ciddiyet ister. Devletin başına senelerce kene gibi yapışanlara inat gazete sayfalarını karıştırmaya devam ederken: “Apo için tünel eğitimi aldık” manşetini okudum. Devletin en önemli kurumu MİT’in eski üst düzey yöneticisi, bölücübaşına ulaşmak için Şam’daki kampta tünel açma eğitimi aldıklarını söylüyor.

Bebek katilini bulup imha etmek için Çeçen mafyası, Belçikalı emekli özel harekâtçılar ve İngiliz istihbaratçılarına para verildiğini, ancak sonuç alınmadığını söylüyor.

Devletin en önemli güvenlik biriminde etkili ve yetkili bir yöneticinin sarf ettiği cümleleri mutlaka okumuşsunuzdur. Böyle bir durum var ise bile bunu basında yayımlanacağını bile bile söylemek söz konusu kurumlara olan güvenin sarsılmasına sebep olacağı bilinmez mi?
28 çocuğun öldüğü hastane olayında bile peşinen savunmaya geçip “normal” açıklaması da sosyal devletin sorumluluk anlayışı mı?

Aklıma daha birçok vaka geliyor. Ama devlet ciddiyetine gölge düşürmeme adına şimdilik susma hakkımı, yazmama hakkımı kullanıyorum.

Ne demişler “Söz gümüşse sükût altındır”. Dövizin değer kaybettiği günlerde Ayşe nine bile altına yatırım yapıyor. Hiçbir şey bilmiyorsanız, devletin ciddiyetine inanmıyorsanız bari susun... Susun da bir şeyler bildiğiniz sanılsın!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş