Devletin içinde derin hesaplaşma!

A+A-
Arslan BULUT

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, özellikle Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinin aranması ile ilgili olarak, “Kesin bir yargıyla bir şey söylemek istemiyorum ama çok önemli bir durum olduğu kanısındayım. Ben yıllardır tanıdığım arkadaşlarımın böyle bir suç içinde bulunabileceği konusunda bir tereddüt içindeyim. Bu nedenle de bu soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü umuyorum. Şaşırdım açıkçası. Neyle bağlantılıdır bilemiyorum. Özellikle çok yakından tanıdığım Sayın Kanadoğlu, bildiğiniz gibi Başsavcılıktan emekli olmuştur, böyle bir suç içinde bulunması beni şaşırtıyor. Yadırgadım. Bu işi yürüten arkadaşların çok titiz olduğunu, çok önemli görevler yaptığını bilmelerini dilerim” dedi.
Sami Selçuk, Türkiye’nin uyguladığı mevcut kara Avrupası hukuku yerine Anglo-Sakson hukuk modelini savunması ile öne çıkmıştır. Bu yönüyle basında iktidara yakın çevrelerin sempatisini kazanmıştır. Fakat sonuçta hukuk teorilerini de pratiklerini de iyi bilen bir hukukçudur.
“Çok önemli bir durum”dan bahsediyor!
Ve bu önemli durumun ne olduğunu biliyor ama söylemek istemiyor gibi bir hava da var konuşmasında.
Bu çok önemli durum, Kanadoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçiminde TBMM’nin ancak 367 kişi ile toplanırsa seçime gidebileceğini gündeme getirerek, sürecin ertelenmesini sağlaması değildir herhalde!
Böylesi, devletin önemli kurumlarında görev yapan kişilerin, hatta savcıların birileri adına şahsi intikam peşinde olduğu iddiasını akla getirir ki Sami Selçuk bunu kastetmiyor olsa gerek.
Peki nedir bu önemli bir durum?
Meselâ milli /üniter devleti korumak isteyenlerle çokuluslu/federasyon getirmek isteyen kadrolar arasında bir mücadele mi var?

* * *

Sami Selçuk, “20 yıl savcılık yaptım. Hukukun ve yargının bağımsızlığı konusunda çok duyarlı olmak gerekir. Yargı ne iktidarın karşısında ne de yanında olur. Yargı ideolojilerin yanında da olmaz. İddianame böyle düzenlenmez. 20 yıllık meslek hayatımda böyle iddianame görmedim. İddianamede bazı şeyler özetlenir, neden dolayı, hangi olaydan dolayı suçlandığını bildirmek durumundasınız. Bu bir görevdir, bir yükümlülüktür. İddianameyi bir an önce düzenleyip, mahkemeye sunmalarını bekliyorum. Daha kısa bir iddianame yapılabilirdi. İddianamenin uzunluğu soruşturmayı uzatmayabilirdi” diyor.
Peki, iddianameyi düzenleyen savcılar bütün bunları bilmiyor mu?
Elbette biliyordur. Peki neden Sami Selçuk’un “meslek hayatımda görmedim”  dediği uygulamalar var?

* * *


CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş, “Maalesef AKP iktidarı kendisine muhalefet eden herkesin üzerinde Damokles’in kılıcı gibi bir Ergenekon kılıcını sallamaktadır. Bu kılıç döner kendilerini vurur” dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır’ın açıklamaları de hemen hemen aynı.
Peki ama soruşturmayı AKP mi sürdürüyor yoksa bağımsız yargı mı?
CHP’li Hakkı Süha Okay ise “Korkarım bu soruşturma eski cumhurbaşkanlarına kadar sürecek” dedi! Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer’i kastediyor herhalde!
Bu son değerlendirme de Sami Selçuk’un  “Çok önemli bir durum olduğu kanısındayım” sözünü doğruluyor ve devlet içinde, yargının, emniyetin, istihbaratın ve askeri kadroların da dahil olduğu büyük bir hesaplaşma yaşandığını gösteriyor.
“Akil adam”lar da kalmayınca, devlet kendi kendini çözüyor, fotoğraf budur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları