Devletin malı deniz

Selcan TAŞÇI

Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü 2007 yılında 24.5 milyon YTL harcaması gerekirken, tam 290.7 milyon YTL, iki yılda ise 540 milyon YTL harcamış görünüyor. Bu kadar para nereye gitti?

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Başbakan’ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi vermiş Meclis Başkanlığı’na... Diyor ki:
 “Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü 2007 yılında 24.5 milyon YTL harcaması gerekirken, tam 290.7 milyon YTL harcamış görünüyor... Bu birimin harcama yapabileceği yerler belli... İyi de bu kadar para nereye gitti?”
Böyle sorular sormayacaksınız bizimkilere...
Asla cevaplamazlar... Geçiştirirler...  Başbakanlık Müsteşarı da öyle yapmış:
 “Kesin hesaplar çıksın, söyleriz...”  Yani, ölme eşeğim ölme!
 “Özel Kalem Müdürlüğü” afili isim... Yapılan iş alt tarafı Başbakan’ın sekreterliği!
Ama holding bütçesi gibi bütçeye sahip bir sekreterlik bu!
2005 yılında 37 milyon YTL ile döndürdüğü işler için, 2006’da 250 milyon YTL harcamış...
2007’de ise bu rakam tam 290.7 milyon YTL’ye yükselmiş!
O parayla hediye alamaz, seçim faaliyetleri yapamazsınız...
Alt tarafı misafirlerinize çay, bilemediniz yemek ısmarlarsınız!
İyi de kim, ne yaptı ki bunca para uçup gitti?
Müsteşar Bey ser verip sır vermiyor... Sadece, “Bekleyin” diyor...

***

Bekle ey vatandaş...
Merak etme, düşünme, sorma, deşme, kurcalama; sadece bekle...
Bölün bekle, sürün bekle, kavga et bekle...
Münafıklık etme ve asla, “Nereye gitti bu paralar” deme!
Yılda 290.7 milyon YTL, günde 800 bin YTL eder; “800 bin YTL’yi her Allah’ın günü nereye harcadınız be kardeşim? Uzaya sefer mi düzenlediniz?” deme, bekle!
Canları isterse söylerler bir gün...
Padişahlar, krallar, sultanlar ya bu beyler...
Söylemezlerse de canları sağolsun!
Bizden başka merak eden mi var sanki?
Mustafa Mutlu / Vatan

+++++

Yağma Hasan böreği

Din, iman, ahlâk fiyakası yapan iktidar niçin hesap vermekten kaçıyor?
Rakam bağırıyor: Yolsuzluk yoksa en azından israf vardır. Müsrif yönetimleri yiyiciler çok sever. Yağma Hasan’ın böreği onlara özgü bir paylaşım biçimidir.
Neyse ki başta baskıcı ve başına buyruk bir iktidar da olsa, demokrasi bir yolunu bulup hükmünü yürütüyor.
İşte yüzlerce, binlerce soru önergesi arasından ihmale feda edilmemesi gereken biri, bulunmuş, toplumun dikkatine sunulmuştur.
Artık bu soru savsaklanamaz. Cevabı alınana kadar kovalanacaktır!

Güngör Mengi / Vatan

540 milyon YTL ile ne yapılır?
* Her biri 1,5 milyon YTL’den, 16 derslikli 360 ilköğretim okulu...
* 2 milyon YTL’den 16 derslikli ve laboratuvarlı 270 lise...
* Kilometresi 15 milyon dolardan 36 kilometrelik metro...
* Kilometresi 1,9 milyon YTL’den 284 kilometre duble karayolu...
* Her biri 1,5 milyon dolardan 360 deniz otobüsü...
* Her biri 55 milyon dolardan 10 lüks feribot...

+++++

Herkese verir talkını
kendi yutar salkımı

Haluk Şahin, Radikal’de “Devletin yayın kuruluşu TRT, yayınlarının çoğu Kürtçe olacak olan yeni bir televizyon kanalı açmaya hazırlanıyor. Bunu mümkün kılan yasa, özellikle MHP’nin sert muhalefetine rağmen, 11 Haziran’da TBMM’den çıktı. Yakında yasalaşma sürecini tamamlaması bekleniyor. Bu yasaya yönelik muhalefetin, dikiz aynasından geriye bakarak yapıldığı kanısındayım. Söylenenler belki bir dönem için doğruydu. Gelin görün ki dünya değişiyor” buyurmuş.
Cumnhuriyet’ten Ali Sirmen de denk düşürmüş;  Sarkozy iktidarının hazırladığı yeni Anayasa Taslağına konulacak “yerel diller” le ilgili madde değişikliğinin senatoda reddedildiğini yazmış. Demek ki dünya Şahin’in savunduğu kadar değişmiyor.
Sirmen’in aktarımına göre Fransa’da “yerel dillere özgürlük” fikrinin militan derecesindeki savunucusu Yukarı Pireneler Senatörü François Fortassin “tehlikeli sapmalara yol açabileceği” kaygısıyla “red” oyu kullananlardan biri.
Türkiye’de Leyla Zana’nın veya Emine Ayna’nın “kürtçe tasarısı” nı reddettiğini düşünebilir misiniz?
Bir diğer redçi UDF senatörü Yves Daitraigne de anayasaya böyle bir madde eklenirse “ileride bazılarının bu dillerin resmi yazışmada kullanılmasına, bazı bölgelerde bu dilde eğitimin zorunlu hale getirilmesi önerilerine yol açabileceği” için sakıncalı olacağını söylemiş.
Anayasasında “Fransa halkının bölünmez bir bütün olduğu” nu öngören 1. maddesine sıkı sıkıya bağlı olan Fransızlar, Sirmen’in hatırlattığı gibi daha önce de Joxe yasasındaki “Fransız ulusunu oluşturan bir parça olan Korsika halkı” ifadesini iptal etmişti.
Bu gözlemlerini aktardıktan sonra Ali Sirmen soruyor:
 “Türkiye’de ” lümpen liberaller “, bize AB’yi demokratik bir örnek olarak gösterirken acaba bu gerçekleri bilmiyorlar mı, yoksa bilerek görmezden mi geliyorlar?”

+++++

Rant meselesi

Aydınlar yürüyüşünü “vakitçiler” le, “nakitçiler” niye
destekledi yahu?

Nazlı Ilıcak okurlarını “darbeye hayır” demek için sokağa dökülen“ lere kulak vermeye çağırmış.
Serdar Akinan birkaç gün önce ”cuk“ diye oturtmuştu:
Kendine aydın diyen bu takıma basit bir sorum var.
Türkiye’de darbe isteyen kaldı mı? Neyin yürüyüşünü yapıyorsunuz? Bunun adı entelektüel teşhircilik.
Darbe karşıtı yürüyüş yaptınız diye yandaş, Sorosçu basın da size kapılarını açacak.
”Siz kimi kandırıyorsunuz?“ Bu bir rant meselesi...

+++++

Amasya Genelgesi’ni yazdıran hükümetin
sadece adı değişik...

21 - 22 Haziran günleri Amasya Genelgesi’nin açıklandığı tarihtir.
Aradan 89 yıl geçti...
Mustafa Kemal’in; 21 - 22 Haziran 1919 gecesi emir subayı Cevat Abbas Bey’e Saraydüzü kışlasında yazdırdığı bu genelgenin ilk üç maddesi şöyledir:
1. Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir.
2. İstanbul Hükümeti, üzerindeki sorumluluğun gereklerini yerine getirmemektedir.
3. Milletin istiklalini yine milletin kendi azim ve kararı kurtaracaktır.
Görüldüğü gibi... 89 yıl öncesiyle bugün arasında fazlaca fark yoktur...
Sadece bugün görevde olanın adı İstanbul değil, Ankara hükümetidir...            

Melih Aşık / Mililyet

+++++

Olsa da olur olmasa da

Başbakan hepsine yeter

Hasan Pulur Milliyet’te uzun uzun yazmış. Biz
özetleyelim:
Bu ülkenin üniversitelerinde mimarlık fakülteleri ve şehircilik kürsüleri var, belediyelerinde kaçak yapıları denetleyen imar birimleri var. Başbakanlık Denetleme Kurulu var...
Peki bunların hepsini kapatsak ne olur?
Hiçbirşey olmaz!
Çünkü bu ülkede bir gecede hepsinin yaptıklarını yıkan, “imar kirliliği” ni önleyen yasayı iptal eden bir Başbakan da var!

+++++

ANAP’ı “Yap-İşlet-Devret”

ANAP, genel merkez binası Özal tarafından yaptırılmıştı ve şimdi yine Özal tarafından bulunmuş bir model ile tarih sahnesinden çekilecek.
Alış veriş merkezi denilen kavramla da yine Turgut Özal sayesinde tanışmıştık.
Hayatı salt bir alış veriş meselesi olarak algılayan bir siyasi ideolojinin merkezi, sonunda bir alış veriş merkezine dönüşecek.
ANAP, uzun iktidar yılları boyunca alışverişin merkezi olmasaydı, genel merkez binası da şimdi bir alışveriş merkezi olmayacaktı.

Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet

+++++

Amip tarzında çoğaldılar

Çarşı’dan aldım bİr tane eve  geldim  bin tane

Fonla beslenen malum gazetenin Genel Kurmay’ı hedef alan serisindeki son haberini, başka yayın organlarına bölünerek çoğalan “taraf” lar da sahiplendi.
“Böyle bir ilkel ve çağdışı anlayışa Türkiye’nin güvenliği nasıl teslim edilebilir, anlayamıyorum” diyen Mümtaz’er Türköne, vatan savunmasını kime devretmeyi düşünüyor çok merak ettim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş