Devrilen diktatörler ve kutsal iktidar

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Yaklaşık iki aydan bu tarafa Arap dünyasında bir iktidar temizliği yapılmaktadır. Dünyada diktatörler sanki sadece Araplarda varmış gibi davranılıyor. Oysaki Latin Amerika, Uzak Asya, Kafkasya ve Orta Asya’da benzer rejimlerin olduğu herkesin malumudur. Niçin acaba bu sadece Arap ülkelerinde sahneleniyor. Eğer bazılarının özellikle düşündüğü gibi petrol ve gaz belirleyici bir unsur ise Latin Amerika’da, Kafkasya’da ve Orta Asya’da da petrol ve gaz mevcuttur. Bu cümleyi petrol ve gazın etkisi yoktur anlamında kullanmıyorum. Ancak bu olayların başka nedenlerinin olduğunu düşünüyorum.
1- İsrail kuruluşu olan 1948’den bu tarafa süper güç Amerika Birleşik Devletleri, Batı dünyası ve dünyanın dört bir tarafına yerleşmiş güçlü Yahudi Lobisine rağmen güvenliğini sağlayamamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden birisi İsrail’in ABD denetiminde olan Arap diktatörlerle yaptığı antlaşmaların ve onların Filistin politikalarını bu ülkelerde bulunan radikal İslamcıların reddetmesi ve iktidara geldiklerinde bu antlaşmaları tanımayacaklarını ilan etmesidir. Dolayısıyla İsrail kalıcı bir barış için kendi denetimlerinde olan iktidarlarla değil asıl anlaşmayı bu radikal İslamcılarla yapmak zorunda olduğunu anlamıştır. Bu nedenle de Arap dünyasında radikal İslamcılar tek başına asla ama iktidarın bir parçası yapılarak halk nezdinde onları itibarlı yapan dürüstlükleri iktidarın nimetlerinden yararlanma çabasıyla kirletilip birer ikişer kasetlerle de süslenince İsrail ile antlaşmalar yapmaya hazır hale getirileceklerdir. Hiç kimse önemli bir garanti alınmadan Arap ülkelerindeki bu değişimi sadece diktatörlerden bıkan Arap halklarının kendiliğinden örgütlenip sabahleyin erkenden meydanları doldurduğunu yüz binlerce kişiye bu rejimlerin sıkı denetimine rağmen haberleşip bedava sandviç ve içecek dağıtmayı planlayabileceğini iddia edemez.
2- Arap ülkelerinden çok sayıda Arap’ın batılı ülkelerde eğitim almaları ve çağdaş ülke özlemi nedeniyle isyanların hazırlanmasında ve sahnelenmesinde yardımcı olmaları
3- Halkların bıkkınlığı ve nefreti ile bu dikta rejimlerin yorgunluğu ve pisliğe iyice bulaşması nedeniyle taraftarlarının bile desteğini kaybetmeleri.
4- Arapların sadece özgürlük ihtiyacı değil, petrol zengini ülkeler de dahil olmak üzere Arap ülkelerinde adaletsizliğin, yoksulluğun ve gelir dağılımı dengesizliğinin had safhaya ulaşması.
Türkiye’de ve yurt dışında bu dikta rejimler yıkılınca her ne hikmetse bu ülkelerin demokrasiye geçtiklerinde bir İngiliz veya Alman demokrasisi modeli değil de AKP demokrasisi ve özgürlüğünün örnek gösterilmesi çok ilginçtir. Zira radikal İslamcıların ortak olacağı demokratik yönetimler için AKP iktidarının batılılar ve Araplar tarafından sanki anlaşmışlar gibi birlikte örnek gösterilmesi mânidardır.
Dokuz buçuk yıllık AKP iktidarı döneminde sanki kutsal azizlerin bakanlık yaptığı bir koalisyon gibi hiçbir yolsuzluğa rastlanmamıştır. Bu bir dünya rekorudur. Bu kadar yıl iktidarda kalıp da yolsuzluğa bulaşmamak İsveç, Norveç ve Danimarka gibi demokratik rejimlerin ve insanî kalkınmışlık oranı açısından simge ülkelerinin bile önündedir. Zira bu ülkelerde bile yılda bir iki basit yolsuzluk olayına rastlanırken AKP politik ve bürokratik kadrolarında rastlanmamıştır. Eski tüfek komünistler, çıkarcı liberaller, her iktidara danışmanlık yapma marifeti olan akademisyen kılıklı uyanık eyyamcılar ve her iktidarın müdavim taraftarları yurt içinden ve dışından AKP iktidarını kutsal bir varlık gibi tanıtmaya devam etmektedirler. Acaba AKP’nin masumiyet karnesine sahip olması ve âdeta istisnaî bir iktidar gibi dokunulmaması içte ve dışta özellikle aranan bir nitelik mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları