Diğerlerini anladık da sana ne oluyor Hoca?

İsrafil K.KUMBASAR

Hazin hikayelerin ‘kara mizah’ örneklerinin bereketli coğrafyasıdır Türkiye.
Fazla değil, ‘gündoğumu’ ile ‘günbatımı’ arasındaki bir zaman dilimine ‘binbir çeşit çelişkinin’ sığdığına şahit olursunuz.
Seherde ‘esip’ gürleyenlerin, kuşluk vaktinde “Kefenimi giydim” diye ağlanıp sızlanmaları, ikindi serininde “Sultan benim” diye mırıldanmaları işten bile değildir. 
‘Yaz sıcağından’ değil, ‘karakter kaçağı’ yüzünden, gömleklerin biri çıkarılır, diğeri giyilir gün içerisinde.
‘Acziyetlerinin’ altında gizlemekte zorluk çektikleri bir ‘ceberut’ çehredir yansır boz bulanık sulara.
‘Alev alan denizlerde’ kulaç atma sevdasına tutulurlar, ama ‘kurbağa yüzemeyecek’ dereciklerde nefes nefese kalırlar.
‘Değişirler’ dönüşürler, ‘evrilirler’ çevrilerler ve öyle bir an gelir ki, ‘ne olduklarını’ tarif etmekte bile yetersiz kalırlar.
‘Kökten’, ‘maziden’ dem vurup dursalar da, ‘dün yürüdükleri’ yollarla, ‘bugün savruldukları’ kulvarlar arasına Kaf dağı sığar.
Fakat insan kendini kandırmaya, ‘iktidarın büyülü rüzgarına’ kapılmaya görsün.
Bir kaybetme, bir ‘hesap verme’ korkusu düşer ki yüreklerine.
Ortada ne akl-ı selim kalır, ne de mantık.

* * *

Öylesine yakıcı, yıkıcı, kahhar bir enaniyet sarar ki ‘muktedirim’ diyenlerin yüreklerini, o yangını her yana yayarak kendilerine ‘suç ortağı’ üretmek için gözlerini kırpmazlar.
‘Düşme’ korkusu ile meydanları inletirler, “Beyaz gömleği giydik, hazırız” diye.
O yaygaraya çılgınca alkış tutanlar, çoğu kez akıl etmezler sormayı:
- “Sen değil miydin, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakanı Yüce Divan’a gönderen? Korkulacak nesi var Yüce Divan’ın?”
Vurur yumruğunu kürsüye çakmak çakmak gözlerinden ateşler saçarak. ’Dün yediğini’bile unutan kalabalıklara balyoz gibi indirir cümleleri:
- “Hayır cephesinde kolkola girdiler...”
Kepeneklerini bu hatibin sırtına geçirenler, yine akıl edemez sormayı:
- “Yahu senin ustaların değil miydi birkaç ay hükümet edebilme uğruna, 36 yıl önce o öcü ilan ettiğin CHP ile koalisyon kuran?”
Öyle ‘gömleği’ sıyırıp, ‘kepeneği’ omuzlarına yerleştirince tarih hafızalardan siliniyor sanıyorsan aldanıyorsun.

* * *

Bu acayip coğrafya, Alamut Kalesi’ni aratmayacak efsunlu bir ‘gel-gitler’ diyarıdır.
‘Talebesi’ öyle de ‘hocası’ farklı mı sanki?
Kucağında büyüttüğü ‘Brütüs’ mücahitlerden yediği şamarı öylesine çabuk unuttu ki.
Daha birkaç gün önce uzaktan kumandalı partisinin ‘ele geçirileceğinden’ dem vuruyordu.’Milli görüşe’ tuzak kurulmak istendiğinden sızlanıyordu. Yaşından beklenmeyen bir cevvaliyetle mikrofona sarılıp ‘çizgiden asla kayılmayacağını’ va’zediyordu.
Fazla geçmedi, bir tokat da YAŞ’tan geldi.
Üzerine ‘tank’ sürenler, talebesi tarafından paşa paşa terfi ettirildi. Tabii bu vatandaşa “Sivillerin istediği oldu” diye yutturuldu. Oh ne ala, bir taşla iki kuş.
Kim ‘kimi’ kandırıyor, oyun içinde ‘nasıl bir oyun’ var, kurgucular da pek emin değil.
Hazret, olan biteni algılamakta zorluk çekmeli ki, ertesi gün kalktı ‘Brütüs’ mücahitlere bir şükran ifadesi olarak referandumda “Evet” diyeceklerini açıkladı.
Gerekçe ise ‘daha demokratik’ bir anayasa.

* * *

Demek ki neymiş, ‘daha demokratik’ bir anayasaya  “Evet”  dedirtmenin yolu ’balans ayarı’ yapmaktan geçiyormuş.
‘Balansçı’, ‘balans mağduru’ ve ‘balanstan zuhur eden’ aynı noktada buluştu.
‘Görüntüye’ aldanmamak gerek vesselam.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş