Dikkat! Bunlar demokrat maskeli bölücüler

Kürşad ZORLU

Türkiye’de giderek kronikleşen bir terör ve asayiş sorunu var. Bu durum kolluk kuvvetlerinin kullanılışı ve başarısı üzerinde ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Hatta terör o boyutlara gelmiş ki yıllara göre şehit sayıları verilerek mukayese yapılabiliyor. Hiç tartışmasız; tek bir şehit bile verseniz meydana gelen sonuç güçlü bir devlet açısından katlanılabilir ya da anlaşılabilir bir durum değildir.  Fakat Türk milletinin  “şehit”  dediği Mehmetçiğin canına kastedenlerin de böyle bir değerlendirmeyle anılması, ekranlarda bu şekilde propagandaya izin verilmesi ve sanki o Mehmetçiğin boşu boşuna öldüğü kanaatinin topluma empoze edilme girişimleri Türkiye’de ciddi bir bölünme tehlikesi olduğunu göstermektedir. Burada başlı başına bir toprak ayrışmasından söz edilemez. Zira günümüz dünyasında en önemli bölünme biçimi, o toprakların bünyesinde barındırdığı insan sermayesinin parçalara ayrılarak karşıtlaştırılmasıdır. Doğal olarak birbirine tahammülü olmayan, en basit konularda bile husumet duyabilen ve övündüğümüz akrabalık bağlarını hiçe sayan ayrışma süreçlerine hazırlıklı olmamız gerekir.

Türk kavramı hâlâ birleştirici
Son dönemde kimlik tartışmalarını alevlendiren en ateşli kuruluşlar bile yaptıkları araştırmalarda hâlâ Türk dil ve kültürünün ülkemiz nüfusunun %90’lar gibi büyük bir bölümü tarafından sahiplenildiğini göstermektedir. Aynı araştırmalara göre ancak %5-7 arasındaki belli bir kesim, yalnızca etnik kimliğini ön plana çıkararak Türklüğün ortaklaştırıcı gücünü kabul etmemektedir. Zaten bu oranlarla BDP’nin aldığı oy arasında basit bir ilişki kurmak mümkündür. Demek ki ülkemizdeki Kürt kökenli vatandaşların önemli bir bölümü ekranlarda boy gösteren demokrat maskeli düşünce sahiplerinin kullandığı  “terör”  ve  “bölünme”  algısına sahip değil. Bunca yalan, sömürü ve manipülasyona karşın hâlâ nüfusun büyük kısmının Türk kavramına sahip çıkması gerçekten önemli bir sonuç. Bana kalırsa “demokratik açılım”  dedikleri ve ne olduğu belli olmayan projenin, halkın belli bir kesiminde olumlu beklenti uyandırmasını aslında Türklük kavramının daha da pekişeceğine olan inançla açıklamak mümkündür. Ne yazık ki  “açılım” ın daha içi bile doldurulmadan tarihe gömüldüğünü söylemek gerekir.

Ne diyor bu adamlar?
“Türk vurgusu Anayasa’dan çıkarılsın”, “Öcalan muhatap alınsın”, “Kürt kimliği tanınsın”, “devlet silah bıraksın”, “kendi dilimi, kültürümü yaşamak istiyorum” ve dahası... Henüz  “devletin adını, bayrağını değiştirelim”  demediler. Bakalım, sözde açılım devam ederse onu da duymamız mümkündür. Diğer yandan aklıselim ve bölücülük yapmayan düşünce sahiplerini ayırdığımızda bu tür adamların ne söylediğinin de esasta bir önemi yok. Önemli olan vatansever kardeşlerimizin etnik kökenleri üzerinden oynanan oyundur. Gerçekten eğer bu ülkenin vatandaşları etnik kökeninden dolayı ayrılsaydı; toplumsal sistemde dilini konuşamayıp, kültürünü yaşayamasaydı; ezilip örselenmiş olsaydı; bu tür tartışmaların karşısında yukarıda hâlâ var olduğu gözlenen millet sağduyusu harekete geçerdi. Allah aşkına Türkiye’de böyle bir durum mu var? Aksine bu istekleri seslendirenlerin dayanak olarak gösterdiği bölgelerde bilakis devletin kendisi mağdurdur. Baksanıza yakılıyor, yıkılıyor, bombalanıyor, mayınlanıyor, kurşun atılıyor; ancak kimi zaman devletin bile sesi çıkmıyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş