Dil ve üslûp kargaşası...

Ahmet SEVGİ

Konfüçyüs’e sorarlar:
-Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap verir:
-Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Zira dil kusurlu olursa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz. Görev ve sorumluluklar gereği gibi yerine getirilmezse, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez.
25-26 asır önce söylenen bu sözlerin, Türkiye’nin içine düştüğü bugünkü durumu çok güzel ifade ettiği kanaatindeyim. Günümüzde oldukça revaçta olan aşağıdaki kelime ve tabirleri şöyle bir gözden geçirelim:
“Barış süreci”, “analar ağlamasın”, “akan kan dursun”, “terörist değil, aktivist”, “âkıl insanlar”, “amasız barış” vs. Bütün bu ifadeler PKK ile müzakere bağlamında söylenmiş sözlerdir. O zaman gelin bu ifadelerin ülkeyi nereye sürüklemekte olduğuna birlikte bakalım.
“Barış süreci” ne demek? Ortada savaş mı var ki barış olsun? “Barış, barış” diye diye terör örgütü PKK’nın meşrulaştırılmak istendiğinin farkında mısınız? Nitekim yavaş yavaş “terör, terörist, bebek kâtili” gibi ifadeler kullanılmaz oldu. “Âkıl insanlar”ın verdiği fetvaya göre bu tip söylemler “barış süreci”ne zarar veriyormuş...
“Âkıl insanlar heyeti” ayrı bir garabet... Fikri ve zikri malum 63 zevat düşmüşler yollara, nerede masum, bağrı yanık yaşlı bir ana yahut baba görseler hemen “Barış gelsin mi, akan kan dursun mu?” diye soruyorlar. Sanki “Savaş istiyoruz, kan akmaya devam etsin”  diyecek bir Allah’ın kulu var bu ülkede... Aldıkları müspet cevapları fırsat bilen “âkıl”lar hemen koşuyorlar televizyon ekranlarına, neymiş efendim, halk barışı destekliyormuş... Akıllım sen gerçekten terör olayları yaşanmasın, asker, polis ve sivil vatandaşlarımız terörist kurşunlarına hedef olmasın, ocaklara ateş düşmesin istiyorsan git Kandil’e, onlara sor ne soracaksan...
“Âkıl insanlar”dan biri -ismi lazım değil- çıkmış “İddia edildiği gibi bu süreç bölünme ile sonuçlanırsa beni Taksim’de assınlar, razıyım” şeklinde konuşuyor. Ülke bölündükten sonra “âkıllar”  ha 63 olmuş ha 62 olmuş, ne anlam ifade eder.
Sayın Başbakan’ın “Bu yolda baldıran zehri içmeye hazırım” sözü de halkın hissiyatını okşamaya yönelik, karşılığı olmayan bir ifadedir. Çıkılan yolun ülkeyi birlik, beraberlik ve huzura götüreceğine inanıyorsan “baldıran zehri” neyin nesi?.. Allah korusun, yolun sonunda ülke bölünecekse zât-ı âlîleri baldıran zehri içse ne yazar, içmese ne yazar. Memleket kumar oynar gibi yönetilmez ki...
Kısacası; son yıllarda izlenen yanlış politikalar Türkiye’yi büyük bir kaosa sürükledi hatta bölünmenin eşiğine getirdi. Fakat maalesef, halk tehlikenin farkında değil. Çünkü kullanılan dil, insanların sağduyusunu perdeliyor. Dolayısıyla, kalem ve kelam erbabının bu konuda daha hassas davranarak halkımızı aydınlatmalarını bekliyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş