Din ve laiklik

A+A-
Ahmet SEVGİ

Muhalefet çatı aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu gösterince havuz medyası telaşa kapıldı. E. İhsanoğlu’nun eksiğini bulma yarışına girdiler âdetâ... Mahut kalemşorlardan biri  “Çatı adayın özelliklerinden biri de ‘laik’ olması idi. Ekmeleddin İhsanoğlu laik mi”  diye sordu. Bu sualin muhatabı elbette E. İhsanoğlu’dur. Fakat söz konusu soru bana Ali Fuat Başgil’i ve onun Din ve Laiklik (Yağmur Yayınevi, İst. 1977) adlı eserini hatırlattı.
Aslında Ali Fuat Başgil ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında bazı benzerlikler var. Mesela her ikisi de akademisyen... Ali Fuat Başgil’in laiklik aleyhtarı/taraftarı olup olmadığı tartışılmıştı. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da laik olup olmadığı tartışmaya açılıyor. 27 Mayıs ihtilâlinden sonra 1961’de Ali Fuat Başgil de Cumhurbaşkanlığı’na aday olmuş, lakin bilahare adaylıktan çekilmek zorunda kalmıştı. Şimdi Ekmeleddin İhsanoğlu da Cumhurbaşkanı adayı... Umarım o da çekilmek durumunda kalmaz.
Bu uzunca girişten sonra sadede dönersek, diyeceğim o ki laiklik bizde layıkıyla anlaşılmamış bir konudur. Kanaatimizce bu “anlaşılmama” da normaldir. Çünkü laiklik Hristiyan dünyasının ihtiyaçlarından doğmuş bir kavramdır. Bilindiği üzere Hristiyanlıkta dünyadan el etek çekerek yaşayan rahipler, bir de papaz, piskopos gibi din adamları vardır. Bu iki zümrenin dışında kalanlara “laik” deniyor.
Bu çerçevede ortaya çıkan laiklik zamanla “dînî olmayan, rûhânî bir mahiyet taşımayan fikir, müessese, prensip, hukuk ve ahlâka” da ıtlak olunmuştur. Dolayısıyla -İslâmiyet’te “ruhbanlık” olmadığı için- bizlerin laikliği anlamakta zorlanmamız doğaldır.
Ali Fuat Başgil’in ifadesiyle “Laiklik, her şeyden evvel devletin, memlekette mevcut, maruf ve müesses dinlere karşı tarafsızlığı ve her hangi bir din veya mezhebin iç nizamına ve ibadet, ahkâm ve erkânına hiçbir surette müdahale etmemesidir.” 
Bana sorarsanız laiklik öncelikle din ve vicdan hürriyetidir. Din ve vicdan hürriyeti; herkesin birbirinin dinine ve mezhebine saygı göstermesi, devletin de inançlar konusunda taraf olmaması esasına dayanır ki bu prensip tarih boyunca -hatta bugün- yaşanan din ve mezhep kavgalarının panzehiridir diyebiliriz. 
Sözün özü; laiklik en başta din ve vicdan özgürlüğüdür. Buna dini siyasete âlet etmemeyi ve din eksenli siyaset yapmamayı da ekleyebiliriz. Bu prensiplere riayet eden kişiler laiktir ve onların yönettiği ülkeler de gayet tabii laik olacaktır vesselam...
Ben bu yazıyı bitirmiştim ki televizyon ekranlarına Ekmeleddin İhsanoğlu’nun laiklikle ilgili şu cümleleri yansıdı: “Siyasi güçlerin din üzerinde baskı kurmaması gerekir. Benzer şekilde siyaset üzerinde din adına bir baskı da kurulmamalı...” 
Haftaya görüşmek üzere....

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları