Dini siyasete âlet etmek...

Ahmet SEVGİ

İslâm’a ve Müslümanlara en büyük kötülüğü dini siyasete âlet edenler yapmışlardır. Dinî emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmak sadece Allah rızası için değil de iktidar hırsı yahut particilik adına yapılıyorsa -Allah korusun- amellerden geçtik, iman bile tehlikeye girer. Tarih; din adına yola çıkıp siyasî taassup meydanlarında dinini harap, imanını türap eden muhteris ve mutaassıplarla doludur.
“Dört Halife”den üçünü şehit edenlerin iddiaları neydi, hiç düşündünüz mü? Bugün Suriye’de Irak’ta, Mısır’da ölenler de, öldürenler de “Allahüekber” demiyorlar mı? Sabah namazını eda etmek için camiye girerken kapı önünde Hz. Ali’yi bir kılıç darbesiyle şehit eden İbn Mülcem de: “Ey Ali, hüküm senin ve arkadaşlarının değil, Allah’ındır”  diye bağırıyordu. Yani o da Halife’yi din adına katletmişti.
İktidar partisinin Merkez Yürütme Kurulu üyesi bir profesörün medyaya yansıyan:  “Bu saatten sonra milletin öfkesini asla kavga kesmez. İntikam istiyor millet. Kan kusturanlara kan kusturulsun” sözü ne tarafa doğru savrulmakta olduğumuzun göstergesidir. Peki, bu söz Hz. Ebubekir’in: “Müslümanlara her hâlükârda iyi davranın. Durumları ile yakından ilgilenin. Müslümanlar arasında sevgi tohumlarının yeşermesi için elinizden geleni yapın” talimatıyla çelişmiyor mu? Hani din adına yola çıkmıştınız. Dinde kin, intikam var mıdır? Şair doğru söylüyor:
“Mayasında nûr olanın gönlünde kîn olmaz//Hamurunda kir olanın kalbinde dîn olmaz.” (Li-müellifihî)
Diğer taraftan, yıllardır başörtüsü mücadelesi verdiklerini söyleyenler bir rektörün başını örtmesini niye tartışmaya açıyorlar? Hâlbuki kendi milletvekilleri başlarını örttükleri zaman sorgusuz sualsiz alkışlamışlardı.
Bir zamanlar “Başım açık olsaydı şimdi milletvekiliydim”  diye iç geçiren hanımlar vardı. Şimdi şartlar değişince başı açık olduğu için milletvekili olma ihtimalinin azaldığını düşünüp örtünmenin uygun bir zeminini kollayanlar var. 
Bütün bu olup bitenler dinin siyasete âlet edilmiş olmasından kaynaklanmıyor mu? 
Bu yıl “Kutlu Doğum Haftası”nın ana teması  “samimiyet”ti. Siyasette samimiyet nedir acaba?
Kanaatimizce siyasette samimiyet; özellikle dinî meseleleri çözerken tek parti tekelciliğinden uzak durmaktır. Diğer bir ifade ile bu tip sorunların hallinde ne yapıp edip muhalefeti de çözüme ortak edebilmenin yollarını bulmaktır. Bu mümkün olmasa ve meseleyi tek başına iktidar çözmüş olsa bile ortaya çıkan olumlu havayı istismara kalkmadan siyasetin geneline yaymayı başarabiliyor musun? İşte siyasette samimiyet budur. Lakin bunu maalesef siyasetçiler değil, devlet adamları yapabiliyor ancak. 
Kısacası; tarihî tecrübeler gösteriyor ki dini siyasete âlet edenler zahiren başarılı gibi görünseler de uzun vadede sosyal dokumuzda ve dinî hayatımızda kapanması imkânsız yaralar açmışlardır. Bu sebeple din, iman, Kur’ân gibi mukaddes değerlerin istismar edilmesine seyirci kalmamalıyız. Suriye, Irak, Mısır vb. ülkelerdeki iç karışıklıklar bize ders olmalıdır. Yarın geç kalmış olabiliriz.  
Son söz şairin:
“İyiliği emretmek elbette mühim//Lakin kötülükten sakındırmak ehem.” (Li-müellifihî)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş