Dini ve siyaseti işgalden kurtarmak...

A+A-
Ahmet GÜRSOY

               Türkiye'de paralelden bol ne var? Sadece paralel olan FETÖ değil ki...  Kim peki öteki paralel olanlar?  Sisteme rakip olan ve onu yıkmak isteyip yerine kendi sistemini kurmak isteyen herkes...

Başka?

Türkiye'yi bölüp içinden kendisine devlet çıkarmak isteyenlerin tümü.

Daha başka?

Türkiye'de yurttaşlığı sürüye çevirmek isteyen tüm güçler ve kendi kahramanları dışında âşıkları olan bütün umut tacirleri... Kısacası 1923'te kurulan Cumhuriyeti kendine rakip görenler... Beğenmeyenler... Hiç sindiremeyenler...

Ve bunlarla aynı kulvarda yürüyen, halen daha zihinlerinde proletarya diktatörlüğü kuracaklarını umanlar. Marksist sol ve avaneleri... Onların da Cumhuriyetle sorunu var...

Yeni bir Kastro olmak istiyor her biri... Hayalinden yeni bir Lenin olmanın tasasını çekenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok..

Bu adamlar ile berikilerin ortak paydası neresi biliyor musunuz?

Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyeti benimsememek ve sindirememek... Türkiye'de ne cemaatler ve tarikatlar hürriyet ve demokrasi üretiyor, ne de Marksist sol... Her ikisi de demokrasiden besleniyor... Lakin her ikisi sadece kendine yol açmak, amaçlarına ulaşmak için demokrasiden söz ediyor...

Dikkatinizi çekerim. Benim ülkemde sosyalist grupların önemli bir kısmı ayrılıkçı Kürtçülüğü destekliyor... Bunlar seçim geldiğinde oylarını HDP'ye vermekte bir sakınca görmüyor... FETÖ gibi cemaatlerin yaptığı da aynı değil mi?

Cemaat ve tarikatları ne yapalım?

"Cemaatleri, tarikatları ne yapalım" diyorlar... Ve cümlenin ardından hemen ekliyorlar: "Kapatalım mı?"

Soru masum değil. Cevabını içinde taşıyor. Demek istiyor ki zatlar, "bunları kapatmak çare değil..."

Ne yapalım peki? Islah mı edelim? "Islah" sözcüğü ile hangi cemaat ve tarikat yan yana gelmek ister?

Hiçbiri... Neden?

Çünkü ıslahı kabul etmek demek; eksikliği, değişimi, farklılaşmayı, kabul etmek demektir. Bir şeyi ıslah edecekseniz, şimdiki durumundan memnun değilsiniz demektir. Öyle ise ıslah yoluyla şimdiki durumunu değiştirecek ona yeni şekil verecek, pozisyon değiştireceksiniz... Bu da demektir ki karşımızdaki artık eskisi gibi olmayacak. Başkalaşacak...

Söyler misiniz? Bunu hangi tarikat ve cemaat kabul eder?

Hiçbiri... Peki, çözüm ne?

Ne yapacağız da kitleleri bütün sapkınlardan koruyacak ve yüce dinimizi tasalluttan kurtaracağız?

Tarikat ve cemaatler sapkınlık mı?

Evet... Esas gövde İslam'la ilişkilidir... Her cemaat ve tarikat da (tarikat kavramının tanımından da anlaşılacağı gibi) İslam'dan kendilerince edindikleri bir çeşit yoldur. Söz konusu olan bu yollar, ana gövdeden sapan kollardır. Yorumlardır. Farklılıkları içinde barındırır. Nitekim yollar (tarikatlar) çoğaldıkça dini davranışlar ve uygulamalar da çoğalır. Meselâ Kadirilerin davranışları ve ibadet (zikir) şekli ile Mevlevilerinki aynı değildir. Kimi tarikat pirleri, rüyalarla ilham (bir çeşit vahy) aldığını söyleyerek keramet sahibi olduğundan hareketle, din vaz etmeye kalkar. Kimi İslam'la hiç alakası olmadığı halde kendini bir çeşit peygamber olarak tanıtır. Fetullah Gülen'in kendini Mehdi göstermesi gibi... "Tarikatları ne yapalım" sorusu, "İslam'ı nasıl aslına döndürüp, tasallutlardan kurtaralım" sorusudur.

Tartışılmalıdır...

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları