"Dink" dank etmedi mi?

Altemur KILIÇ

Mübarek dinimiz, ölülerimizi rahmetle, başkalarını da “toprağı bol olsun” diye anmamızı emreder. Sadece bu, Müslümanlığın, ne kadar hoş görülü, bağışlayıcı  ve makul bir din olduğunu gösterir... Tabii anlayanlara!..
Ama itiraf edeyim, Allah’ımdan şefaat dileyim; Hrant Dink’ten ve her vesileyle anılmasından, bana artık gına geldi... Hele, toplama kalabalıkların ellerinde panolar,  “Hepimiz Hrant Dinkiz” diye sokaklara dökülmesi ve mâlum yazarların dövünmeleri yetti gayri!.. 
“Hrant Dink cinayeti”, hiç şüphesiz, menfur bir olay. Dink’in, günahları ne olursa olsun, sonu böyle olmamalıydı... Hâlâ şüpheler varsa, failleri meçhulse, bu cinayet muhakkak aydınlatılmalı ve failleri, kim olursa olsun cezalandırılmalı. Ve zaten kara şüphe bulutlarının sardığı ülkemiz bu müzmin “Hrant Dink sendromundan”, boynumuzda asılı kalan “değirmen taşından” kurtarılmalı!
Dink ailesinin acılarına saygı, tabii ki, insanlık borcu! Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama nihayet korlaşır ve külleri bağırlara basılır! Ama bazıları bu cinayeti, Dink’i, ölüsünü, karanlık emelleri için kullanıyorlar!  Hrant Dink’i anmak bu amaçla bir “sektör”  haline getirildi! Bu sektör, bir türlü kurtulamadığımız “Ermeni meselesine” bağlı. Hem “katliam” iddialarına hem de bir tarafından “Ermenistan’la kapıların açılmasına”(!). Bakın, biz Hrant Dink’i anarken, Ermenistan, Yunanistan liderleri ve “Ermeni Diasporası”, Türklere “Barbar” demekte birleşiyorlar.

Lâfın gelişi 
Unuttuk, unutturuldu. Agos, Ermeni gazetesi başyazarı Dink, “Zehirli Türk kanı” diye yazdığı için, Türklüğe hakaretten yargılanıyordu. Bazıları, “lâfın gelişi söylemiş; hem ifade özgürlüğü var. Türklüğe hakaret diye bir madde olamaz” diye onu savundular ve “postmortem” - ölümünden sonra da- savunuyorlar! Fakat aslında, demek oluyor ki, Dink’in şuurunun altında , “zehirli Türk kanı” fikri vardı ve bunu ifade etmişti... Yani, pek “lâfın gelişi” değildi. Böylesine ağır bir söz, “lafın gelişi” söylenemez. Mesela ben bazılarının aile büyüklerine sövsem, “lafın gelişi yazdım” diyebilir miyim?
Tabii, bunlar artık akademik kaldı.Dink o sözleri, “lafın gelişi” söylese de, şuurunun altındakini ifade etmiş olsa bile bu, herhalde böyle öldürülmesi için sebep olamazdı; keşke yargılama devam etse, mevcut kanun maddesine göre, ya aklansa ya da cezasını “adalete” göre bulsaydı. Fakat artık buna imkân olmadığına göre, Hrant Dink’i,  günahları, kemikleriyle gömmemiz, Allah’a havale etmemiz gerekiyor! .
Fakat anlaşılıyor ki, Hrant Dink’i mezarında rahat bırakmayacaklar, sonsuza kadar yıldönümlerinde ve her vesileyle amaçları için kullanacaklar...

Sözde aydınlar
Bu sözde “aydınlar”, yazarlar, Hrant Dink’e gösterdikleri ilgiyi, şehitlerimize, Taşnakların ve ASALA’nın katlettiklerine, Ermeni çetelerinin Erzurum’da, Kars’ta katlettikleri Türklere gösterdiler mi; gösteriyorlar mı?!  “Binlerce Ermeni kestik” diye özür kampanyaları açtıkları halde, Azerbaycan’daki  “Hocalı Katliamı” kurbanlarını anmak akıllarına geldi mi?.. Daha günceli, ölmeden mezara sokulanları anıyorlar mı? “Hepimiz ‘Haberalız’, ‘Balbayız’, ‘Özkanız’ diye sokaklara dökülüyorlar mı? Onların “aydınlığı” yalnız bir tarafı gösteren ışıldak gibidir.

Ağlama duvarı-platform  
Önceki gün anma töreninde, babalarını, eşlerini faili meçhul cinayetlerde yitirmiş insanlar, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Kemal Türkler, İlhan Erdost’un ve diğerlerinin yakınları bulunmuş. Bunlar ‘Toplumsal Bellek Platformu’ kurmuşlar. Yakınlarının katillerini arayacaklarmış. Yeni bir profesyonel “ağlama duvarı”! Ve sıkı durun; Hrant onları, onlar Hrant’ı temsil ediyorlarmış!..
Ben, şahsen, Uğur Mumcu ve Abdi İpekçi’nin, Dink’le aynı kefeye konulmasına isyan ediyorum. Yaşasalardı, onlar da isyan ederlerdi; duyarsız oldukları, Dink’in öldürülmesini tasvip ettikleri için değil, Dink’le aynı “platforma” konmayı istemedikleri için! Dink’le, tek ortak tarafları, “gazeteci-yazar” olmaları! Yoksa adım gibi biliyorum; bu gibi cinayetleri en ağır şekilde lanetleyen can dostum Abdi, Hrant öldürüldüğünde hayatta olsaydı, böyle bir “platforma” katılmaz, başka amaçlara alet olmazdı... Uğur Mumcu da öyle!
Abdi İpekçi’nin kızı, sevgili kızım Nükhet de bu törene, “platforma” katılmış. Ona, annesi Sibel’e, kardeşi Sedat’a, Abdi’nin  yakın dostu ve amcaları olarak, buradan sesleniyorum: Aslında, Türk devletini ve milletini hedef alan bu oyunlara sakın alet olmasınlar, kullanılmasınlar. Yoksa babalarının, Abdi İpekçi’nin ruhu muazzep olur! Hrant Dink’in eşine ve ailesine de “artık acınızı bağrınıza basın”; ötekilere de artık Hrant’ı, günah ve sevaplarıyla mezarında rahat bırakın ve Türkiye’yi daha fazla rahatsız -etmesin- etmeyin!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş