Dinleme Rezaleti

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Korku imparatorluğu oluşturarak bu ülkenin aydınlarını sindirmeye yönelik hukuksuz dinleme operasyonlarının bir bölümü daha ortaya çıktı. Büyük holding patronlarından, generallere, gazeteci-yazarlara kadar bir çok tanınmış isim var listede. Hürriyet’in başarılı muhabiri Toygun Atilla’nın haberinde şimdilik benim adım yok. Oysa oradaki bazı insanlarla yıllar önce yaptığım telefon görüşmeleri Silviri’deki mahkemelerin ek klasörlerinde belge adıyla kayıtlı. Yani dinlendiğimizi yıllardır biliyorduk, bundan sonra da dinleceğimizi biliyoruz. Son çıkan listedeki 160 kişi de bu işin bitmediğini dinlemelerin devam edeceğini biliyor. Bu dinlenme psikolojisi ağır travmalar da yaratıyor. Patron emrindeki personele işi ile ilgili teknik bir detay veremiyor, zira dinleyen cahil altında başka bir şey arıyor. Gazeteci atlatma bir haberi yöneticisiyle paylaşamıyor çünkü dinleyen poliste iddianameyi yazan savcı da ön yargılı. Adam sevgilisiyle akşam yemeğini nerede saat kaçta yiyeceğini açıkca belirtemiyor. Toplumun büyük kesiminin kapıldığı bu sendrom bir nebze  rahatlamış olsa da endişe devam ediyor. AKP’ye göre  bütün bu dinlemeleri “paralel yapı”  gerçekleştirdi. Paralelciler ise bütün bu dinlemeleri bizzat RTE’nin emri ile gerçekleştirdiklerini, her  fırsatta kendisini bilgilendirdiklerini itiraf ediyorlar. Sonuçta ortada çok ciddi bir insanlık suçu var.  Henüz bütün boyutlarıyla tehdit ve şantaj  vakaları ortaya çıkarılmış değil. İşin vahim tarafı dinleme kayıtlarının kimler tarafından nerede saklandığını bilen de yok. Yasaya göre gizli dinleme kararı alınan kişi ile ilgili dinleme kayıtlarında suç unsuruna rastlanmadığı anlaşılınca yazılı olarak  “şu tarihler arasında yapılan teknik takiplerde soruşturmaya gerek görülmemiştir ve dolayısıyla ilgili yasaya göre kayıtlar imha edilmiştir, bilgilerinize” mealinde bir resmi yazı muhatabına tebliğ edilir. Nitekim 2006’dan bu yana devam eden çeşitli soruşturmalardaki şüpheli ve adı geçenlerin bazılarına bu yönde mahkeme kararları ve imha tutanakları verilmiştir.  “İmha edilmiştir” kararına rağmen bir kopyasının kirli eller tarafından  “günün birinde lazım olur”  gerekçesiyle muhafaza edilip edilmediği de meçhul. İmha kararından sonra yasal olarak delil sayılması mümkün değil ama bu kişisel bilgilerin şantajlarda kullanılamayacağını da kimse garanti edemiyor. Nitekim bazı iş adamlarına bu yönde şantajlar yapılarak yüklü miktarda bağış adıyla  fidye alındığı da biliniyor. İlgili mahkemelerin bu konudaki yasal boşluklar yüzünden elleri kolları bağlı. Söz konusu hukuksuz dinlemelerle ilgili sorumluların yargılanmadığı da açık. 17-25 Aralık operasyonlarından sonra dinleme yapan emniyetçilerle ilgili soruşturmaların geldiği nokta farklı. Oysa burada haksız dinleme yapanların cezalandırılması gerekiyordu. Görünümde 8-10 tutuklama yapılıyor.. Üç-beş gün sonra serbest bırakılıyor. Üstelik kayıtların nerede olduğu da meçhul. Silivri mahkemelerinin milyonlarca sayfalık kayıtlarında telefon görüşme tapelerinin usul ve esasa aykırı olduğu, iddianameyle ilgisi bulunmadığı için dosyadan çıkarılması gerektiğine dair taleplere de yargı heyeti sağır kaldı. AKP hükümeti başbakanı, bakanı vekilleri ve alie bireylerinin dinleme kayıtlarının imhası telaşına düşmüşken insanlık suçuna dair adım atmaktan geri duruyor. Bu konudaki suç ortaklığıını da kabul etmiyor. Halen muhafaza edilen kayıtları baskı aracı olarak kullandıkları ortada. Bu vehamete rağmen dinlendiği ortaya çıkan kelli-ferli adamların sessizliği manidar. Yaramız olmadığı için gocunmuyoruz. Susup ,sinerek başlarının üzerinde dolaşan kılıca boyunların uzatanlar ise bu teslimiyetle daha çok dinlenirler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları