'Direneceğim!'

Yavuz Selim DEMİRAĞ
Malum davanın şüphelisi iddiasıyla telefonları dinlenen İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in de benim gibi sağlığı bozulmuş. Geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Anjiyo yaptıran Engin yataktan kalkar kalkmaz polis, asker ve savcılara “Gizli” kaşeli bir talimat yazmış. “Balyoz” soruşturmasını yürüten savcıların talimatlarında Başsavcı Vekili’nin imzası yoksa iade edin demiş. 13 maddelik talimatta savcılara ise “Dinleme kayıtlarını kilitleyip bilgi vermeden yakalama ve arama yapmayın” uyarısında bulunduğu yazı “Gizli” olmasına rağmen mürekkebi kurumadan gazetelerin manşetini süslerken gizlilik kavramının ne anlama geldiğine bir defa daha tanık olduk. Her şeyden önce Cengiz’in bu talimatından gözaltı ve aramalarda hukuksuzluk belirlendiği bizzat başsavcı tarafından ifade edilmiş olmuyor mu? Aynı zamanda dinleme kayıtları, özel telefon görüşmelerinin basına sızdırılma mekanizmasında sadece emniyetin yani polisin değil savcıların da rol aldığı ima edilmiyor mu?
Amir konumundaki başsavcının diğer savcılarla arasındaki hukuki ve fikri ayrılıkların olduğu gibi ciddi güvensizliklerin oluştuğu da su yüzüne çıkmış olmuyor mu? Demek ki Erzincan - Erzurum hattında patlak veren durum İstanbul’a çok önceden sirayet etmiş bile. Bunun sadece soruşturma esnasında değil yargılama safhasında da açığa çıktığına Silivri’deki duruşmalarda bütün kamuoyu tanık oldu. Nitekim 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davada Heyet Başkanı bazı tutuklu sanıkların tutukluluk sürelerinin gözönüne alınıp delillerin karatılmasının mümkün olmadığını belirterek uygun gördüğü tahliyeler heyetin diğer iki üyesince her defasında kabul edilmiyor. Böylece kamuoyundaki “Yargıya siyasi baskı yapılıyor” endişeleri daha da arttığı gibi hangi suçtan yargılandıklarını bilmeden uzun zamandır içeride suçsuz yere yatmakta olan insanların feveranları vicdanlarda derin iz bırakıyor.
Yargıya müdahale sadece siyaset tarafından yapılmıyor. Bir de yandaş medyanın vesayeti söz konusu. Devam etmekte olan yargıya müdahale etmek cüretini pervasızca sergileyenler, yargıyı etkileyebilmek amacıyla isim listeleri yayınlayarak resmen hedef gösteriyorlar bile. Hükümetin yarı resmi yayın organlarından sadece biri olan Star’ın kalemşörü Şamil Tayyar, “Kapatma davası açılırsa generallerin hepsi göz altına alınır” tehditleri savuruyor. Kurumlar arası gerginliği, çatışmayı görev haline getiren yandaş medya, göz altı dalgalarının zafer sarhoşluğu ile “200 asker daha tutuklanacak. 800 sivil için soruşturma yapılıyor. Bunlardan 200 tanesi kullanılacak örgütlerle ilişki suçlarından yargılanacak” beyanlarıyla önümüzdeki günlerde daha nelerin yaşanabileceğinin işaret fişeğini patlatıyorlar.
Gece yazdıkları “Balyoz’un darbe planı olduğu askeri savcılıkça kabul edildi” yalan haberleri sabah askeri savcılıkça tekzip edilse de onların meslek namusları tınmıyor bile..
“Islak imza asker tarafından da tespit edildi” başlıkları tam da adli tıpta uzman olmayan üyeler hakkında soruşturmanın açıldığı güne rastlıyor. Ama intihar eden yarbay Ali Tatar’ın el yazısının gerçek olmadığı şeklindeki mahkeme kararından tek satır yok.
Amirallere suikast iddiasıyla yargılanan teğmenlerin sözde kanıtlardaki parmak izinin bulunmadığı, dahası adli tıpta saç kıllarının kaybolduğu skandalı da haber olarak yer almıyor onlarda. Rezalet burada bitmiyor. CD’lerde Tübitak raporu var iddiaları ne zanlılar ne de avukatlara gösterilmeyerek balon havaya salınıveriyor. 51. No.lu DVD’nin çatladığı, kopyasının bulunmadığı gibi yüzlerce ikilem de cabası.
Bütün bunlar bir kenara, benim kafama Erzincan Savcısı İlhan Cihaner’in “Direneceğim!” sözleri takıldı. İlhan Cihaner’i HSYK Başkan Vekili “Olmaz öyle şey” diyerek direnişten vazgeçirmiş. Elinde inandığı hukuktan başka bir şeyi olmayan bir başsavcı çaresizlik içinde “Direnmeyi” düşünürse, emrinde binlerce asker, tank, tüfek bulunan bir asker ne düşünür? Or’lar toplantısından bir şey çıkmadığını görüp moralleri paslaşma ve buluşma ile iyice bozulan askerlerin neler düşündüklerini yarın bu sütunda tüm gerçekleri ile yazacağım.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş