Direniş başlıyor

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Hukukun bittiği yerde sözün anlamı olmaz. Cumhuriyetimizin yetiştirdiği en büyük hukukçulardan biri olan Vural Savaş bile, “Yazarak hiçbir şeyin düzelmeyeceğini anladım” sözleriyle yazı hayatına veda etti. Üstelik son dileği olarak “Allah Türk milletini korusun” temennisiyle sessizce köşesine çekildi. Bu faşizan baskı karşısında direnebilmek zor zanaattır ama direniş sona ermeyecek. Üstelik bu defa direnişin meşalesi mahkeme kapısında yakıldı, cezaevinde devam edecek. Üç günlük açlık grevini sürdüren Kurmay Albay Mustafa Önsel üçüncü kez tutuklandığında “Sakarya savaşında ordunun yüzde 40’ı kaçmış, ilginçtir ki yüzde 60’ı savaşmıştır. Biz savaşan dedelerin torunuyuz. O savaşta kaybedenlerin torunlarıyla savaş şimdi başlıyor”  diye anlam yüklü bir mesaj verdi. Peki, Kurmay Albay Mustafa Önsel Kim? Oğuzhan, Aybike, Cengizhan ve İstemihan’ın babasıdır. 15 yıl önce vefat eden babasının cenazesine dağlarda hain kovalamakta olduğu için katılamayan Türk subayıdır. Emriye annenin oğlu Mustafa’nın ailesine Trabzon Beşikdüzü’nde “Yetim Mehmet’in Çocukları” denir. Dede Hasan Kalay, kardeşleri Ömer ve Kâmil ile Sarıkamış’ta şehit olmuştur. Büyükbabanne Fatma da 1915 Rus harbinde Harşit çayı kenarında vefat edince yanındaki üç yetim çocuğu bir hayırsever tarafından bir buçuk yıl boyunca korunmuştur. Lakin şehit Ömer’in hanımı Reyhan Tirebolu’ya kadar gidip üç yetimi alarak Beşikdüzü’ne gidip onları alır, Beşikdüzü’ne ’getirir ve büyütür. O günden bu yana Yetim Mehmet’in çocukları olarak bilinen ailenin şehitleri de, geride kalanları da hafızdır. Diğer dede ikinci ihtiyat askerliğine gidip geri dönemez. Devlet halen mezarının nerede olduğunu bile açıklayamaz. İşte böyle bir ailenin çocuğu Mustafa, Balyoz masalında cami bombalamaya kalkışmakla suçlanıyor. Lafı uzatmayalım Mustafa Önsel’i tanıyorum; hem de Kalubela’dan beri. Ömrünün yarısı terörle mücadeleyle geçti. İlk tutuklanmasında olduğu gibi ikinci ve üçüncüde de “Yıllarca dağlarda yattık, hapiste yatmak bizim için lüks” demişti. Mustafa Albay bir Bozkurt’tur; Türk milliyetçisidir, asla teslim olmaz. Nitekim mücadeleyi sürdüreceğini, savaşın yeniden başlayacağını ilan etti. El yazısıyla bıraktığı mektupta bakın neler söylüyor: “... Fırsat verilsin 10 dakika içerisinde bu Balyoz denen olayın safsata olduğunu ortaya koyayım. Ama görüyoruz ki, bunu bilen sözde yargı mensupları savunmamızı bile yapmamıza müsaade etmeden bizleri tutukladı.
Yüce Türk Milletine ifade etmek istiyorum ki;
Biz bu milletin öncü mangasıyız. Hukuku silah olarak kullanıp, bizi pusuya düşürdüler. ‘Yaralıyız ama ölmedik.’ Çatışma yoğundur. Üzerimize tüm silahları ile ateş ediyorlar.
Herkesi ikaz ediyorum. Asıl amaç Türk milletinin kendisidir. Asıl pusu onadır. Tedbirinizi alınız. Eğer bu topraklarda değerlerimizle beraber özgürce yaşayacaksak direnmek zorundayız. Biz bu süreçte yüce Türk milleti adına her şeyi göze alarak direnişi başlatıyoruz. Elie Wiesel isimli bir düşünür: ‘Adaletsizliği engelleyecek gücünüz olmayabilir. Ama adaletsizliğe itiraz etmeyi, direnmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı’ diyor.
İşte adaletsizliğe karşı direnmek, bu kararı verenlere ‘hukuksuzsunuz, öyle ise bizim için artık hükümsüzsünüz’ diye haykırmak maksadıyla cezaevinde üç günlük sembolik açlık grevi ile direnişimi başlatıyorum. Bu tamamen bireysel kararımdır.  Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. 3. kez hukuk katledilerek tutuklanıyorum. Yeter artık!.. 14 Mart günü Silivri’deki duruşma, düğünümüzdür. Bütün dostları düğünümüze davet ediyorum. Mustafa Önsel ”
Şimdi merak ediyorum: “İki Darbe Arasında”yı en son yazması gereken kişi olan İskender Pala, meslektaşı Yarbay Ali Satır’ın ardından hüzünlü bir aşk hikâyesi yazamamıştı. Bakalım bundan sonra iki yanlışın bir doğru etmeyeceğini ifade edebilecek mi?
14 Mart’ı düğün ilen eden Mustafa Önsel direnir de dışarıda ki yakınları boş durur mu? Tutuklu asker aileleri bugün (Cumartesi) Anıtkabir’de olacak. Yarın öbür gün Kızılay’da, Taksim’de polis coplarına maruz kalıp, biber gazı yutturulur mu bilmem? Ama bu defa gerekirse çadır kurup TEKEL işçileri gibi aylarca sürecek bir direniş için kararlı olduklarını gözlemledim. Mustafa Önsel ve Teğmen Çelebi’nin şahsında Hasdal’dakileri Engin Alan Paşamın nezdinde Silivri’dekileri candan selamlıyorum. Diyarbakır’dan Cemal Temizöz’ün selamlarını iletiyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları