Dış borç zorlayacak...

A+A-
Esfender KORKMAZ

Seçimlerden sonra bazı bakanlar makro dengelerin iyi olduğu mealinde açıklamalar yaptı. Aslında ise hem makro dengeler çok bozuldu... Hem de böyle söylemek söz gelimi bozuk bir sütün tutan kaymağına bakarak süt bozuk değil demek gibidir. 

Risklerin başında dış borç sorunu var. Dış borçların iç borçtan farklı olarak iki önemli özelliği var.

Bir ülkenin net olarak dış borçlanması ile o ülkeye mal ve hizmet olarak veya döviz olarak kaynak giriyor. Net kaynak girişi iç tasarruf açığının kapanması demektir. Millî geliri olumlu etkiler. Tersine net dış borç ödeyince kaynak çıkışı olur. Millî geliri olumsuz etkiler.

Ayrıca, net dış borç ödeyen ülkeler, döviz bulmak zorundadır.

Dış borçlarda neden sıkıntı var?

1. Borç stokunun Millî gelire oranı yüzde elliyi geçti...

Türkiye dış borçlanma sınırına geldi. Özellikle dış borçların çevrilmesinde artık daha yüksek faizle yeni dış borç bulabiliyoruz. Toplam borç stokunun Millî gelire oranı yüzde 56.5 oldu. 2012 yılından fert başına gelirde yüzde 1 en fazla 2 büyüme yaşıyoruz. Düşük büyüme ve durgunluk aynı zamanda bir ülkenin gelir yaratamaması demektir. Gelir artmayınca yeni yatırım yapamayız. Dış borçları ödemekte zorlanırız.

1-044.jpg

Aslında sıcak para ve yerleşik olmayanların kısa vadeli mevduatı dış borç demektir. Uzun yıllar sıcak paranın getirdiği rehavetle bu sorunu göremedik. Ancak sıcak para doğrudan yabancı yatırım gibi değildir. Çünkü, ne zaman çıkacağı belli olmaz.

2. Yatırım yapmak için değil, cari açığın finansmanı ve tüketim amaçlı dış borç aldık...

Yatırım mallarının toplam ithalat içindeki payı yüzde 15  kadardır. Özel sektörün dış borcu artarken yatırımları azalıyor... Dış krediler yatırımlarda kullanılsaydı, üretim artışı, verimlilik artışı ve istihdam yaratarak kalkınmayı, fert başına gelir artışını hızlandırabilirdi... Bu yolla dış borçlar kendi kendine geri ödeyecekti. Şimdi, Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince, dışarıya kaynak çıkışı olacak. Net dış borç mürettebatının Millî hasılaya oranı, büyüme oranından daha yüksek olursa, fakirleşme yaşanacaktır.

3. Doların değer kazanması dış borç yükünü artırdı

Dış borçlarımızın yüzde 56,4’ü dolar cinsindendir. Dolar, Euro ve diğer paralar karşısında değer kazandıkça, dış borç yükümüz de artıyor.(Aşağıdaki tablo)

2-036.jpg

4. Döviz ihtiyacı arttı...

Türkiye’nin döviz kazanma potansiyeli de düşüktür. Bu potansiyeli  artırmak zorundayız... Ne var ki, ihracata dönük üretimde yüzde 80 ithal girdi kullanılıyor. Kedinin kuyruğunu yakalamaya çalışması gibi bir kısır döngü yaşıyoruz. İhracatı artırmak istersek, ithalat da otomatik olarak artıyor. 

Elimizde yalnızca turizm sektörü var. Turizm sektörü Türkiye için altın yumurtlayan tavuktur. Maalesef, turizm yatırımlarında her gün yeni bir imar yönetmeliği çıkararak, bürokrasiyi artırarak, yasakları yaygınlaştırarak, bu sektörü de boğazlıyoruz.

Yabancı yatırım sermayesi girişi de azaldı. Konjonktür azalma yönündedir.

Yine bir yandan dış borçları çevirmeye çalışırken, öte yandan cari açık vermekteyiz... Cari açığın nihai finansmanı dış borçla yapılıyor.

Sonuç: Eğer bu sene önlem alamazsak, 1958 yılında yaşadığı moratoryumdan sonra ilk defa yeni bir dış borç sorunu yaşayabiliriz.

Bir sorun da, bankalarda yabancı payının yüksek olmasıdır. Bankalara yabancı sermayenin hâkim olmasının ne gibi sonuçlar doğuracağı 2001 yılında Arjantin örneğinde görüldü. Yabancı bankalar panik içinde bir gecede 31 milyar dolar dışarıya transfer ederek, Arjantin krizini derinleştirdi.

Ekonomik anlamda diğerlerinden daha önemli bir sorun da, bu dış borçları Türkiye yatırım yapmak ve ülkenin üretim potansiyelini artırmak için değil, açıkları kapamak için aldı. Eğer bu dış borçları yatırım yapmak amacıyla almış olsaydık, bu yatırımlar kendi borçlarını öderdi.

Merkez Bankası 2013 Temmuz ayı itibariyle özel sektörün dış borçlarını açıkladı. Dış borçlar içinde en fazla pay, bankalar ve diğer finansal kuruluşlara aittir. İkinci sırada hizmetler sektörü geliyor. İmalat sanayi üçüncü sırada geliyor.

Bu sorunları toplum iyi takip ediyor. Ancak ekonomi yönetimi galiba buza yazılan yazılar olarak görüyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları