"Divandan Seslenen Bilge Şair"

A+A-
Ahmet SEVGİ

Divan şiirini “hüsniyat” (güzellikler) şiiri ve “hikemiyat” (hikmetli sözler) şiiri olmak üzere iki kısımda ele almak gerekir. Ancak, Tanzimat’tan sonra özellikle de Cumhuriyet devrinde bu şiirin hep “hüsniyat” yönünün öne çıkarılmış olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki ifadeler Mehmet Celal’in “Osmanlı Edebiyatı Numûneleri” adlı eserinde (s. 84-85 ) yer almaktadır:
“Divanlarımızdan biri mütâlaa olunurken insan ihtiva ettiği hayalleri zihninde canlandırırsa etrafını mâden elli, deniz gönüllü, ayağını “zühal”in tepesine basmış, hançerini “merih”in göğsüne saplamış memduhlar; feleği tersine çevirmiş de kadeh diye önüne koymuş, cehennemi alevlendirmiş de dağ diye göğsüne yapıştırmış, bağırdıkça arş-ı âlâ sarsılır, ağladıkça dünya kan tufanlarına boğulur âşıklar; boyu serviden uzun, beli kıldan ince, ağzı zerreden ufak, kılıç kaşlı, kargı kirpikli, geyik gözlü, yılan saçlı sevgililer ile dopdolu göreceğinden kendini gulyabaniler âleminde zanneder.”
İlk defa Namık Kemal’in “Bahâr-ı Dâniş Mukaddimesi”nde dile getirdiği bu tip eleştiriler zamanla yaygınlaşmış ve “kaş, göz, ağız dudak, bel, yanak...” vb. mâşûka dair güzellik unsurları dillere dolanarak Divan şiiri sadece “hüsniyat” tan ibaretmiş gibi olumsuz bir kanaat oluşturulmuştur. Oysa Divan şiiri dikkatle incelenirse, önemli bir kısmını hikemî şiirlerin teşkil ettiği görülür.
Bağdatlı Rûhî’den Ziya Paşa’ya uzanan bu hikmetli söyleyiş, Türk Edebiyatı’na vecize yahut atasözü niteliği taşıyan nice güzel mısra ve beyit kazandırmıştır. “Divan”lar bunun canlı örnekleridir. Klasik şiirimiz bu gözle incelense kim bilir ne kadar güzel beyitler çıkar karşımıza...
Prof. Dr. Mahmut Kaplan “Divandan Seslenen Bilge Şair” (Öncü Kitap, Ankara-2009) adlı kitabıyla bu yolda takdire şayan bir adım atmıştır. M. Kaplan “Önsöz” de çalışmasının mahiyeti hakkında şunları söylüyor:
“Atalarımızın altı asır boyunca meydana getirdikleri dünyanın bu en uzun ömürlü edebiyatının ürünleri, içinde doğdukları medeniyetin en özgün örnekleridir. Elinizdeki kitap, Divan şiirimizden seçilmiş bazı beyit ve gazellerin günümüz Türkçesine aktarılması ve kısa açıklamalarından oluşmaktadır.
Atalarımız, hayat tecrübelerini ve dünyaya bakışlarını özlü ifadelerle şiir formu içinde dile getirmiş, görüş ve düşüncelerini bu yolla zamanın hafızasına emanet etmişlerdir. Bu kitapta daha çok hikemî beyitlere yer verilmiş, böylece atalarımızın hayatı nasıl gördükleri, dünyayı nasıl algıladıkları anlatılmaya çalışılmıştır.”
Divan şiirinin hikmet cephesine tutulan bir ayna mesabesinde olan söz konusu eserden -parça bütünün habercisidir kavlince- birkaç beyit ve günümüz Türkçesine aktarımını sunuyoruz:
“İster isen almağa hikmet kitâbından sebak//Hâme-i kudret ne yazmış safha-i eşcâra bak.” “Hikmet kitabından ders almak istersen ağaç yapraklarına bak; kudret kalemi ne yazmış, gör.” (s. 13)
“Bu dershâne-i âlemde zümre-i insan//Bakılsa her biri bir nüsha-i mücelleddir.”“Bu dünya bir dershane, her insan da bir kitaptır.” (s. 23)
“Biz âremîde-i keştî-i gafletiz ammâ//Nefes nefes cereyân üzredir sefîne-i ömr.”  “Biz gaflet gemisinin huzuru içindeyiz ama ömür gemisi nefes nefes akıp gitmektedir.” (s. 35)
Yer yer güzel beyitlerle bezenmiş 30 makaleden mürekkep “Divandan Seslenen Bilge Şair” adlı bu didaktik çalışmayı Divan şiirinin hikmet cephesini merak eden okuyucularımıza -bilhassa da edebiyat öğrencilerine- tavsiye ediyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları