Diyâr-ı Mevlana'da bayram sabahı...

Ahmet SEVGİ

Üç aylar, kandil geceleri, Ramazan, Ramazan bayramı... derken Kurban bayramını da idrak etmiş bulunuyoruz... Bilmem bu kaçıncı bayram namazımız Mevlana diyarında? Ve tabii, kaç bayram namazı kaldı geride? Veyahut kaldı mı?..
Çoluk-çocuk, genç ihtiyar binlerce müminin iştirakiyle büyük bir vecd içinde edâ edilen bayram namazlarını müteâkip insanların câmide bir halka oluşturup:  “Allah kabul etsin, Allah tekrarına eriştirsin”  diyerek bayramlaşmaları her zaman dikkatimi çekmiştir. “Allah tekrarına eriştirsin” duâsı, acaba kimler için müstecâp olacak?.. Seneye kurban bayramına bu hayır duâ sahiplerinden tekrar kimler kavuşabilecek? Kimler, geride bıraktığı gözü yaşlı aile fertlerinin feryâd u figânına aldırış etmeden göçüp gidecek ebedî âleme?..
Bu duygular içinde, bayramlaşan cemaati seyrederken insanın aklına ister istemez Yahya Kemâl’in  “Süleymâniye’de Bayram Sabahı”  adlı şiiri geliyor. Yanılmıyorsam bu meşhur şiir şu mısralarla sona eriyordu:
 “Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine,  Çok şükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine Yaşayanlarla berâber bulunan ervâhı? 
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabâhı.”
Mevlana diyarında “yaşayanlarla beraber bulunan ervah” ı düşündüm. Emînim, aramızda Mevlânâ’nın, Şems-i Tebrîzî’nin, Yunus Emre’nin, Sultan Veled’in ve daha nice Allah dostlarının ruhları var. Ama Mevlana’nın ifadesiyle  “Herkesin ruhu görmesine ruhsat yok ki” ...
Mehmet Kaplan:  “Her bayramda bir hüzün var”  der. Gerçekten öyle... Bayram geldi mi içimi bir hüzün kaplar. Çok arzû ettiği halde, anne-babasının elini öpemeyen, hayatını gurbet ellerde geçirmek zorunda kalan insanları düşünürüm. Dört gözle, çoluk çocuğunun gelip elini öpmesini boş yere bekleyen gözü yaşlı anneler gelir hatırıma. Kimsesiz çocuklar, huzur evlerindeki yaşlılar, ölümü bekleyen çaresiz hastalar ve daha neler neler... Hepsi ayrı bir üzüntü kaynağı değil mi?
Yıllar önce bir bayram sabahı:  “Aslında bayram; neşe, sevinç ve şenlik günü. Ama bu dünkü vasfı, bugün ağlamak günü”  demişiz. Aradan yirmi küsur sene geçmiş. Yine bir bayram sabahı... Duygu ve düşüncelerimizi tekrar gözden geçiriyoruz. Fakat değişen bir şey yok. Yine hüzün, yine hüzün...
Anlatıldığına göre, Hz. Ali bir gün, neşe içinde gülüp oynayan bir kalabalığa rastlar. Eğlencelerinin sebebini sorduğunda:  “Bugün bayramımız, onun için eğleniyoruz”  cevabını verirler. Bunun üzerine Hz. Ali Efendimiz de:  “Günah işlemediğimiz günler de bizim bayramımızdır”  buyurur.
Günah işlemediğimiz gün var mı?.. Heyhât!.. Belki de bunun için  “bugün ağlamak günü” demişiz. Her ne ise... Yine de “bayram; neşe, sevinç ve şenlik günü”. Allah tekrarına eriştirsin... İyi bayramlar efendim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş