Diyarbakır alev alev

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Kırk derecenin üzerinde sıcakta Diyarbakır alev alev. Seçim sarhoşluğunu üzerinden atamayan BDP gündüz gözüne havai fişeklerle kutlama yapıyor. Diğer taraftan Reşadiye’de 7 askerimizi şehit eden 3 teröristin cenazeleri Diyarbakır’da 25 bin kişinin katıldığı törenle defnedildi. Yine devlete meydan okuma vardı kısacası. Örgütün beyleri, terörist başının resimleri gırla gidiyor. Altı bağımsızın nasıl seçildiğine ilişkin ilgi çekici hikâyeler var. Mahalle mahalle ayırmışlar. İki büyük mahalle bir adaya oy vermiş. Seçmen isim isim belirlenmiş. Hangi sandıktan hangi bağımsıza kaç oyun çıkacağı çok önceden belirlenmiş. Provasını bile yapmışlar seçimin. Hatip Dicle’nin Yargıtay tarafından onaylanan cezasına rağmen milletvekilliğinin YSK tarafından kesinlikle tescil edileceğine garanti gözüyle bakıyorlar. Hatta tehdit var: “Sıkıysa kabul etmesinler, heryeri cehenneme çeviririz” sözleriyle meydan okumayı sürdürüyorlar.
Silivri’den seçilen üç milletvekilinin tahliye edilip edilmeyeceğini yandaş medya yandaş hukukçularına tartıştırıp Meclis’e girmelerini engellemeye çalışırken Diyarbakır’daki KCK’lılar arasından seçilen 6 kişi için yorum yok tabii.. Ama Diyarbakır farklı. Defalarca yazdığım gibi Silivri hukuku başka, Habur hukuku başkaydı; şimdi de Diyarbakır farklı... Yemin törenine kadar 6 kişinin tahliye edileceğinden eminler.
Prof. Dr. Mehmet Haberal, gazeteci dostum Mustafa Balbay ve efsane komutan Engin Alan’ın mahkeme heyetince ikiye birle tahliye edilmeyeceği iddia edilirken, Diyarbakır’dakilerin tahliyeden emin duruşu çifte standart endişelerini katlayıverdi.
İki yılı çoktan geride bırakan Albay Cemal Temizöz ve Kamil Atağ’ın yargılandığı 28. duruşmayı izledim. Beş yıl önce geçirdiği iki beyin ameliyatından sonra adını-soyadını söylemekte güçlük çeken Fırat Altuğ için tanıklar dinlendi. Fırat’ın 7-8 yaşındaki çocuklarla oynadığını, unutkanlığını söylediler. Oysa aynı Fırat Altuğ emniyet ve savcılık ifadelerinde olağanüstü detaylara girip neler anlatmış neler... Gizli tanık sıfatıyla alınan ifadeleri zaten kabul etmiyor. Beynindeki tümör yeniden büyümüş ama hastaneye bile sevk edilmiyor. Nerden bakarsanız çelişki... Ama tutukluluk devam ediyor. Mahkemenin celp kararına rağmen Hanefi Avcı Diyarbakır’a gelip ifade vermedi. Bu gidişle gelmeyeceği de belli. Yani duruşmalar tutuklulukla beraber uzayıp gidecek. Diyarbakır izlenimlerimi bu sütuna sığdırmam mümkün değil. Kentte yine yabancılar cirit atıyor. Amerikalı, Avrupalı heyetlerin biri gitmeden diğeri geliyor.


NOT: Ben Diyarbakır’da iken değerli dostum, sevgili ağabeyim Haluk Pirimoğlu’nun can kardeşi Ali Pirimoğlu kalp krizi geçirip Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Ömer Haluk Pirimoğlu ve ailesi benim için çok özeldir. Cenazeye katılamadığımdan dolayı çok üzgünüm. Pirimoğlu ailesine başsağlığı diliyorum.
Bu arada Dr. Selim Kaptanoğlu’nun baypas ameliyatı olduğunu duydum. Güzel insan Kaptanoğlu’nun beş damarı değişmiş. Geçmiş olsun dileklerimle,  “Aman Selim Ağabey sen bize ve bu ülkeye lâzımsın”  diyorum.
Kızım Aybikehan ile beraber LGS sınavlarına giriyorum. Sınavda sehvenlerden korktuğumu belirtmeliyim. Başta sınava giren gençler olmak üzere ailelerine de başarılar dilerim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş