Diyarbakır’da ortaya çıkan gerçek nedir?

İsrafil K.KUMBASAR

Fransa’nın başkenti Paris’te ‘örgüt içi hesaplaşma’ neticesinde öldürülen PKK ‘lı üç kadının cenazesi, çok şükür(!) kazasız belasız toprağa verildi...
Diyarbakır’da düzenlenen cenaze töreninin ardından ulusal gazetelerin sanki aralarında sözleşmiş gibi kullandıkları başlıklar aynen şöyleydi:
- “Diyarbakır ‘barış’ dedi.”
- “Diyarbakır barışa durdu.”
- “Gönüller barıştan yana.”
- “Türkiye barışa hazır.”
- “Diyarbakır ‘da sağduyu.”
- “Çözüm sınavı geçti.”
- “Nihayet sağduyu.”
- “Hepimiz barışız.”
Peki, durum gerçekten de öyle miydi?
Gerçek, ne yazık ki aynı gazetelerde yer alan haberlerin ‘satır aralarına’ şu mini cümlecik ile gizleniyordu:
- “Törene 200 bin kişi katıldı.”
Aynı gün Mardin’de düzenlenen şehit cenazesi törenine katılanların sayısı ise adeta ‘parmak ile gösterilecek’ kadar azdı.
Diyarbakır ‘daki fotoğrafın özeti şudur:
- “Terör halka mal oldu.”

 

***

 

Kan tutarmış katili, dönüp, dolaşıp eninde sonunda ‘cinayet mahalline’ gelirmiş.
Nasıl bir dürtüyle bunu yapar caniler bilinmez, geride bıraktıkları ‘vahşet tablosuna’ duydukları merak mı, içlerinde daha da köpüren ‘insanlık dışı’ duygu mu?
Hepsinden önemlisi, cinayet mahallinde ‘nasıl bir ruh haline’ bürünür bu tip insanlar? Zayıf bir ihtimal de olsa ‘pişmanlık’ izi, ‘vicdan sızıntısının’ kırıntısı kendilerini tedirgin ediyor mudur?
Sorular, sorular, sorular.
 ‘Enteli’, ‘danteli’, ‘din bezirganı’, ‘etnik arızalısı’, ‘goygoycusu’, ‘rant peşinde koşanı ‘neredeyse bölücülüğün ‘terör bölümü’ hariç, her türlü işine kafa yordu.
 ‘Bireysel’ haklardan tutun, ‘arkaik’ çağlardaki duruma; dünyanın gidişatından önümüzdeki yüzyıla kadar bin bir bahaneyle eli kanlı canileri ‘hoş tutma’ yollarını aradılar; onları ‘onurlandıracak’ çarelere, yöntemlere başvurdular.
 ‘Güçlerinin’ kesildiği yerde ‘kalemleri’, kalemlerinin bittiği yerde ‘kuryelikler’ ile bölücülerin ciğerine kan pompaladılar.
Biliniz ki, terörün 30 yıldır hüküm sürmesi, ‘tetikçi ‘caniler kadar bu ‘yardakçı’ güruhun da eseridir.

 

***

 

Hafızalarınızı biraz zorlayın, ilk kanlı eylemleri, 1984 ‘teki Şemdinli-Eruh baskınını gözünüzün önüne getirin.
 ‘O fotoğrafı’ anımsamaya çalışın. Ve peşinden sökün eden rezil vurdum duymazlıkları, ‘kara mizah’ beyanatları.
 ‘Tohumları’ o günlerde atılan bölücü terör serpildi, gürbüz bir hal aldı ve ‘yıkıma ‘, ‘kıyıma’ doludizgin koşmaya başladı.
Fotoğrafı hatırlayın diyoruz, zira ‘bugünün ipuçlarını ‘ taşıyor. Geldiğimiz noktanın nasıl ‘kurgulanmış ‘, ‘adım adım vizyona sokulmuş’ bir oyun olduğunu belgeliyor.
Daha o günlerde ‘ihanetin’ adı doğru konulabilseydi, belki bugün acılarımız bu denli katlanıp, yüreğimiz böylesine yanmayacaktı.
“Ayrılıkçı” dediler onları tanımlarken, “özgürlük savaşçısı” teraneleri geldi peşinden, “gerilla” zırvaları ile onurlandırıldılar.
Teröristler ile çarşaf çarşaf röportajlar yapılarak, adeta ‘dağa çıkışlar’ özendirildi.
Tıpkı 12 Eylül öncesinin bir takım canilerine yapıldığı gibi, bu ihanet çetesinin elemanlarına da ‘payeler ‘ dağıtıldı.
Hayatları ‘dramatize’ edilip, halkın gözünde birer ‘kahramanmış’ gibi parlatıldı.

 

***

 

Oysa daha ilk adımda, ‘teşhis’ doğru konulmalı, adlandırma ‘racona uygun’ yapılmalıydı. Olmadı.
 ‘Kendine yabancı’ aydıncıklar, Soros vakıflarından beslenenler, AB kapılarında kadeh tokuşturanlar, ABD’nin gönüllü çaşıtları yanaşmadı buna.
Zira ‘küresel oyunun ‘ beklentisi, yatırımları ‘daha farklı’ bir yapıyı dayatıyordu.
O gün, o ilk baskında bebeklere kurşun sıkan caniler için “Bebek katili” dememekte diretenler ve bugün de bu ısrarlarını sürdürenler, bakınız memleketi nasıl ‘uçurumun ‘ kenarına taşıdılar.
“Analar ağlamasın” yaygarasının mucitleri, hâlâ suskun ama ‘fırsat kollar tilki’ konumundalar.
 ‘Askere’, ‘polise’, ‘öğretmene’ çevrilen namlular artık bir aşama daha ileri geçti.
Bir zamanlar “Gitarcı çocuklar” diye canilerin sırtını sıvazlayanlar, iş işten geçtikten sonra “Bebek katili” ifadesini kullansalar da artık bir anlamı yok.
Terör, ‘insanlık dışı’ bir boyut kazandı.
“Bebek katili” lafı az kalır bugünkü durumu izah etmeye; zira artık ‘anne karnındaki ceninlere ‘de kurşun sıkabiliyorlar.

 

***

 

Anaların karnına ‘kurşun’dolduran canilere ‘suç ortaklığı’ yapanların artık bu saatten sonra söyleyecekleri söz olamaz.
Onlar için en uygun yer Kandil’dir.
Gidip Kandil ‘e “analarını susturmayı” nasıl becereceklerinin yolunu teröristlerle birlikte arasınlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş