Diziler var... Bir de bu dizi var!

A+A-
Altemur KILIÇ

STAR TV’de gösterimi başlayan “Behzat Ç- Ankara Polisiyesi” beni çok rahatsız etti!
Televizyonda çok başarılı diziler gösteriliyor. “Papatyam”ın keyfine doyum olmuyor. Zeki Alasya ile birlikte rahmetli, Haldun Taner’in yadigârı Metin Akpınar’ın, “Kasap Necati” tiplemesi, nefis. Eşi Feride’yi oynayan Nilgün Kasapoğlu’nun “Necati!” demesi, hep kulaklarımda! Dizide satırlar arasında, güncel konularda yerinde mesajlar da veriliyor. “Arka Sokaklar”, “Umut Yolcuları” da çok güzel polisiye diziler...
Türkiye’ye televizyonu getirmeye çalışırken buna karşı olan DPT uzmanı, “Bu televizyonları idare edecek uzmanları nasıl bulacaksınız ?” diye sormuştu da, ben kendisine; “Evvel Allah daha iyilerini de buluruz”  demiştim... Haklı çıktım!  
 “Behzat Ç”  polisiyesi, teknik açıdan mükemmel... TV eleştirmeni olmak iddiam yok ama bütün bu diziler kurgu ve teknik bakımından yabancı dizilere taş çıkartır!
Ama ne yalan söyleyeyim; “Behzat Ç” dizisi, içeriği, kurgusu ve tipleriyle beni çok rahatsız etti. Önce, senaryo biraz karışık. Belki benim algılamam zayıflamış; kimin kim olduğunu, pek anlayamadın... Fakat dizinin kahramanı Behzat Ç, iyi adam iyi polis mi yoksa kötü polis veya kötü adam mı belli değil...
Dizinin konusu dramatik bir öykü! Behzat’ı temsil eden, Erdal Beşikçioğlu çok başarılı; tipine uygun performans veriyor... Ancak, şekil ve şemaliyle, kılık kıyafetiyle, küfürlü konuşmaları ve acele silah çekmesiyle bugünkü Türk polisi, hele Polis Akademisi mezunu bir polis şefi mi? Hoş bugün Akademide ders veren bazı öğretim üyelerinin fizyonomilerine bakınca, “acaba” diyorum; “sızdırılmış” yeni polisler onlar gibi mi olacak, diyorum!
Bu dizi ve Behzat karakteri seyircilere hele gençlere polisler hakkında yanlış izlenimlerdir ve yanlış örnek olabilir! Kısacası, bugün, Emniyet teşkilatında, böylesine, Behzat Ç tipinde sıra dışı polis şefinin, Başkomiserlerin olabileceğine inanmıyorum!
Diyeceksiniz ki, bu nihayet bir polisiye dizisidir. Ancak başkent Ankara’da geçtiğine göre, anlamı ve etkisi başka olur!
Dizide teröristlerin kötülenmesi iyi de, Ankara üniversitelerinde bunlar oluyorsa ve öğrencilerin -özel hayatları- gece hayatları hakikaten böyle ise, eyvah ki eyvah!
Ailemde üç polis şefi olduğu için öteden beri polislere zaafım vardır. Elimden geldiği kadar onlara sahip çıkmaya çalıştım... Bunun için, son zamanlarda emniyet teşkilatının da içine “sızılması” beni rahatsız ediyor.
 Ben eminim, Türk polisinin “koruyucu meleği” STAR kanalının Haber Müdürü Uğur Dündar da, bu Behzat tipini ve dizinin içeriğini tasvip etmez! Pişmiş aşa su mu kattım? Belki  ama bunları yazmak, tepkimi belirtmek, içimi dökmek zorundaydım. Sürçü lisan ettimse, affola!


Şimdi reklamlar
TV reklamlarının öncüsü, Türkiye radyolarındaki reklamlardı. Bu branşın, öncülerini Faruk Yener’i, Tarık Gürcan’ı anmak lazım... TV başlayınca, reklamlar kaçınılmaz olarak beyaz ekranda da başladı... Tek kanal TRT tekeli olunca, reklamlar içerik ve kalite bakımından ön süzgeçten geçirilir, tartışmalı olanlar Yönetim Kurulu’na gelirdi. Ben kurulda üye iken, böyle bir tartışmaya katılmıştım. Söz konusu, bir yabancı havayolu şirketinin reklamıydı... Bir kamyondan yüzlerce balon düşüyordu. Kurulda, böyle bir şeyin mümkün olamayacağı gerekçesiyle o reklamın kabul edilmemesi düşüncesi hâkim olmuş, ben ise, “bu sanal bir mesajdır” diye karşı oy kullanmıştım... Bugün, özel kanal bolluğunda reklamlara sınır, süzgeç yok. Öylesine reklamlar var ki o “balonlu” reklama taş çıkartıyor.
Ancak otomobil reklamları konusunda, sürati ve sıra dışı hareketleri  öne çıkaran bu reklamların trafik kazalarını artırıcı yönde seyircileri, gençleri nasıl etkileyeceğini de düşünmek gerek!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları