Doğalgaz zamları "yıkım"a dönüştü: 1

A+A-
Durmuş HOCAOĞLU

Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Sayın M. Hanefi Bostan, mahallî seçimlerin elinin kulağında olduğu bir dönemde, hükûmetin, kendisinden gayet emîn bir şekilde insanların bu kış mevsiminde gündelik hayatlarını başka birçok şeyden çok daha fazla ve çok daha derinden, yıkıcı bir şekilde etkileyecek olan doğalgaz konusunda almış olduğu pervasız zam kararı hakkında dikkat çekici bir bildiri yayımladı. Bugün ve bir sonraki yazımda, Sayın Bostan’ın  “Doğalgaz zamları ülke ekonomisi ve aileler için ” yıkım “a dönüştü”  başlıklı kısaltmadan takdîm edecek ve yorumu sizlere bırakacağım.
Söz Sayın Hanefi Bostan’da:
Artık kapımızı çalmış bulunan kış mevsimiyle birlikte yakıt masrafları da her ailenin bir numaralı sorunu olmaya başladı. Nitekim, özellikle son aylarda doğalgaza yapılan aşırı zamlar, yakıt masraflarını tam anlamıyla bir kâbusa dönüştürmüş bulunmaktadır.
Bilhassa kamu çalışanlarının yıllık yüzde 5-10 civarında zamlarla haklarını gasp eden hükûmetin, elektriğe ve doğalgaza yapmış olduğu ve yüzde 85’i bulan zamlar bu kesimde tam bir darbe tesiri yaratmıştır. Vaziyet o hale gelmiş bulunmaktadır ki, insanlarımızın büyük bir çoğunluğu, bu soğuk günlerde kaloriferini mümkün olduğunca en alt ısı seviyesinde yakmakta, evlerinin içinde kat kat kazak giyerek soğuktan korunmaya çalışmakta ve soğuk algınlığı tehlikesine açık bulunmaktadırlar. Diğer yandan okullarımızın da büyük çoğunluğunda kaloriferler ya aynı şekilde en düşük sıcaklıkta yakılmakta veya hiç yakılmamakta, buzdolabı gibi sınıflarda ders yapan öğrencilerimiz bir yandan hastalık tehdidi altında bulunurken diğer yandan ise ders başarıları düşmektedir.
Bunun yanında, doğalgaza aşırı bağımlılık sonucu enerji bakımından alternatifsiz bırakılan ülkemiz ekonomisi de özellikle bu ekonomik kriz döneminde millî bir felâket halini almaya başlamış bulunmaktadır.


Doğalgaz bağımlılığı
Türkiye’nin çektiği sıkıntının kökeninde, enerji kaynakları konusunda yapılmış olan, bilinçsiz, yanlış, kötü ve ülkemizi tehdit eden tercihler yatmaktadır. Bu kötü tercihler, çok kısaca özetlemek gerekirse,  “stratejik enerji kaynağı olarak yurtdışına aşırı bağımlılık”  şeklinde ifade edilebilir. Bilhassa Mavi Akım projesi ile başlayarak devam eden yurtdışından doğalgaz alımı ve bu doğalgazın çok hızlı bir şekilde bir numaralı temel enerji girdisi haline getirilmesi, ülkemizin belini bükmüştür. Nitekim, Türkiye artık bir doğalgaz bağımlısı ülke haline gelmiş/getirilmiş bulunmaktadır.
Hidroelektrik santrallerinin dörtte üçünü, linyitle çalışan santrallerinin ise üçte ikisini kullanmayan Türkiye, ülke genelinde toplam enerji üretiminin yarısına yakınını, doğalgaz tesislerinin kurulmuş olduğu bölgelerdeki konutlarda ise yüzde 80’ine varan bölümünü doğalgaza bağımlı hale getirmiştir.
Doğalgaz santralleriyle elde edilen elektrik enerjisi, ülke genelindeki elektrik üretiminin yüzde 45’ine ulaşmış bulunmaktadır ki bu rakam, bir doğalgaz ülkesi olan Rusya’dan bile daha yüksek bir oran teşkil etmektedir.


“Mavi Akım” mı,
“Mavi Yıkım” mı?

Türkiye’de doğalgazın kitlesel yaygınlıkta kullanımının başlangıcını oluşturan Mavi Akım projesi artık bir  “Mavi Yıkım” a dönüşmüş bulunmaktadır. Bu yıkımın sebebi gayet basittir: Türkiye’nin doğalgaz alımı için anlaşma yapmış olduğu iki ülke Rusya ve İran’dır ve bu iki ülke de, arada herhangi bir şekilde bir anlaşmazlık olduğu veya tek yanlı olarak anlaşma hükümlerine riayet edilmediği takdirde Türkiye’nin güç yetirip hakkını alabilmesi mümkün olmayan ülkelerdir.
Nitekim, gerek Rusya ve gerekse de İran bu konuda sık sık pürüz çıkarmakta; tek yanlı olarak ya gaz akışını kısmakta ya da fiyatlara astronomik zamlar yapmaktadırlar ve bu konuda Türkiye’nin elinden de hiçbir şey gelmemektedir.

Yazarın Diğer Yazıları