Doğru yerde durmak ve hizaya gelmek!

Altemur KILIÇ

Osmanlı’nın son,  “yıkılma”  dönemlerinde, Avrupa’da bir toplantıda, dünyanın en güçlü devletinin hangisi olduğu tartışılıyor... Bir köşede sessiz sedasız bu tartışmaları dinleyen Osmanlı delegesi;  “Dünyanın en güçlü devleti Osmanlı Devleti’dir”  diyor ve herkes hayret edince ekliyor:  “Öyle güçlüyüz ki, bunca yıl siz dışarıdan, biz içeriden yıkamadık!” 
Bugün durum aynen böyle; şu son günlerde, Aktütün  “olayından”  sonra olanlar, bunun canlı kanıtı! Atatürk’ün TC Devleti o kadar güçlü ki, bunca yıl  “içeriden ve dışarıdan”  yıkamıyorlar!  “Olay”  diyorum; çünkü PKK’nın Aktütün’deki hain saldırısı, askerlerimizin kahramanlığı, PKK’nın kahpeliği, Taraf’ın adeta  “casusluğu”  unutuldu ve  “olay” , Türk ordusunun elbirliği ve söz birliğiyle yıpratılmasına vesile oldu...

Durum tespiti
Her şeyden önce, bir durum tespiti yapmalıyız.
Türkiye, gerçek bir savaşın, eski deyimle  “harbin” , bir hayat-memat-varoluş mücadelesinin içinde! Bu mücadele bütün cepheleri ve ayrıntılarıyla, artık  “asimetrik-düşük yoğunluklu”  vb. olmaktan çoktan çıkmış, gerçek bir “büyük harptir” .
Ve şimdi, bu  “harbin” muhtelif  “cephelerinde”  “muharebeler” veriliyor! “PKK terörü” bu cephelerden biri. Bu cephede her gün şehitler, gaziler veriyoruz! “Doğu cephesinde yeni bir şey yok” dendiği gün yok!
Saldırıların kaynağı, ülkemize karşı açılan  “harbin”  yabancı başkomutanları, silah ve para kaynakları besbelli, ama onların üzerine gitmek, hatta kimliklerini açıklamak bile ne mümkün! Aksine, onlardan, icazet,  “mütareke” , barış masasına  “oturmak”  için yardım istiyoruz.  “Barışçı çözüm”  Türkiye’nin “çözülmesi”  olacakmış; bu, iktidarın umurunda mı? “Meşru müdafaa” ya destek olması gereken bazı sözde aydınlar ve yazarlar da açıkça  “bozguncu” ! Çoğu, Güneydoğu’da, ülke bütünlüğünden tavizler verip  “kurtulmaktan” yana! ABD’nin BM hukukuna göre Irak’ı işgal etmeye hakkı var, ama TSK’nın hudutlarımızdaki, Kuzey Irak’taki PKK üslerini yok etmeye hakkı yok! Buna da ABD hakkı olmadığı halde engel oluyor! 

Beşinci kol
Bu  “harbin” bir de iç cephesi var: İçeride de türlü çeşit ve kılıklarda bir  “ihanet cephesi-Beşinci Kol”  var... Hatta belki orduya bile sızmış “casuslar” var!
 “Beşinci kolun”  organı Taraf gazetesi! Bu konuda şüphe mi var! Bu gazetenin yazar ve yöneticilerinin maksatları  “misyonları” , Allah’ın her günü, manşetleri ve tüm haber ve yazılarıyla, savaş gücümüze engel olmak. Ama son zamanlarda, büsbütün azıttılar. Elde ettikleri gizli belgeleri muharebe vermekte olan orduyu yıpratmak için kullanıyorlar! Bir “harp” içindeyken, buna devletler hukukunda ne denir? Kimse, “basın özgürlüğü, haber vermek, kamuyu aydınlatmak, yorum yapmak görev ve hakkından”  söz etmesin. Bu, meşru müdafaa savaşında bunun adı casusluktur ve vatana ihanettir! Cenevre Konvansiyonu’na göre de faillerinin “idamı” vaciptir!

Gaflet cephesi
“Gaflete”  gelince, bütün bunlar ortadayken, iyi niyetlerinden şüphe etmediğim bazı köşe yazarları bir nevi  “casusluk” olayını bir tarafa bırakmışlar, Orgeneral Başbuğ’un söylediklerinin içeriğini, sureta, haklı gördükten sonra, onun  “sert üslubunu” sertçe kınıyorlar! Malûm sivil toplum örgütlerini, sözde aydın köşe yazarlarını, hatta mesleğimizin bazı malum kuruluşlarını bir tarafa bırakıyorum; benim de mensubu olduğum Basın Konseyi de hiç olmazsa, meslek ahlakına uygun olarak, asıl Taraf’ı kınamaları gerekirken  Genelkurmay Başkanı’nı hedef alıyorlar! Sayın Orgeneral bu şartlarda nasıl  “yumuşak” olabilir ki?  Onu eleştirenler  “yumuşak”!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş