Doğru yol, susup şeytan olmak mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Kimi zaman yazılanların ‘insaf boyutunu’ aştığına dair sitemlere maruz kalıyoruz. Haksızlık ettiğimiz, meydanın o kadar da boş olmadığı yolunda yakınmalar alıyoruz.
Peki, o meydanda ‘paranın’, ‘makamın’, ‘iktidar olmanın’ gücü ile caka satanların dışında ‘vicdanın’ sesine kulak veren kaç kişi görebiliyorsunuz?
Deniliyor ki;  “İktidarının icraatları sadece iktidar karşıtlarını değil, bu partiye destek vermiş olan vicdan ehlini de tedirgin ediyor.” 
Duy da inanma; peki bugüne kadar o vicdan ehlinden kaç kişinin sesini yükseltip de  “Yeter artık” dediğini duyabildiniz?
‘Elleri’ ile düzeltemiyorlar anladık, peki ‘dilleri’ ve ‘kalemleri’ de mi işe yaramıyor?
‘Açlık korkusu’ ile çocukları katletmenin vahşetine dikkat çekenler, nedense ‘kendi somunları’ uğruna nasıl ‘zulme’ rıza gösterdiklerini unutuyorlar.
Neymiş efendim, yapılan yanlışlara karşı herkes dili döndüğünce itiraz ediyormuş, ancak bizler bunu ‘görmezden’ geliyor muşuz.
 “Görmezden gelme” ifadesi külliyen yanlış; demek istediğimiz akıl almaz bir ‘yılgınlığın’ bütün topluma hakim kılındığıdır.

 


***

 


 ‘Sindirilen’, ‘susturulan’, ‘dilsiz şeytana’ çevrilen, ‘üç maymunu’ oynamak zorunda bırakılanların sayısı her geçen gün artıyor.
Her şeye rağmen yılmayıp da seslerini yükseltenlerin söyledikleri ise ne yazık ki ‘en yakın çevrelerinde’ dahi yankı bulamıyor.
Siz hiç ‘Devr-i AKP’yi tanımlamak için söylenmiş olan “kasa, masa, nisa” cümlesine bir ulusal gazetede yahut televizyonda rast geldiniz mi?
Gelemezsiniz; zira o ibretlik tanımlama ancak internet sitelerinde birkaç yüz kişinin ulaşabileceği mecralarda ancak kendine yer bulabilir.
“Size beddua ediyorum. Allah belanızı versin. İki yakanız bir araya gelmesin. Haram servetlerinizi huzur içinde yiyemeyin emi. Müslümanların yüzünü kara çıkarttınız. Başınız beladan kurtulmasın”  satırlarına yer veren gazetenin tirajı kaçtır acaba?
Çok satan bir gazetenin kalem erbabı da ‘yolsuzluklardan’, ‘hırsızlıklardan’ dem vuruyor, ama kurduğu cümle aynen şöyle:
- “Her iktidar döneminde milletin malı çalınır. Bu sol olur, liberal olur, muhafazakar olur. Ama çalınan milletin malıdır.” 

 


***

 


Tespiti gördünüz mü, kim bilir nasıl kafa patlatmıştır bu ifadeleri kullanmak için?
Zavallı adam; çay ocağında oturup namaz vaktini bekleyen ihtiyarların mantığı ile aynı noktada, farkında değil.
Hani o ihtiyarlar durumu gördükleri halde,  “Evladım, doğru deyosun da, peki ya çalmayan mı var?” vecizesine yapışıyor ya, bu da onların mürekkep yalamışı.
Sahi ‘mürekkep’ ile ‘merkep’ arasında bir bağlantı var mıdır?
Hırsıza “Hırsız” demekten aciz adama,  “Mürekkebe bandırılmış merkep” desek suç işlemiş olur muyuz?
Bir başkası da hayli yumuşatılmış, neredeyse satır aralarına “Affet sultanım” yakarışları zerk edilmiş cümleler ile “Sultan’ın artık Orta Doğu’da itibar kaybına uğradığından” dem vuruyor. Mısır’da, Cezayir’de, Libya’da hazretin yüzünü görenlerin televizyonu kapattığını ima ediyor.
Daha bir yığın ‘incir çekirdeğini’ doldurmayan sözüm ona eleştirilere rastlıyoruz sağda solda.
Sırf ‘kendilerini temize çıkarma’, yarınlar için ön alma ve “Ben bunlara da diklenmiştim”  diyebilmenin yolunu yapma çabaları.

 


***

 


Mücahitlikten ‘müteahhitliğe’ terfi edenlerin, ‘kasa’, ‘masa’ ve ‘nisa’ düşkünlükleri deşifre olanların kurduğu psikolojik baskı, vicdan sahibi olduğunu iddia edenleri bile ne yazık ki ‘kekeme’, ‘kör’ ve ‘sağır’ hale getirmiştir.
Bir takım cılız seslere, şimdilik ‘mala, davara’ fazla zararları olmadığı için ilişmiyorlar.
Yoksa ‘doğmamış çocuğun’ hakkını savunmaya yeltenenlerin, ‘kendi çıkarlarına’ halel geleceğini anladıklarında ne yapacakları tecrübelerden sabittir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş