Doğudan Türk hâkimiyetini silmek

Ahmet GÜRSOY

Ne diyor kendini Türk olarak görmek istemeyen başbakanımız coğrafyaya siyasal bir ad koyarken  “Kürdistan..!”
Soruyorum: “Kürdistan dediğiniz coğrafyanın en az Kürtler kadar eski sakinleri arasında Türkler, Araplar ve Farslar yok mu?
Barzani tapu kayıtlarını yaktı diye bu gerçeklik ortadan kalmaz. Sultan Alparslan’ın ve oğlu Melikşah’ın izlerini buradan silemeyeceğiniz gibi çok daha eskilerde Sümerler’e kadar Mezopotamya’nın, Maveraünnehir’in kalbinden Türkleri silip atamazsınız. O coğrafyanın tüm eko sisteminde, bütün damarlarında Türk vardır.
Peki, ne hakla başkalarının da sahibi olan bir coğrafyaya onların iznini almadan, ne istediklerini sormadan, varlıklarını tanımadan “Kürdistan” diyorsunuz?
Soruyorum ne hakla!
Aynı şekilde Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgesine de  “Kürdistan” diyemezsiniz. Sadece bölücülük olduğu için değil. Coğrafyanın tarihi açısından ve yerleşik toplumu açısından da diyemezsiniz. Çünkü Türkiye’nin bu bölgesi sadece Kürtlerin yaşadığı bir toprak değil. Orada ezeli Türk toplulukları da tarih boyunca yaşamışlardır. Halen daha yaşamaktadırlar. Bu topluluklara sordunuz mu “biz sizin de içinde yaşadığınız coğrafyayı Kürdistan ilan ediyoruz rızanız var mı” diye?
Sormadınız!
Hani siz demokrattınız.
Daima halkın taleplerini göz önünde bulunduruyordunuz. Orada yaşayan ve tarih boyunca millet-i hâkime olan Türk topluluklarının görüşünü niye sormadınız da, onları asimile etmeye karar verdiniz?
Ve hani siz, etnistite üzerine kurulu bir devletin doğru olmayacağını, “Müslümanların” bunu yanlış bulduğunu söylüyordunuz?
Gittiniz, coğrafyaya etnik bir ad koydunuz. Üstelik içinde başka etnik grupların da tarih boyunca var olduğu bir coğrafyaya “Kürdistan” dediniz..
Urfalı Türkmenleri nereye koydunuz?
Ya Elazığlı gakkoşları..
K.Maraş’ı, Malatya’yı ve diğerlerini..
Peki, Tatvanlı Türk aşiretlerine ne oldu?
Sildiniz ve hepsinin başına Kürt etnik kimliğini geçirdiniz. Atatürk Türkiye’yi kurarken ülkenin doğulusunu batılısını Türklük üst kimliğinde vatandaşlık bağı ile milletleştirmek için kararlar alınca bunun adı “asimilasyon” oluyor, siz yapınca demokrasi oluyor öyle mi?   “Herkesi Türk yapıyorlar. Herkesi Türkleştiriyorlar. Kürt’e Türk olduğunu öğretiyorlar” dediniz durdunuz. Peki, siz herkesi Kürdistan’ın yurttaşları yapınca ve orada bir egemenlik ihdas edince coğrafyayı yer isimlerini değiştirerek Kürtleştirince bir asimilasyon olmuyor mu? Coğrafya birden yabancılaşmıyor mu?
Hani dinde ırkçılık yoktu ve siz de Türk lafını hazzetmiyordunuz. Sıra Kürt denmeye geldi mi din fikir mi değiştiriyor. Yoksa bir tek Türk’ün adı geçince mi din bunu ırkçılık olarak görüyor? Yahut siz dini Türk düşmanlığı için bir araç olarak mı kullanıyorsunuz?
Hangisi?
Selçuklularla başlayan ve Sultan Alpaslan’ın Malazgirt zaferiyle Türk hâkimiyetine giren toprakları, şimdi Türk hâkimiyetinden çıkarıp yabancılaştırmaktasınız. Hâkim toplumu ve onun siyasal birliğini,  Alparslanlarla, Kılıçarsalanlarla, Atatürklerle, Bizans’a, Yunan’a ve en önemlisi Haçlı’ya karşı koruyarak vatanlaştırdığı milli coğrafyada mağlup etmek itiyorsunuz. 
Demokratikleşme, devlet kuran hâkim toplum olan Türkleri coğrafyanın bir bölümünden silip yerine bir başka etnik toplumu devletleştirerek olur diyorsunuz. Bunun adı demokratikleşme değil, Doğuda Türk hâkimiyetine son vermedir. Kurucu toplumu kendi yurdunda boğmadır. 9 asır İslam’a hizmet etmiş bir toplumu, İslam ile aldatarak içten çökertmektir. Türkleri istilacı gören bu anlayış, milli bütünleşmeyi ortadan kaldırarak, dini bütünleşmeyi ikame edeceğini sanıyor. Tarihi tecrübe bunu doğrulamıyor. Tarih ve şimdi hem de bu iktidar döneminde yaşadığımız tarih gösteriyor ki, (Suriye örneğinde olduğu gibi) yeri geldiğinde Müslümanlar birbirine başkalarından daha fazla zarar veriyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş