Doktor çok, teşhis yok

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Annan Planı sürecinde “biz dıştakiler gerektiğinden fazla ön planda olduk; konuyu Kıbrıslılar halletmelidirler” noktasına varmış olan Lord Hannay, 4 Eylül tarihli Cyprus Mail gazetesinde yayınlanan bir yazısında konuya yeniden teşhis koymaktan kaçınarak önerilerde bulunmaya devam ediyor. Lord Hannay Talat-Hritofyas görüşmeleri çamura saplanır ve sonuçsuz kalırsa bunun son şans olduğunu savunanlardan değil. Konuya teşhis koymadığını veyahut da gerçekten yanılgı içinde olduğunu veyahut da İngiliz çıkarları için, yeniden bildiğini okumaya devam ettiğini gösteren şu değerlendirmesine bakalım: “Türkiye’de AB üyeliği için en küçük bir ümit var olduğu sürece Kıbrıs meselesinin halli için küçük de olsa ümit de var olacaktır”. Demek ki Lord Hannay de Rumların Türkiye’yi AB üyeliği konusunda vetoları ile korkutarak, AB’nin de Türkiye’ye  “EK Protokolde yüklendiğin sorumluluklarını yerine getirmezsen üye olamazsın, getirirsen ümit var” şartını zorlayarak Kıbrıs meselesinin halledilebileceğine inanmaktadır. Hatırlanabileceği gibi Rum tarafının AB üyeliği 1960 Antlaşmalarını çiğneyerek ve Yunanistan’ın şantajına boyun eğerek meydana gelmiş korsan bir üyeliktir. Garantör İngiltere’nin bunu veto hakkı vardı. Tüm müracaatlarımıza rağmen bizi yıllarca oyaladıktan sonra Rumların müracaatını “Kıbrıs’ın AB üyeliği İngiltere’nin çıkarlarına uygundur”  diyerek vetosunu kullanmamış, aksine Rumların “Kıbrıs” adı altında üye olmasına (Ecevit hükümeti düştükten sonra) olurunu vermiş, bu kanunsuzluğa cevaz veren, Türk-Yunan dengesini ortadan kaldıran Annan Planını sonuna kadar desteklemiştir. Rahmetli Ecevit ile birlikte AB’ye  “Kıbrıs meselesi halledilmeden Rum idaresini Kıbrıs diye üye yaparsanız, KKTC ile TC arasında benzeri bir oraklık kurulur”  mesajı etkin olmuş AB Ecevit hükümeti düşünceye kadar Rumların üyeliğini oyalamayı bilmişti.
Lord Hannay, Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin AB üyeliği ile uzaktan yakından ilgisi olamayacağını sanki bilmiyormuş gibi davranıyor ve Türkiye’yi  “Kıbrıs meselesini hallettirmeyen, AB bastırırsa  yola gelecek olan taraf”  olarak, tıpkı Rumların gördükleri gibi görüyor. AB üyesi yaptıkları  “Kıbrıs’ın”  Garantör İngiltere ile Türkiye’nin garantilediği ortaklık Devleti olmadığını, bu Devleti toplu mezarlar açarak 16 günlük ve doksanlık Türkleri Türk oldukları, Enosis’e hayır dedikleri için topluca katledip gömenlerin meşru Kıbrıs addettikleri korsan bir kuruluş olduğunu hatırlamak bile istemiyor.
Yine Sn. Lord Hannay çözümsüzlük nedenini yanlış yerlerde aramaktadır.  “Her iki tarafı da fazla acıtacak bir durum yoktur. Bu nedenle taraflardan herhangi birinin görüşmelerin kopmasından korkacak durumu da yoktur; sürecin uzamasından yorulmuş da değildirler” sonucuna varıyor. Sn. Lord Hannay görüşmelerin sonuçsuz kalmasına, görüşme yolu ile halledilmesi imkânının ortadan kalkmasına neden olan esas sebebin 1964’de Güvenlik Konseyi’nde tüm ikazlarımıza rağmen Makarios’un yıkmış olduğu garantilenmiş ortaklık devletinin devam etmekte olduğunu ve bu devletin meşru hükümetinin devam ettiğini, bu meşru hükümetin de eli kanlı Enosis canavarı Makarios’un hükümeti olduğunu vurgulayan BM Güvenlik Konseyi kararı olduğunu bir türlü görmek istemiyor. Neden? Çünkü İngiliz üslerine dokunulmadığı sürece Türkleri sokup zehirleyen yılanlar bin yaşasın siyasetini güdüyorlar da ondan!
Konumuza devam edeceğiz. 

Yazarın Diğer Yazıları