Dökülüyoruz!

A+A-
Arslan TEKİN

Ak Parti, hâdiseleri lehine çevirebilir, gönülleri kazanabilirdi.
Gezi hâdiseleri... 80 il ayaktaydı. İşe "marjinaller" karışmadan, halkın hissiyatı ortak iken, Recep T. Erdoğan çıksa, "Gezi Parkı projelerini durduruyoruz" deseydi, her fırsatta kitlelerin ardına saklanıp yakan yıkan, öldüren gruplar bu kadar cesaret bulamayacaklardı. Oysa R. T. Erdoğan öyle bir kükredi ki... Öldürülen çocuğu bile diline doladı: "Ekmek almıyordu, taş atıyordu." 
Marjinaller o çocuğu istismar ettiler, kendilerine kalkan yaptılar. Hâdiseler, adliye binasının basılmasına, devletle dalga geçilmesine, bir savcımızın katledilmesine kadar vardı. 
Rektör seçimleri... Hem seçim yapacaksın, hem kazananı tayin etmeyeceksin! İnsanın aklı duruyor! Rektör seçimine giriyorsun, birinci geliyorsun, ama tayin edecek makamların hoşuna gitmiyorsun. Önce YÖK yönetiminde alt sıraya atılıyorsun, sonra Cumhurbaşkanı'nın insafına bırakılıyorsun.  
Kaldır seçimleri ve açık söyle: "Adaylar isimlerini bildirsinler. Önce YÖK'te ayıklama yapılacak, son Makam-ı Âlî'ye üç kişinin adı sunulacak... Küsmece yok."
Adaylar günlerce öğretim üyelerini dolaşıyorlar, "Lütfen bana bir oy" diyerek âdeta yalvarıyorlar. İster istemez birbirlerinin de aleyhine lâflar ederek kıran kırana bir mücadele yürütüyorlar. Koca koca profesörlerin düşürüldüğü duruma bakın.
Rektör seçimlerinde ilim adamlarının verdiği oylar hiçe sayılıyor, gönüller kırılıyor. Son örnek İstanbul Üniversitesi. İkinci sıradaki aday birinci sıraya çıkarıldı. O üniversitenin mensubu olsaydım, muhtemelen ikinci sırada çıkan adaya oy verecektim. Yayınlarını biliyorum. Ama birincinin hakkının yenmesine de şiddetle itiraz ediyorum.
AKP, rektör seçimlerini fırsata dönüştürdü. Güya kendilerine yakın isimleri başa geçirmiş oluyorlar. 
Hâlbuki YÖK kanununu değiştirselerdi, yine kendilerine yakın insanları seçerlerdi ama gönül kırmazlardı. Ha 28 Şubatçılar, ha AKP'liler; hiç farkları yok.
YÖK Başkanı bile söylüyor, üniversitelerde kalite çok düşük, diye... Bu kafa kaliteyi yükseltemez.
Elektrik kesintisi... 78 milyonluk Türkiye'de hayat duruyor. "Neden elektrikler kesildi?" tartışmasına girmenin anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Kısa kısa kesiliyordu. Bu sefer uzun ve bütün Türkiye sathında kesilince, insanlar düşünmeye başladılar. Tek cümle: Özelleştirme canımıza okuyor! 
Elektrik ve kütüphaneler... Bazı kütüphaneler internet üzerinden hizmet veriyor. Millî Kütüphane Ankara'da. 1900'lerin başında çıkmış bir gazete koleksiyonu Millî Kütüphane'de var sadece ve Allah'tan internet üzerinde bu sayılara ulaşabiliyorsunuz. Ama para yatırmanız gerekiyor. Önce bu sayılara ulaşırken, birkaç gündür deniyorum, ulaşamıyorum. Sonra kütüphaneyi aradım. Meğer elektrik kesintisi yüzünden sistem arızalanmış. Site açıldığında hemen görülecek şekilde bir yazı konamaz mıydı? Ben telefon ettikten sonra mı akıllarına mı geldi ne, arıza e-postası yolladılar.
Kütüphane deyince... İstanbul Beyazıt Kütüphanesi'nde bir kitabın filmini alamıyorsunuz; âlet dört aydır bozuk. Fotoğraf çekiyorlar ancak. 5-10 lira ücretini dahi gidip bankaya yatıracaksınız. Zaman kaybı. Neden orada tahsil edilmiyor? Çünkü kendi insanımıza güvenmiyoruz.
Dökülüyoruz vesselâm!

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları