Dolandırıcılığın siyasallaşması!

Özcan YENİÇERİ

Almanya’da çalışan Türkleri istismar etmeyen kesim kalmamış gibidir. Gurbette çalışan Türk yurttaşlarını önce işçi şirketleri kurup onları güya ortak ederek milyarlarca mark toplayanlar aldatmıştı. Ardından YİMPAŞ, Kombassan hadiseleri geldi. Bilinen son olaylardan birisi de Almanya’daki Deniz Feneri dolandırıcılığı oldu.

Aldatılmaya doymayan vatandaşlar!
Ancak hemen başında söyleyelim burada aldatılanlarda da çok ciddi kusurlar vardır. Onlar her defasında  “Allah diyene eyvallah demek”  gibi bir saflık içinde davranmışlardır. Bu yönü itibarıyla da Almanya’daki Türk vatandaşları, dolandırıcılara, her türlü aldatılmaya ve ihanete uğramaya hazır bir görüntü vermişlerdir. Yurt dışındaki bu yurttaşlarımız tamamen temiz ve saf duygular nedeniyle ikna ve etkilenmeye fazlaca müsait görünmüşlerdir. Şark kurnazları da bu nedenle Almanya’daki Türk varlığını dolandırılmaya müsait verimli bir kaynak olarak görmüşlerdir. Dolandırıcılar ancak dolandırılmaya müsait olanları dolandırabilirler. Onlar da bile bile kendisine zarar veren gurbetçilere hiç acımamışlardır.
Son dolandırıcılık olayında da durum yeterince açıktır. Son altı yıldır inanılmaz bir servet ve imkân sahibi olan kuruluşların yüzlerine örttükleri perdeler yavaş da olsa yırtılmaya başlamıştır. Alman mahkemesinin verdiği karardan sonra kimsenin bu davayla ilgili olarak hık mık ve kem küm etme imkânı kalmamıştır. Karar açık; birileri Almanya’da yıl boyunca 20 binden fazla bağış sahibinin güvenini zedelemiştir. Almanya Deniz Feneri için toplam 41 milyon Euro bağış toplanmış. Bu bağışın toplam 17 milyon Euro’su Türkiye’ye gönderilmiş. Bunun 8 milyonunun Türkiye Deniz Feneri’ne gittiği, geri kalan kısmının ise amaç dışı yerlerde kullanıldığı açığa çıkmıştır. Hani  “bal tutan parmağını yalar” misali birilerinin bu paraları özel ya da siyasi çıkarları için kullandıkları mahkeme kararıyla belirlenmiştir. Üstelik Deniz Feneri davasından ‘dolandırıcılık’ suçundan hapis cezasına çarptırılanlar, bağış yapanlara yönelik olarak  “Bize inananlardan özür dileriz”  demek zorunda da kalmışlardır.

Aldatmaya doymayan şark kurnazları!

Şimdi Alman yargısı haklı olarak “asıl failler Türkiye’de”  diyor. Umulur ki Türk yargısı da dolandırıcılığı Türkiye’den organize ettiği iddia edilenler hakkında gerekli yasal kovuşturmayı yaparken siyasi müdahalelerle karşılaşmaz. İşin ucu kime dokunursa dokunsun bu yolsuzluğun ve yüzsüzlüğün üzerine sonuna kadar gidilir!
“İçimizdeki iyiliği öldürmeyin”, Almanya’daki Deniz Feneri’yle hiç ilgimiz yok diye feryat edenlerin tutumları ise ilginçtir. Elbette bu organizasyonda yer alanların içinde merhamet ve insani duygularla hareket edenler çoğunluktadır. Bu kadar para da ancak bu insanların sağladığı güven sayesinde toplanabilir. Ancak toplanan paraların ne kadarının amacına uygun biçimde kullanıldığını da Almanya’daki mahkeme rakamlarıyla ortaya koymuş bulunmaktadır. O halde herkesten daha çok bu organizasyonda Allah rızası için çalışanların, çaresiz insanlar için toplanan paraları şahsi çıkarları için kullananları eleştirmeleri gerekir! Masum insanların hakkını siyasi ve kişisel çıkarlar için kullananlardan herkesten önce bunların hesap sorulmasını talep etmeleri gerekir.

Dolandırıcılığın siyasallaştırılması!
Alman Mahkemesi “asil failler Türkiye’de, onlar Türkiye’den gelen emirleri uygulamışlar”  diyor. Birileri de Türkiye’de suçüstü yakalanmanın telaşı içinde yapılan dolandırıcılığı eleştirenleri  “Çamurdan ceset çıkarılırken, bu adamlar şaraplarını içip, sızıyorlardı” diyorsa bu adamların iyi niyetlerinden söz edilemez. Kaldı ki bu aldatma İslam dini adına, Allah adına, merhamet adına, insanlık adına yapılmıştır. Bu durum işlenen suçu çok daha vahim kılmaktadır.
Almanya’da Deniz Feneri’ne yönelik olarak açılan davayı Türkiye’deki “hükümeti sıkıştırmak için ortaya atılmış iddialar” olarak nitelemek ise dolandırıcılığı siyasallaştırmak anlamına gelir. Kaldı ki, bu olay  “Dişli” ve diğer “Ali Dibo”  olaylarından çok daha vahimdir. Almanya’daki Fener’le ilgimiz yok diyenler, onlardan onca parayı nasıl alabilmişlerdir? 17 milyon Euro’yu alırken Almanya’daki Deniz Feneri’yle fena halde ilgi kuranlar konu soruşturulmaya başlayınca ilgisiz olduklarını ilan ediveriyorlar. Almanya’daki Deniz Feneri’nin Türkiye’deki uzantıları, dolandırıcılığı siyasallaştırmak yerine gönderilen paraları hangi ihtiyaç sahibine hangi belge karşılığında nasıl teslim ettiklerini kanıtlamak durumundadırlar. Aksi takdirde yalnız dünyada değil, Ahirette de garip gurebanın bütün elleri onları dolandıranların yakalarında olacaktır! Bu böyle biline!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş