Domuz gribi üzerinde kafalar neden karışık?

İsrafil K.KUMBASAR
Mart ayında Meksika’da bir çocuğun ölümü ile ortaya çıkan ve kısa süre içerisinde bütün dünyayı etkisi altına alan domuz gribi ile ilgili tartışmalar
devam ediyor.
‘Pandemik H1N1 İnfulenza 2009’ adı verilen grip, bilim dünyasını ikiye böldü.
Bazı bilim adamları, “İnsanlığın sonu geliyor, dünyanın dörtte biri ölecek”  diyerek, tek çarenin ‘aşı yaptırmak’ olduğunu öne sürdüler.
Avrupa Konseyi Sağlık Komitesi Başkanı Dr. Wolfgang Wodarg, şöyle dedi.
- “Domuz gribi pandemisi korkusu
bir mizansendir. Domuz gribinin diğer grip salgınlarından farkı yok. Bu ilaç
endüstrisinin işi.”
Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde ise aynen şu ifadeleri kullandı:
- “Hiç kimse aşının ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor. Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor.”
Ortalığı velveleye veren bilim adamlarının ‘ilaç firmalarının adamı’olduğu, kara propaganda ile ‘aşı satışı’ yapıldığı öne sürüldü.
Ama gerçek şu ki bugüne kadar dünyada ‘7 binden fazla’ insan hayatını kaybetti.
Türkiye’de ölenlerin sayısı ise 415.

* * *

Domuz gribi, Doç. Dr. Baki Kumbasar’ın başkanlığını yaptığı Milliyetçi Hekimler Derneği tarafından, düzenlenen panelde enine boyuna masaya yatırıldı.
20 Aralık Pazar günü Süleymaniye Darüzziyafe’de düzenlenen panele Doç. Dr. Mustafa Yenigün, Prof. Dr. Recep Öztürk, Prof. Dr. Bahaüddin Çolakoğlu, Uzman Dr. Mecit Çalışkan ve Opt. Dr. Namık Kemal Kurt konuşmacı olarak katıldı.
Prof. Dr. Bahaüddin Çolakoğlu, mikrobun zaman içerisinde başka virüsler ile etkileşime geçerek ‘mutasyona’ uğradığını, bugün Avrupa’da 4 firma tarafından üretilen aşıların bir süre sonra işe yaramayacağını öne sürdü.
Prof. Dr. Recep Öztürk ise şu ifadeleri kullandı:
- “Aşıların kısırlık yaptığı, kansere yol açtığı, maymun beyninden, domuzdan, farelerden üretildiğine dair spekülasyonlar, şehir efsanesinden ibarettir. ‘Bilgi kirliliğine’ yol açanların hiçbirinin, konu ile ilgili herhangi bir uzmanlıkları yok. Herkes aşıya yapılan ödemeden bahsediyor, ama kimse hastalığın tedavisine yönelik yapılacak harcamaların 4 milyar doları geçebileceğini dikkate almıyor. Eğer insanlar aşı olurlarsa, virüs en azından bir süre yayılma ortamı bulamaz.”

* * *

Her alanda başarısız olan iktidar, sağlık sektörünü de ‘siyasete’ ve ‘ticarete’ alet ederek, insanların hayatıyla oynamaya başladı.
Bakan, herkesi ‘aşı olmaya’ çağırıyor.
Başındaki zat ise, “Ben aşı olmam, aileme de yaptırmam” diye kestirip atıyor.
Uzman Dr. Mecit Çalışkan’a göre meselenin ‘sosyo-psiko’ boyutu ihmal edildi, toplumda görülmemiş bir ‘paranoya’ oluştu.
Huzursuzluk, ‘güven’ bunalımını doğurdu, ‘ruh sağlıkları’ bozulan insanlar ‘kime’, ‘neye’ inanacaklarını şaşırdı.
Vatandaş, gribe yakalanmamak için işine gitmiyor, çocuklarını okula göndermiyor.
Bazıları, “Baştaki aşı olmuyorsa, mutlaka bir bildiği var” saikiyle hareket ediyor.
Bazıları, gazetecileri arayıp “Çocuğumu aşı yaptırayım mı?” diye soruyor.
Aşılanmada vatandaşın kafası karışık.
Ama ‘hekimlerin’ de kafası karışık.
Türkiye’nin şimdilik 500 milyon dolar ödediği aşıların, dışarıda Dünya Kiliseler Birliği’ni, içeride de bir takım ‘tarikat mensuplarını’ zengin ettiği muhakkak.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş