'Dönekliğin' kitabını yazan 'The Taha', yerine veledini* mi yetiştiriyor

İsrafil K.KUMBASAR

Döneklik bir ’erdem’ değildir.
Ama, ‘ayıplanacak’ bir eylem de değildir.
İnsanlar bazen, inanmasalar da, ya ‘görev icabı’, ya ‘şahsi hesaplar’ icabı, ya da ‘şartlar öyle gerektirdiği için’ bir düşünceyi savunuyormuş gibi yapabilirler.
Tabii, buldukları ilk fırsatta da ‘asıllarına’ rücu ederler.
Herkesin ‘edep’ dairesinde dönüşüne kerhen de olsa saygımız vardır.
Tamam, dönebilirler.
Ama bazıları, tam ‘yüz seksen derece’ dönüş yapmalarına rağmen ‘eski ekmek dükkânlarını’ da bir türlü terk edip gitmek istemezler.
Aksine, sağa sola ‘zikzaklar’ çizip ‘gerçeği’ keşfetmiş, ‘doğru yolu’ bulmuş, ‘hidayete’ ermiş bir ‘ağabey’ pozisyonuna girerek, eski dava arkadaşlarına ‘akıl öğretmeye’, ‘yol göstermeye’ koyulurlar.
Onları da kendi istikametleri doğrultusunda ‘yönlendirmeye’ çalışırlar.
‘Kaale alınmadıklarını’ hissedince bu sefer, eski düşüncelerinin ne kadar ‘ilkel’, ‘kaba’, ‘çağdışı’ bir şey olduğundan dem vururlar, yetmez eski düşünceleri ile ‘dalga geçmeye’ yeltenirler.
O da kesmeyince, nihayet, başlarlar eski dava arkadaşları hakkındaki ‘üstü kapalı’ ne kadar sır varsa, birer birer ortalığa döküp saçmaya.
İşte bu noktada, ‘döneklik’ şahsi tercih olmaktan çıkıp, ‘ahlaki’ açıdan ‘ayıplanacak’ bir niteliğe dönüşür.
Ve bir zamanlar sırtlarına basarak yükseldikleri, ‘merdiven’ konumundaki eski dava arkadaşlarına da ‘üzerine basa basa’ şu sözleri haykırmak düşer:
- “Madem ki döndün, o zaman defol git aramızdan, öyle ikide bir kıvırtıp da ne asabımızı bozuyorsun?”

* * *
Türkiye, bir ilke daha şahit oldu.
Evet, belki inanamayacaksanız, ama ‘dönekliğin kitabı’ yazıldı.
Hem de kim tarafından biliyor musunuz?
Taha Akyol.
Hani şu bir zamanlar, Türk milliyetçiliğinin ‘yaşayan teorisyenlerinden’ biri olarak kabul edilen, Milliyetçi Hareket Partisi’nde Genel İdare Kurulu Üyeliği’ne kadar yükselen zat.
12 Eylül öncesinde Hergün gazetesinde yazdığı yazılar yüzünden yüzlerce vatan evladının toprağa veya hapislere düşmesine sebep olan Taha Akyol, 12 Eylül sonrasında şartlar değişir değişmez birdenbire ‘keskin’ bir dönüş yaptı.
Kendisi ile ‘anayasal vatandaş’ olmasının ötesinde, aramızda ‘soy’ itibari ile herhangi bir bağımız bulunmayan Taha Akyol, şimdi Milliyet gazetesindeki yazılarının yanısıra ‘Amerikan desteği’ ile kurulan CNNTürk’te de ‘eğrisi’ ile ‘doğrusu’ ile iktidar partisine methiyeler diziyor.
‘Küreselleşmenin’, ‘liberalleşmenin’, ‘serbest piyasa ekonomisinin’ tetikçiliğini yapıyor.
Akyol, bugünlerde ‘geçmişinden nemalanmak’ amacıyla Hergün’de yayınlanan yazılarını ‘Tarihten Geleceğe’ isimli bir kitap haline getirerek piyasaya sürdü.
Üstelik kitabı hiç utanıp sıkılmadan Türk milliyetçiliğinin yetiştirdiği en büyük düşünce adamlarından biri olan Prof. Dr. Erol Güngör’e ithaf etti.
Güler misiniz, ağlar mısınız?
Akyol, amacını şöyle açıklıyor:
- “Hızla değişmekte olan Türkiye’de bir yazarın çeyrek yüzyıl önce ne düşündükleriyle bugün ne düşündüklerinin okuyucuya sunulması ve takdirinin okuyucuya bırakılmasıdır.”

* * *
‘Aslı’ az gelmiş olacak ki şimdi de ‘Ceyar’ı çıktı karşımıza.
Taha Akyol, herhalde ‘yerini’ doldursun, ‘gelecek nesillere’ örnek olsun diye bir de ‘hayırlı evlat’ yetiştiriyor.
Adı Mustafa.
Babasının izini takip eden Jr. Akyol, iktidar partisinin güdümündeki Star gazetesinde yazdığı yazılarda ‘AB faziletlerinden’ dem vurup, ‘ABD ile ilişkilerin’ faydalarından bahsediyor.
İngiltere Parlamentosu’nda düzenlenen ‘diyalog’ toplantısına ‘fikir’ amcası Mümtaz’er Türköne ile birlikte katılan Jr. Akyol, babasının dönüşümü ışığında kaleme aldığı ‘Kürt sorununu yeniden düşünmek’ isimli kitabında, bakın neler zırvalıyor:
l “Bugün gelinen noktada artık Kürt sorununu, uzun süre söylendiği gibi ‘dış mihraklar’ın kumpaslarına indirgemek mümkün değildir. Sorun, şu ya da bu ‘dış mihrak’var olduğu için değil, Kürtler var olduğu için vardır.”
l “Devlet Bahçeli, 04.05.2005 günü yaptığı basın toplantısında ‘millet’tarifi konusunda, ‘kan ve soy birliği’ni değil ‘vatandaşlık’bağını öne çıkarmıştır. Bu, Kürt vatandaşlardan da kabul etmeleri ‘rica’edilebilecek bir tanımdır.
l “Türkiye Türk’tür, Türk kalacaktır gibi sloganlar, ‘vatandaşlık bağı’nı değil de etnik bir kategoriyi ifade eder gibi duruyor.”
‘Katranı’ ne kadar kaynatırsanız kaynatın, demek ki bir türlü olmuyormuş ‘şeker’.
Babasına bakın, oğlunu alın.
(*): Arapça’da ‘oğul’ veya ‘çocuk’ anlamına gelir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş