Dr. Bahçeli, başörtüsü meselesinin çözümünde gerçekten samimi mi?

İsrafil K.KUMBASAR

3 Kasım 2002 seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ni barajın altına öteleyen en önemli faktörlerden birisi de başörtüsü meselesiydi.
MHP, 18 Nisan 1999 seçimleri öncesinde özellikle dindar kesimin yoğun olduğu bölgelerde seçim stratejisini şu eksen üzerine oturtmuştu:
- “Ürkeklere değil, artık erkeklere oy verin.”
28 Şubat sürecinde baskı alınan kitleler, ‘ülkücü sözüne’ güvenerek tercihlerini bu kez ’Fazilet Partisi’yerine MHP’den yana kullanmaya yöneldi.
Siyasi tarihinde ilk defa büyük bir sıçrama yapan MHP, yüzde 18 oy alarak Meclis’e ’ikinci parti’ olarak girmeyi başardı.
Ancak 57’nci Cumhuriyet Hükümeti’ne ortak olduktan sonra, meydanlarda verilen sözleri unuttu.
Bırakın verilen sözleri, Antalya Milletvekili Dr. Nesrin Ünal’ın Meclis’teki yemin yöreninde ’başındaki örtüyü’ neden çıkardığını dahi doğru dürüst kamuoyuna anlatamadı.
Seçim yaklaşırken, sokak sokak, ev ev, kapı kapı dolaşan AKP militanları, MHP karşıtı propagandalarını şu eksen üzerine kurdular:
- “MHP ne yazık ki erkek değil, ürkek çıktı.”
Bülent Arınç ise, Kahramanmaş’ta şöyle gürledi:
- “Başörtüsü meselesi namus borcumuzdur.”
MHP, barajın derin sularına gömülürken, AKP oyları silip süpürerek tek başına iktidara geldi.
Ancak, AKP 5 yıllık iktidarı boyunca meseleyi köklü bir çözüme kavuşturmak yerine, ‘istismar malzemesi’ olarak el altında tutmayı yeğledi.

* * *

BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, yerel seçimler öncesinde yeniden başörtüsü meselesine sarılıp ’siyasi şova’ başlayınca MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, ilk defa kendisinden beklenmeyecek bir çabuklukla restini çekti.
Erdoğan’ın açıklamalarını tutarlı ve samimi bulmadığını belirten Bahçeli, şöyle dedi:
- “Gerçekte Sayın Erdoğan’ın ve partisinin başörtüsü meselesini çözmek gibi bir niyetinin olmadığı beş yıllık icraatıyla sabittir. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimindeki gerginlik, kutuplaşma ve mağduriyet oyununu yeniden tekrarlamak istiyor.”
Devletin sunduğu hizmetlerden yararlanmada eşitsizliğe yolaçması nedeniyle başörtüsü yasağına karşı olduklarını belirten Bahçeli, şu teklifi yaptı:
- “Mevcut Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasına yapılacak ek bir ifade ile mesele hukuki zeminde siyasal ve toplumsal gerginliklere yol açmadan çözüme kavuşacaktır.”
Başörtüsü konusunda herhangi bir yasaklayıcı yasal düzenleme bulunmadığının bilindiğini ifade eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
- “Bu konudaki muhalif görüşlerin temel dayanağını Anayasa Mahkemesi’nin 1989 yılında aldığı bir karar oluşturuyor. Önerimizin kabul görmesi halinde, bu konu etrafındaki her türlü tartışma, cepheleşme ve iktidar partisinin yıllardır devam eden istismarı son bulacaktır. MHP, bu konunun kalıcı ve kesin çözümü için yeni anayasayı beklemeden TBMM’yi bir an önce göreve davet etmektedir.”

* * *


Demek ki meselenin çözümü, bu kadar basitmiş.
Türk milletinin her ferdinin çözüme kavuşmayı bekleyen her meselesi, aynı zamanda ‘Türk milliyetçilerinin’ de meselesidir.
Ancak, kafamızda ’cevabını’ hâlâ bulamadığımız bir takım sorular var:
Meselenin çözümü madem ki bu kadar basitti de, Dr. Devlet Bahçeli, ikinci büyük ortağı olduğu 57. Cumhuriyet Hükümeti döneminde bu meseleyi neden hiç gündeme getirmedi?
Hep kendisi ’ikna’ olurken, koalisyon ortakları olan Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz’a neden bu konuyu açıp, çözüm noktasında onları ikna etmeyi hiç aklının ucundan geçirmedi?
İmam Hatip Okulu öğrencileri bileklerine kelepçe vurulup emniyete götürülürken, MHP habire oy kaybederken, neden hep suskun kaldı, yoksa ’bedel ödemekten’ mi korktu?
Bu meselenin, yeri ve zamanı geldiğinde ’inanç hortumcuları’ tarafından mutlaka ‘istismar malzemesi’ olarak kullanılacağını bilmiyor muydu?
Tayyip Erdoğan, yerel seçimler öncesinde bu meseleyi kaşıyarak, yeniden yelkenlerini şişirmeye başlayınca mı aklı başına geldi.
Dr. Devlet Bahçeli bu meselenin çözümü konusunda gerçekten samimi midir?
Yoksa o da Tayyip Erdoğan gibi siyaset icabı ’tribünlere’ mi oynuyor?
Eğer öyle ise, bu oyun ilk seçimde kime ya da kimlere yarayacak?
Süreci hep birlikte izleyeceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş