Dr. Devlet Bahçeli, İmralı'daki katilin de elini sıkacak mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Avrupa Birliği sürecine ‘devlet politikası’ adına destek verip, Türk milleti kavramını ‘çiçek bahçesi’ ile açıklayan Dr. Devlet Bahçeli’nin örnek bir ‘devlet adamlığı’ (!) tavrı ortaya koyabilmesi için, Ankara’da düzenlenen 23 Nisan törenleri çok önemli bir fırsat oldu.
Dr. Bahçeli, önce Anıtkabir’de Kuvvet Komutanları ve Tayyip Erdoğan’ın “PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmezseniz, sizi muhatap olarak kabul etmeyiz” diye rest çekerek tokalaşmadığı DTP eski Genel Başkanı Ahmet Türk ile el sıkışıp uzun bir süre sohbet etti.
Daha sonra Birinci Meclis binasına geçen Dr. Bahçeli, arka sırada boynu bükük bir şekilde oturan Hasip Kaplan’a elini uzatıp halini hatırı sordu ve yanındaki boş koltuğu işaret ederek, “Gel Hasip gel, yanıma otur da burada seninle Meclis’in renklerini tamamlayalım.” dedi.
Ve nihayet, TBMM’de grubu bulunan partilerin genel başkanları ile toplu bir hatıra fotoğrafı çektiriren Dr. Bahçeli, araya sızmaya çalışırken protokol müdürü tarafından “Genel başkan değilsiniz aradan çekilin” diye uyarılan Ahmet Türk’ü yanına alarak poz verdi.
İmralı’daki Bebek Katili Abdullah Öcalan’ın avukatı ile el ele, göz göze çektirilen fotoğraf, A.A. tarafından ‘flaş haber’ olarak geçildi.
Ertuğrul Özkök’ün başında bulunduğu Hürriyet gazetesi, bu çok önemli (!) haberi manşetten “Devlet Mesajı” başlığı ile duyurdu.
Dr. Bahçeli, kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine kendini şöyle savundu:
- “Bu el sıkışma Birinci Meclis’in ruhuna uygun bir harekettir.”
TBMM’deki basın toplantısında, Güneydoğu’daki köy ve mezraların isimlerinin ‘Kürtçe’ olarak değiştirilmesi için bir kanun teklifi vereceklerini belirten Hasip Kaplan ise şöyle dedi:
- “Bütün partilerle diyaloğ ve uzlaşı içinde olmak istiyoruz. Amacımız bu uzlaşı içinde Türkiye’nin en önemli sorunlarına çözüm aramaktır. Bunların en başında Kürt sorunu geliyor. Bahçeli grup konuşmalarında bize en sert eleştirileri yapmasına karşın, Meclis’te bize her zaman uzlaşmacı ve uygar yaklaşımı göstermiştir. Bu yüzden şaşırmadık. Umarız Ahmet Türk’ün elini sıkmayan sayın başbakan ve ana muhalefet lideri de bundan bir ders çıkartır.”

* * *

Dr. Devlet Bahçeli, eğer sıradan herhangi bir vatandaş olmuş olsa, ‘çiçek bahçesindeki’ renkleri istediği gibi tamamlayabilir.
Ahmet Türk ile istediği gibi tokalaşabilir, Hasip Kaplan ile istediği gibi kucaklaşabilir, Mesut Barzani ile istediği gibi iletişim kurabilir, hatta İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan ile birlikte istediği gibi ‘çiftetelli’ oynayabilir.
Ama ne yazık ki ve maalesef kendisi ‘Türk milliyetçilerini/ülkücüleri’ temsil eden Milliyetçi Hareket Partisi’nde ‘Genel Başkan’ sıfatını taşıyor.
Ve onun yaptığı bu tür hareketler, Türk milletinin evlatlarının ‘kanına’ dokunuyor.
Dr. Bahçeli’nin sergilediği ‘devlet adamlığı’ (!) tavrı, ‘varlık sebepleri’ kendisine bağlı olan şakşakçıların yanısıra, İmralı’daki bebek katili Abdullah Öcalan’ı da bir hayli mutlu etmişe benziyor.
Apo, şimdi belki de hücresinde “Oh be, beni anlayan biri çıktı. Renklerin tamamlanması için sıra bana da gelecek” diye göbek atıyordur.
Bir zamanlar “Devletin başına Devlet gelecek” diye haykıranlar ise, oturup “İyi ki devletin başına Devlet gelmemiş. Muhalefette iken böyle yapan, iktidarda olsaydı kimbilir devletin başına ne işler açacaktı” diye Allah’a şükrediyorlardır.

* * *


Ey Türk milliyetçileri...
Ey ülkücüler...
Bölücülerin bugüne kadar en çok ürktükleri, korktukları, çekindikleri siyasi parti MHP idi.
Ama ne yazık ki, şimdi o partinin başında, Öcalan ve avukatlarının ‘en çok takdir ettikleri’ bir genel başkan oturuyor.
Dr. Devlet Bahçeli’nin İmralı’daki bebek katilinin avukatı ile ‘bahçenin renklerini’ tamamlamaya çalıştığı saatlerde, Şırnak’ta teröristlerin döşediği mayına basarak şehit olan üç koçyiğidin cenazeleri toprağa veriliyordu.
Belli mahfillere şirin görünebilmek için, bölücü örgütün ‘siyasal’ uzantılarını kamuoyunun gözünde ‘meşru’ hale getirmeyi kendisine misyon edinen, bir dediği bir dediğini tutmayan, şehitlerin cenaze törenlerine katılıp “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye haykırmanızdan bile rahatsızlık duyan bir kişiyi, daha ne zamana kadar ‘sırtınızda’ taşımaya devam edeceksiniz?
Dr. Devlet Bahçeli’yi ilk gördüğünüz yerde kendisine mutlaka şu soruyu sorun:
- “Apo’nun avukatı ile kucaklaşmakta herhangi bir sakınca görmüyorsun.
Peki Apo ile ne zaman el sıkışacaksın?”

Vatanın sahibi var demek lazım,
Haydi kalk, hazır ol, ülküdaş haydi.
Bu kahpe gidişe dur demek lazım,
Haydi kalk, hazır ol, ülküdaş haydi.
Ozan Arif

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş