Düğün, bayram değil

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Fanatik bir dindar, komşusu Yahudi’yi öldürür, arkadaşları sen deli misin adamın ne suçu var diye kızarlar; katil, “onun ataları Hazreti İsa’yı çarmıha germiş ben de onu öldürdüm” diye kendini savunur. Arkadaşları bu olayın üzerinden iki bin yıl geçti deyince “iyi ama ben bunu yeni duydum” der. 1937’deki olayı Başbakan ve konuşma metnini yazan danışmanlarının yeni duyduklarını var sayamayız, öyleyse düğün yok bayram yok Başbakan Dersimlileri niye öptü. Söylenti muhtelif, çoğunluk iç ve dış politikanın iyi gitmediğini, dolayısıyla Başbakan’ın gündem değiştirmek için bu yolu seçtiğini düşünmektedir. Eğer öyleyse vahim bir durum. Zira gündemi değiştirmenin bedeli halk arasına nifak sokmak ve halkın devlete karşı düşmanlığını teşvik etmek gibi pahalı olmamalıdır. Nedenlerden birinin bu olduğunu var saysak da tek başına yeterli değildir. Eski adı Dersim bu olaydan sonraki adı Tunceli olan bu küçük kentin merkez nüfusu 25 bin; bütün vilayetinki 84 bindir. İki milletvekili vardır; ikisi de CHP’nin. Son seçimde CHP % 56.1 (25.327 oy), BDP adayı % 22.96 (10.347), AKP % 16.23 (7.314), MHP % 2.16 (974) oy almıştır. Dolayısıyla AKP’nin burada bir oy çalma girişiminin olacağı gerçekçi değildir. Tunceli valiliği bilindiği gibi buzdolabı ve çamaşır makinesi gibi pahalı aletler dağıttı, ama oy dağılımı iktidar partisini tatmin etmekten çok uzaktır. Tuncelililerin çoğunluğu alacağını almış ama oyunu da istediği partiye vermiştir. Ayrıca Alevi geleneğinin yoğun yaşandığı bu yöreden AKP zihniyeti oy alamaz.
Başbakanın 1936-1938 yılları arasında yabancıların, özellikle de İngilizlerin teşvikiyle devlete baş kaldıran eşkıyaları devletin öldürmesi nedeniyle özür dilemesi sadece kendisini tatmin eder. Bütün milletler devlet kurmak ve devleti yaşatmak için savaşır ve bu savaşta insanlar ölür. Bunun için devletler özür dilemez. Kaldı ki, bütün dinler vatan için ölmeyi ve öldürmeyi kutsal kabul etmiştir.
Başbakanın Dersim fantezisi Türkiye’nin başına uluslararası bir bela açabilir. Türkiye kendi başbakanı tarafından ne olacağı belli olmayan bir yola itilmiştir. Başbakan Türk devletinin cinayet işlediğini kabul etmiştir. Dolayısıyla mağdur olan kişilerin aileleri Türkiye Cumhuriyetini önce ulusal, tatmin olmazlarsa sonra da uluslararası mahkemelere başvurarak önce tazminat, peşinden de siyasi bir bedel ödettirebilirler. Ayrıca Süryaniler, Kürtler hatta Hititler, Lidyalılar, Frigler, Asurlular ve Romalılar da belki kuyruğa gireceklerdir. Dersim olayının bir arka planı olması gerekir. Başbakan alelacele devlet suç işlemiştir ve ben de özür diliyorum diyemez. Bu basit bir oy çalma veya Kemal Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırma operasyonu olacak kadar basit bir olay değildir. Başbakan adamlarına danışmadan bu tür işleri yapmaz. Bu serinin devamı gelecek gibi gözükmektedir. Acaba sırada hangi grup veya gruplara karşı Türk Devleti özür dileyecektir. Umarız korktuğumuz başımıza gelmez. Ama bir paket makarna ile patatese iradesini satan insanlara ne olup bittiğini anlatmak yurtseverlere düşer. Türklerin uyandırılması gerekir. Zira bu iş tehlikeli boyutlara ulaşacak gibi gözükmektedir. Cumhuriyeti kuranlar ve Cumhuriyetin değerleri aşağılanmaktadır. Dersim özrü birçok şeyi tetikleyebilir. Mısır’da radikal İslamcı Müslüman Kardeşlere Tahrir meydanında İslamcı bir başbakana laiklik övgüsü yaptıran güç tehlikeli bir güçtür. Duymadık demeyin. Haydi hayırlısı.   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları