Dün yediğini unutan Başbakan!..

Ahmet TAKAN

Tayyip Erdoğan, haftaya ses tonunu oldukça yükselterek başladı ve aynen devam etti. Bugünkü yazımızın konusu Erdoğan’ın yükselen ses tonu ile birlikte çelişkileri ve kafasının ardındaki gerçek niyetleri, zikzakları..
Tayyip Erdoğan ve avenesi yazılı, ispatlı-şahitli ve hatta resmi kayıtlı gerçekleri bile yalanlamakta çok mahirdirler. Bu işleri yapmaktan hiç çekinmezler. Yüzleri adeta nasır tutmuştur. Ayakları tamamen yerden kesildiği için “Biz ne yapsak millet nasıl olsa yer” düşüncesini hiç terk etmediler.
Ama kazın ayağı öyle değil!..
Bu köşenin her satırında yazılan hakikatler belgeli, ispatlı-şahitli ve hatta bazıları da resmi kayıtlıdır.
Böyle olmaya da devam edecek.
Cesareti ve yüreği olan mahkemeye gitsin. Dindar görünümlü Başbakan ve avenesine de, Yüce Rabbim’in şaşmaz adaleti ve en son kuracağı ilahi mahkemeyi de hatırlatırım.
Orada, buradaki bir takım savcı ve hakimleri bulamazsınız. Ona göre!..
Orada, sahte “Müslüman cüppesi” ile kimseyi de aldatamazsınız. Ona göre!..
Bu arada bir şeyi daha hatırlatmak isterim:
Benim bu iktidar ve temsil ettiği zihniyet ile mücadelem şahsi değil, mensup ve hizmetçisi olduğum büyük Türk ailesi ile ilgilidir.
 Ben “Hrant” değilim..
“Ermeni”de değilim.
Ne mutlu Türk’üm.
Torosların, öp öz Yörük evlâdıyım.
Hele “Türkiyeli” hiç değilim..
Gelelim Tayyip Erdoğan’a..
Kitabın adı; “2. Cumhuriyet tartışmaları”... 1993 baskısı..
Yazarları Metin Sever ve Cem Dizdar, o zaman Refah Partisi İstanbul il başkanı olan Tayyip Erdoğan ile söyleşi yapmışlar. O söyleşiden bazı bölümler aktarayım da siz de bugün herkese posta koymaya kalkan Tayyip Erdoğan fotoğrafını daha iyi görün..
“Ancak gerek 2. Cumhuriyetçilerin gerek yeni Osmanlıcıların, toplumun düşünce ufuklarının genişlemesi, haklarının farkına varması ve bir kimlik arayışı içine girerek geçmişsiz, geleneksiz kimlik kazanmanın imkansızlığını görmesi açısından büyük faydaları olmuştur. Bu sağlıklı bir gelişme olup bunu içeren değişimden yana olmak bir zorunluluktur...”
Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri ile başlayan söyleşi devam ediyor:
“Şu an Türkiye Cumhuriyetinde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir. ‘Türkiye Türklerindir’ gibi tezler yanlıştır.”
 Soru -cevap devam ediyor:
-Bu değişim süreci içerisinde eğer ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içinde kalmak istemezlerse ne olacak?
Onun kararını yine halk verecek.
-Örneğin Kürtler, biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler..
Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir.
-Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse..
Bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa kurar. Ama kudreti yoksa..
-Buna hakkı var mıdır? Kudreti olmayabilir...
Bu hakkı kimden isteyeceği önemlidir.
-Hak istenmez. O hak meşrudur ya da değildir. Burada sorulan o; meşru mudur?
Coğrafi bütünlük içerisinde evet, ama coğrafi ayrılık içerisinde hayır.
-Coğrafi bütünlükten kastınız Misak-ı Milli sınırları mı?
Ona, orda hudut tayin edemem.
-O zaman bu hak da meşru değildir diyorsunuz
Eyaletler tarzı bir sistem içinde olabilir diyorum.
Ama bağımsız bir devlet olarak tasarlayamam diyorsunuz..
-Tasarlayamam. Çünkü bu coğrafyanın mücadelesini veren sadece Kürtler olmamıştır ki.

***


Tayyip Erdoğan’ın ’Atatürk’le ilgili düşüncesi:
“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm’e veya başkaca herhangi bir resmi ideolojiye yer yoktur. Kemalizm’in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. 2000’li yılların dünyasında ve büyük dünya ailesinin bir birimi olan Türkiye’de artık Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur.”
Tayyip Erdoğan’ın Neo-Osmanlılık ile ilgili görüşü:
“Biz hem dünya vatandaşı olarak hem Müslüman olarak, hem Orta Doğulu olarak hem de tüm ezilmişler olarak Türkiye’yi çok önemsiyoruz ve zaten Türkiyeliler olarak da buna mecburuz”
Bakın!.. Bugün kendisi için de Başkanlık sistemini isteyen Erdoğan 1993’te ne demiş:
“Türkiye şimdilik buna hazır değil. Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesi.”
Dün söylediğini bugün yalanlayan, dün karşı çıktığını bugün sahiplenen bir Başbakan’a sahibiz.
Ne güzel değil mi?
Milli Eğitimde, bugünkü yapılanların ne manaya geldiğini de merak ediyorsanız, Tayyip Erdoğan’ın 1993’teki söyleşisinden bir bölüm daha aktaralım:
“Tevhid-i Tedrisat Kanunu nelerin önünü tıkamak, nelerin önünü açmak içindi. Harf inkılabı vasıtasıyla bir ülkenin tamamının bir anda sıfır okur yazar seviyesine indirgenmesi kimlere yaramıştır?”

***


Partisinin grup toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ne demişti Tayyip Erdoğan?
“Manşetle gelen manşetle gider.”
Öyle mi?..
2002 yılı gazete manşetlerinden..
Gazetelere “mağdur ve mazlum adam Tayyip Erdoğan” imajını kuvvetlendirmek için atılan manşet(ler):
“Koç: Tayyip Bey’in 1 milyar doları varmış.”
Ve arkasından algıyı güçlendirmek için gazete manşetlerinde devam eden tartışmalar.
“Gizli Köşk Zirveleri” ve ünlü “Bozüyük Zirvesi”
Yine 17 Ekim 2002 tarihli bir büyük gazetenin manşetinden:
“Kendini, ’eziliyorum’ diye tarif eden büyük seçmen kitlesi AKP’ye yöneldi. Bu kitle, Menderes, Demirel, Özal’ı da iktidar yapmıştı.”
Sizi, geçirdiğiniz kritik ameliyattan sonra Cumhurbaşkanından bile önce ilk kim ziyaret etti, sayın Erdoğan?..
Uzun süredir pek ortalarda görünmeyen işadamı Rahmi Koç..
Belki bunları da inkâr edersiniz ama ben yine de hatırlatayım dedim, sayın Başbakan.

***


Herkese anında en yüksek ve tehditvari ses tonu ile cevap yetiştiren sayın Recep Tayyip Erdoğan herhalde acar müşavirleriniz önünüze koyduğu camlı levhalara yazmayı unuttular..
Mardin Milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkanı Ahmet Türk 16 Ocak 2011 tarihinde size Habur sürecini de hatırlatarak, “Konuşursam Hükümet altında kalır” demişti.
Halis Kasımpaşalı olmanıza rağmen hâlâ bu tehdide bir cevap savuramadınız.
Ne oldi size böyle?
Hadi çıkın yine önündeki yazılı konuşma metninin olduğu camlı levhalarla süslü kürsünüze.. Şu, Habur süreci için yağın gürleyin de görelim. Öyle bir konuşun ki Ahmet Türk sizi bir daha tehdit edemesin.
Yoksa aklımdaki şu soruya hiç cevap bulamayacağım:
“Bu Ahmet daha mı dişli çıktı?”

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş