Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildiriler Kitabı...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Okuyucularımız hatırlayacaklardır, birkaç ay önce bu sütunda Muğla Üniversitesi’nce düzenlenen “IV. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu”ndan bahsetmiş ve yazımızı “Bildirilerin bir an önce kitaplaştırılması temennimizle” noktalamıştık. Sözünü ettiğimiz bildirilerin kısa sürede 2 büyük cilt halinde (IV. Uluslararası DÜNYA DİLİ TÜRKÇE Sempozyumu Bildirileri, Ankara Nisan 2012, C. 1-2, XXVI+872+825 s.) basılmış olduğunu görmek bizi ziyadesiyle sevindirdi. 
Sempozyum koordinatörü Prof. Dr. Pervin Çapan “Ön söz”de bildiri kitabını şöyle takdim ediyor:
“Uluslararası nitelikte olan bu Sempozyum, Türkiye başta olmak üzere Balkanlar, Türk Cumhuriyetleri, Avrupa, Amerika gibi Türkoloji merkezlerinde ‘Türk Dili ve Kültürü’ üzerine çalışan akademisyenleri bir araya getirerek Türkçenin araştırılıp incelenmesini ve tanıtılmasını sağlamıştır. Sempozyum süresince Türkçenin günlük dilde kullanımındaki sorunlar ortaya konularak ticaret ve turizm alanlarında İngilizcenin etkisi ile dilde oluşan katmanlaşma tespit edilmiş, Türkçeye yabancı dillerden yapılan çevirilerle ilgili sorunların genel çerçevesi çizilmiş, dünyadaki Türkoloji merkezleri ile Türkiye’deki merkezler arasında bilimsel işbirliği ve eşgüdümün sağlanabilme şartları görüşülmüş, Türkoloji eğitimi ile ilgili sorunların odaklaştığı noktalar belirlenerek dünyadaki bilgi ve belge yönetimi örneklerinden hareketle Türkoloji bilgi bankası oluşturma yolları tartışılmıştır.”
Bildiri kitabını incelerken “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözünü hatırladım. Gerçekten de bir iş uyumlu bir şekilde ortaklaşa yapıldığında birbirinden farklı çok güzel sonuçlar çıkabiliyor ortaya. 23 ülkeden 230 bilim adamının sunduğu 191 bildiri, Türkçenin bir dünya dili olduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koymuştur. Bu konuda sadece bildiri özetlerini okumak bile Türkçenin dünya dilleri arasındaki yeri ve önemi hakkında sanırım bir fikir verecektir.
Yazımızı bildiri kitabından Prof. Dr. A. Habip Sakızlıoğlu’nun şu cümleleriyle tamamlıyoruz:
“Anadolu’da Türkçenin 600 yıllık seyrini kısaca gözden geçirdiğimizde XIII. asırdan XX. yüzyıla doğru dilimizin adım adım gelişip güzelleşmeye devam etmiş olduğunu görüyoruz ki bunda Divan şairlerinin payı büyüktür. Kanaatimizce; şiiri mûsikî bilmek, onu söz ipliğine inci dizercesine işlemek ve nihayet şiirle asırlar ötesine ses götürebilmek gibi yüce ideallere sahip şairlerimizin Türkçenin dünya dili olmasında elbette önemli katkıları olmuştur. Gerçi aynı yüzyıllarda Türkçeye özellikle Arapça ve Farsça’dan çok sayıda kelime girmiş olduğunu da görüyoruz ve ‘Keşke şairlerimiz bu konuda biraz daha hassas davranabilmiş olsalardı’ diye üzüldüğümüz de oluyor. Lakin vaktinden önce çiçek açmazmış. Güzel Türkçeye ulaşabilmek için ne yazık ki Ömer Seyfeddin’i beklememiz gerekiyormuş...”
Böyle güzel ve kalıcı bir eserin ortaya çıkmasında emeği geçenleri ayrı ayrı tebrik ediyoruz. Allah sa’ylerini meşkûr eylesin...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları